KAPAT

Parolamı unuttum »

KAPAT

(En az 4 karakter)

(Üyelik onayı bu adrese gönderilecektir.)


(En az 6 karakter)

Metni Büyüt Metni Küçült
23 Ağustos 2008

Patron patrondur!

Aşağıdaki yazı İzmir Bergama'da dershane patronu olan Cenk Hoca tarafından 23.08.2008 tarihinde sitemize yorum olarak gönderilmiştir. Yazının içeriği itibariyle bu şekilde yayınlamayı uygun gördük. (Not: Başlık site yöneticileri tarafından belirlenmiştir)
Patron patrondur!
Arkadaşlar merhaba. Ben de yukarıda sayılan tüm sıkıntıları ( maaş alamama, sigortasız çalıştırılma, iki şubede birden çalışma, asgari ücret altı maaş alma ya da alamama...) 4 yıl boyunca yaşadım. 2 sene önce hayatımda önemli bir karar verdim ve dershane patronu oldum. Bunu yaparken belirli bir sömürülme geçmişim olduğu için oldukça tecrübeliydim. Neyse, özetle “bir öğretmen ne ister patron nasıl vermez ?" adlı filmi hepiniz gibi ben de biliyordum. Bu nedenle kendime söz verdim, asla emek sömürmeyeceğime dair. Şu anda ben İzmir Bergama'da bir patronum. Velilerim ve öğrencilerim patron olduğumu bilmiyor. Öğretmenlerimden önce işime geliyorum (07.45) onlardan sonra çıkıyorum (19.00). Yani hep beraber çalışıyoruz. Onlar 08.30–13.05 ve 14:00–18:00 arası çalışıyorlar. Benim en az kendileri kadar çalıştığımı gördükleri için çalışana olan saygılarını yüzlerinden okuyabiliyorum. Tabi saygı karşılıklı. Şu anda sektörümüzde sıkıntı var, maalesef bu bir gerçek. Ama gerçek olan bir şey daha var o da yaşama hakkımız. Büyük kentlerde üniversitelerin ilgili bölümlerinden mezun bulmak kolay olduğu için patronlar da "biri gider diğeri gelir" mantığıyla rahat hareket ediyor ve yeni mezun bir arkadaşa bırakın asgari ücret sigortayı toplamda 200 ytl bile vermiyor. Sigorta da bilindiği üzere sadece hayal. Bir hayalim var paylaşmak istediğim: keşke özel öğretim bakanlığımız olsa ve tüm özlük haklarımız ve maaşlarımız yasalarla korunsa, maaşların belirlenmesinde sadece hizmet yılına bakılsa, branş ya da cinsiyet etken olamasa... Benimki şu anda hayal belki ama en azından kendi kurumumda bunu yapıyorum ve oldukça huzurluyum. Övünerek söylüyorum ki mezun olmamış bir öğretmenle çalışmıyorum ( zaten mezun olmamış kişi öğretmen de olamaz ), her öğretmenimin sigortası 30 gün üzerinden yatıyor, dersi olmayan öğretmenim kurumda beklemek zorunda değil, sabah dersi geç başlayan öğretmenim 08:30'da kurumda olmak zorunda değil, odama girmek için kapımı çalmalarına gerek yok ve tüm çalışan arkadaşlar hak ettikleri maaşlarını alıyor. Her öğretmenimin doğum gününde yarım saat de olsa tüm çalışanlar beraberce pasta yiyoruz. Benden daha fazla kazanan başka dershane patronları var burada; ama olsun ben mutluyum. Bu arada sizlere bazı tavsiyelerim olacak, belki işlerine yarar. Ben İzmir'in bir ilçesinde eğitim kurumu ( dershane )sahibi bir rehber öğretmenim. Çalışacaksanız taşrada çalışın. Mümkünse ilçe olsun ve mümkünse şehirde üniversite olmasın. O zaman patronun "senden çok var "deme şansı kalmaz. Taşrada kiralar ucuzdur, taşrada öğrenci daha duygusaldır, taşra da veli dünyayı ben yarattım edasında değildir.bir de eğer ki şu ana kadar bir dershaneyle anlaşmadıysanız bilin ki siz patrondan güçlüsünüz. Çünkü bu vakte kadar kadrosunu kuramadıysa o patron kim olursa olsun panikler, sizin şartlarınıza yaklaşır. Kasım ve nisan ayları da oldukça önemlidir çünkü erkek öğretmenler askere gitmek zorundadır. "bunlar ancak seneye bana uyacak tavsiyeler" derseniz sadece bilginiz olsun Manisa soma sınav dergisi dershanesi ve Manisa demirci bil dershanesi her branştan öğretmen arıyor.zaman olmuş 22 ağustos, kadroda eksikleri var işte size fırsat. Bir de bir rica olur ya bir arkadaşım gider orada başlar işe sakın o patron denen şeytana bunları anlatmasın. Gün gelir her patron bunu size ya da daha pek çok emekçiye karşı kullanır. Bu yazdıklarımı lütfen ciddiye alın ve bana inanın. 2002 yılında stajyer öğretmen olarak ilk defa dershanede çalışmaya başladığımda ( stajyerliğim o yıl kalkmadı ) kurum sahibi şahıs beni çağırıp masasındaki o elmaları soydurmasaydı uyanamazdım. Benim gibi düşünüp uygulama şansı bulan arkadaşlarla çalışmanız ümidiyle...

