KAPAT

Parolamı unuttum »

KAPAT

(En az 4 karakter)

(Üyelik onayı bu adrese gönderilecektir.)


(En az 6 karakter)

Metni Büyüt Metni Küçült
17 Eylül 2008

Tahsildar öğretmenler

Sitemize yorum olarak gelen Handan öğretmene ait yazıyı sizlerle paylaşmak istiyoruz.
Çok önemli bir konudan bahsetmişsiniz. Öğretmenlerin Milli Eğitimin okullardaki neredeyse tahsildar memurları haline getirilmelerinden. Ben de bu durumla zaman zaman yüzyüze kalan biri olarak bir kaç şey eklemek,bunu yaşayan biri olarak bunun bizi nasıl bir duygu içine soktuğunu anlatmak istiyorum.

Öğretmenlik kutsal meslek diye kazınır beynimize daha ilkokul sıralarından itibaren. 'Öğretmenim canım benim, seni ben pek çok severim' şarkılarında geçen o güleryüzlü, tüm varlığı öğrencilerine bilgiyi vermek olan, adanmış kutsal insanlar denir bizler için. Aslında denirdi demek gerekir. Bugün öğrencilerin gözünde hiç bir kutsallığımız yok. O nağmeler eski zaman şiirlerinde kaldı. Haa! bir de önemli günlerde 'önemli' adamların ağzından -söylemiş olmak için- dökülüyor artık.

Gücendiğim için söylemiyorum, öğrencinin gözünde değerimiz yok diye söylüyorum, çünkü bunu hakedecek niteliklerimizi de kaybediyoruz bizler. Bilgiyi ve bilimi veren, yol gösteren öğretmen olmayı çok önceleri yitirdik. Bize öğretmen olma yolunda verilen eğitim de dahil olmak üzere niteliksizleştirdiler. İdealist eğitmenler olma neredeyse hikaye kitaplarında kaldı. Öyle bir döngünün içinde öğütülüyoruz ki, aydın insan olmayı bırakın öğretelim bizler o vasfı kaybediyoruz ya da kaybettik mi demeliyim.

Eğitim deyince neyi anlarız? Sadece bilgiden mi ibarettir bu? İnsan olmak, karakter sahibi olmak nedir,haksızlığa başeğmemek nedir, bunlar da eğitim değil midir? Peki biz öğrencilerimize ne kadarını veriyoruz bu söylediklerimin? Öğrencilerimizi bize itaat etmeye zorluyoruz. Çünkü biz de buna zorlanıyoruz. Onları dinlemiyor anlamıyoruz çünkü dinlenmiyoruz. Kendisine yapılan haksızlığa ses mi çıkardı bir çocuğumuz sus otur diyor gerekirse kurallar yönetmeliklere uydurup cezalandırıyoruz çünkü biz de susup oturuyor,cezadan korkuyoruz. İnsan kendi gibi birini yetiştirir bugün bizler de kendimiz gibi bir nesil yetiştiriyoruz ama kendimiz için değil birileri istediği için. Öyleyse önce biz değişmeliyiz.

Tahsildarlık yapan öğretmenler deniyor, acıdır ama gerçektir. 10 yıllık öğretmenliğim boyunca bir çok kez ben de bununla karşı karşıya kaldım. Katkı payı denip sınıf öğretmenlerinin eline listeyi tutuşturduklarında gidip istemekten nasıl gocunmadık? "Beni buna zorlayamazsınız!" neden diyemedik? Okullarda verdiğimiz kurslar için kurs paralarını bize toplattıklarında neden karşı çıkamadık? Çıkamadık çünkü emirerinden farkımız kalmadı. Çıkamadık çünkü o üç kuruşa muhtaçtık. Çıkamadık çünkü anlamımızı unuttuk. Bunların hiç birisi bahane değil olamaz olmamalı. Öğretmenlğin anlamı bu değil.

Ben öğretmenim anlamını yitirmiş binlerce öğretmenden biriyim.Ama artık, artık anlamını yitirmeye boyun eğen binlerce öğretmenden biri olmak istemiyorum.

Tarih Öğretmeni Handan
17 Eylül 2008

Yorum Ekle