Mektup var
Evrensel gazetesi 14 Kasım tarihli sayısında, hakları için dershanede iş bırakan EED üyelerinin mektubuna yer verdi.
‘İnsanların birlikte hareket edebileceğine inanmıyorum’ dedi önce…
Birbirlerini daha önce hiç görmemiş insanlardık hepimiz. İlk defa dershanede tanıştık. Hepimiz farklı üniversitelerden, farklı sosyal çevrelerden geliyorduk. 20-25 yaşlarında 11 öğretmen. Kısa zamanda daha kaynaştık. Çünkü aynı işi yapıyor, aynı sorunlarla boğuşuyorduk. İlk olarak da dershane sahiplerinin dershane broşürü dağıtmamızı istediklerinde fark ettik birbirimizi. “Hayır!” dedik ilk başta, “bu bizim işimiz değil” Ancak dershane sahiplerinin ricaları üzerine 2 gün okul okul gezdik. Bir arkadaşımız bu dağıtımlara gelmediği için işten kovuldu sonra. Buna çok kızdık. Ancak “hayır” dediğimizde sahip olduğumuz gücü görmüştük.
Zaman geçtikçe daha çok tanıdık birbirimizi. Çalışma koşullarını da, zorluğunu da, üç beş kuruşa günde ortalama 10 saat çalışmanın ağırlığını da. Ama en zoru: babalarımızdan para istemeye ezilip büzülen bizler daha ilk ay maaşlarımız için defalarca patronlardan para istemek zorunda kaldık. İlk maaşlarımız 3, kimilerimize de 4 parçada ödendi. Maaşların 400-1200 YTL arası olduğu düşünüldüğünde parçalara bölünmesi de ücret yerine cep harçlığı oluyordu. Bundan sonraki aylarda maaşlarımızı alıp alamayacağımız hissi böylece oluşmaya başladı.
Çoğumuz daha önce ne bir eyleme katılmıştı ne de bunu düşünmüştü. Ta ki arkadaşlarımızdan birisinin Eğitim Emekçileri Derneği başkanı olduğunu öğrenene kadar. Derneğin amaçlarını ve çalışmalarını öğrendiğimizde üye olduk. Ücretler konusundaki belirsizlik, bu konuda tatmin edici bir cevap alamamak, maaş alamama durumunda borçlarımızı nasıl ödeyeceğimiz ya da ihtiyaçlarımızı nasıl gidereceğimiz soruları kimi noktalarda kararlar almamızı sağladı. Görünen oydu ki ücretlerimiz ödenmeyecekti. Ancak bu bizim açımızdan kabul edilebilir bir şey değildi.
Dershanede çalışan 11 öğretmenden 9’umuzun hemfikir olduğu kararlar aldık. Ücretlerimizi istiyorduk, net cevap bekliyorduk. Bir çok farklı görüş çıktı aramızdan. Patronlarla konuşmak, bir kez daha bir kez daha konuşmak, velilere anlatmak olmadı beklemek, parça parça almaya razı olmak ya da bunu sağlayacak net bir tutum sergilemek. Herkes düşüncelerini özgürce ifade etti. Herkes dinledi anlamaya çalıştı birbirini. Kimimiz kaygılıydı kimimiz daha kararlı.
Ücretlerimizi zamanında ve tam almak istiyorduk. Ayın son patronlarla konuştuk. Patronlarla ne bahsedilen bir ücret ödeme planı hazırlanmış ne de bir daha bahsi geçmişti. Dershane müdürüne: “yarın ayın 1’i, biz ücretlerimizin gecikmesini istemiyoruz” dedik. Ertesi gün patronlar parasız geldiler ve temsilci arkadaşı yanlarına çağırdılar. İlk sordukları soru “siz kim?”, “ne demek siz?”, “bu sektörde biz olmaz ben olur”, “bak herkesi çağırırım yanıma sonra yapayalnız kalırsın, ilk işten çıkacak olan da sen olursun” olmuştu. Yılacağımızı sandılar ancak yanıldılar. “Size 1 hafta süre biz maaşlarımızı istiyoruz!” Aradan geçen 1 hafta boyunca neler olabileceğini konuştuk hep. Ücretlerin ödeneceğine dairdi tüm değerlendirmeler. Bu yüzden diğer ihtimali düşünmek istemiyordu birçoğumuz. Ancak bu da mümkündü, ücretler ödenmezse ne yapılması gerektiği de konuşulmalıydı. Konuştuk da. “İş bırakmalıyız” dedi sesli düşünerek biri. “Eveeett!” diye cevaplandı hep bir ağızdan. Sonra sonra bu fikir tedirgin etti kimilerimizi. Çünkü fikri paylaşan arkadaş bizi bekleyen sonuçları da anlatmıştı.
Hiç eksik bırakmadan konuştuk her şeyi. “1 saat derse girmeyelim, vermezlerse sonra yine bir saat daha girmeyiz”, “öğrencilere durumu anlatacak mıyız?”, “basına haber verecek miyiz?” gibi daha bir çok şey konuşuldu. Sonuç olarak “yapıyoruz arkadaşlar” kararlığıydı ortaya çıkan. Sorun sadece Özel Doruk ABC dergisi dershanesi öğretmenlerinin değil, bugün sayıları 100 bini bulan dershane öğretmenlerinin sorunuydu. Burada sağlanacak bir kazanım tüm dershane öğretmenlerinin bir kazanımı olacaktı. Patronların dayattıkları “ben” yaklaşımlarının aksine “biz” olmak mümkündü. Biz onu yaptık başka bir şey değil. “Biz”i “ben” yapmalarına izin vermedik.
Evet işsiz kaldık. Ücretlerimizi de aldık ama. Son birkaç gündür aldığımız çok sayıda telefon, sitemize gelen yorumlar, kimi dershanelerde iş bırakma eyleminin coşkuyla karşılanması düşünüldüğünde kazanılmış çok şey var. Dostluğu, kardeşleşmeyi, birlikte mücadele etmeyi öğrendik ve yaşadık. Bunu her bir dershane öğretmenine, iş güvencesiz, işsiz öğretmene taşımak için elimizden geleni yapacağız.
Bu kategorideki diğer kayıtlarımız
Yorum Ekle