Cenk


Patron patrondur!

Öncelikle Cenk beye ilgisi için teşekkür ediyoruz. Daha önce yazmış olduğu yorum teknik bir sorun nedeniyle silinmişti. Cenk beyin sitemize yorum olarak gönderdiği ve başlığı(patron patrondur) bize ait olan bu yazıyı ise farklı içeriği nedeniyle yorum olarak değil bir yazı olarak yayınladık.

Başlangıçta, samimi, içeriden ve inandıklarını paylaşan bir özelliğe sahip olma havası içeren yazı hayatın gerçekleri ve her birimizin birebir yaşanmışlıkları üzerinden bir kez daha okunduğunda gerçeklerin böyle olmadığını düşündük. İş yeri gezilerimizde karşılaştığımız öğretmenlikten gelme pek çok dershane patronundan duymaya alışık olduğumuz cümlelerdi çünkü bunlar. Söz konusu bu patronların çoğu kaşarlanmış kişilerdi. Cenk beyin böyle olmadığını düşünüyoruz elbette. Ancak onun; “sigortaları tam yatırıyorum”, “hak ettikleri maaşı alıyorlar” ya da “benden daha çok kazanan dershane patronları var ama ben mutluyum” vs. “çalışanları sömürmüyorum” a çıkacak biçimde inanarak söylediklerinin yaşamda bir karşılığının olmadığını düşünüyoruz.

Dershanelerde yaşanan azgın sömürü dalgası karşısında bir takım dershane öğretmeni kendi işini kurmak ve kendi kendinin patronu olmak ( ne demekse!) ister. Yanı başında aynı işi yapan öğretmen arkadaşı ile el ele verip bu azgın sömürü düzenine karşı mücadele etmek yerine zengin olmayı, patron olmayı hayal eder. Ona öğretilen budur, her koyun kendi bacağından asılır çünkü. Bankadan alınan krediler, gazeteye verilen “stajyer öğretmen aranıyor” ilanları, evlere yapılan ücretsiz kurs gezileri ile bu “hayal” çok rahatlıkla gerçekleştirilebilir. Zaten dershane öğretmeni olarak çalışıldığı yıllar içerisinde dershane piyasasına değin her türlü kirli işler istenmese bile öğrenilmiştir. Cenk beyin de belirttiği gibi bu film zaten izlenmiştir. Dershanede birkaç yıl çalışmış herhangi bir dershane öğretmeninden daha “iyi” patron olamaz bu kurumlar için.

Cenk bey yakın dönem içerisinde her ne kadar dershane öğretmenlerinin yaşadığı bütün sorunları yaşamış olsa da o artık bir dershanenin patronudur ve onun ücret karşılığı çalıştırdığı dershane işçileri vardır. Dershanede çalışan öğretmenlerin, sigortaları aldıkları maaş üzerinden mi yoksa asgari ücret üzerinden mi yatırılmaktadır?, aynı branşta çalışan öğretmenlerin maaşları aynı mıdır?, yol ücreti, yemek paraları ödenmekte midir?, öğretmenler yönetimde söz hakkına sahip midirler?, örgütlü müdürler mesela? gibi soruların sayısını artırmak mümkündür elbette. Bu sorulara verilecek net ve samimi cevaplarda saklıdır tüm gerçekler de. Sorun Cenk beyin şu an bizlerin yaşadığı sıkıntıları yakın zamanda yaşamış olmasından kaynaklı dikkatli davranıyor olması ya da diğer patronlara göre görece daha insaflı olması ile çözülemeyecek bir sorundur. Sorun toplam gelirin onun kasasında toplanması ve bu gelirin nasıl paylaştırıldığı ile ilgilidir.

Bugün İzmir Bergama’da dershane sayısının az olması, Cenk beye ve diğer ortaklarına özellikle ücret konusunda rahat davranma olanağı sunmuş olabilir. Ancak yarın Türkiye’nin tüm il ve ilçelerinde olduğu gibi Bergama’da da dershanelerin sayısı arttığında Cenk öğretmenin kurduğu dershanenin ayakta kalabilmesinin tek yolu maliyeti düşürmek olacaktır. Tam da bu noktada dershanelerde en büyük gideri oluşturan öğretmen ücretleri yaşanan rekabet karşısında en asgari düzeye indirilecektir. Bu dershanelerin ilk ortaya çıktığı 74’ten günümüze kadar da böyle olmuştur, olmaya da devam edecektir. Cenk beyin sahip olduğu benzer küçük işletmelerin böylesi acımasız bir rekabet ortamında dayanma şansı yoktur. Bu rekabete dayanmanın tek ve yegane koşulu da büyük oynamaktan geçer. Bu oyunun içinde de öğretmenleri daha çok çalıştırmaktan, daha az ücret ödemeye kadar bin türlü yöntem vardır. Cenk beyin bugün inanarak söylediklerinin bir gerçekliliğinin olmadığı o zaman daha net ortaya çıkacaktır.

Sonuç olarak; Sitemize ulaşan bu yazıda konuşulması gereken bakanlık önerisi de dahil bir çok önemli nokta vardır elbette. Ama bizce bu kadarı yeterli. Cenk beyle mutlaka tanışmak istediğimizi de buradan iletmek istiyoruz. Sahibi olduğu dershanesinde çalışan eğitim emekçisi arkadaşlarla da tanışıp onlarla birlikte Cenk beyle örnek bir sözleşme bile imzalayabiliriz.
EĞİTİM EMEKÇİLERİ DERNEĞİ




Yorumlar

siya | 24 Ağustos 2008 17:53
öncelikli slm ve saygıları bekirtiyorum.bende bir eğitimciyim.cenk hocanın söylediği söylemler kendi açısından sıkıntılarını söylemektedir.doğrudur dershanelerde öğretmen arkadaşlar sömürülmekte ve ekemlerinin karşılığını almamaktadır.zaten gerçek anlamda eğitimci olan arkadaşların hiçbiri gerçek anlamda dershanelerde çalışırken parayı düşünmemektedirler.çalışanlarında eğitim emekçisi olduklarına inanmamaktayım.çünkü eğitim emekçisi eğitimi bir sektör olarak görmez bu sadece kapitalist sistemin kazanç politikasıdır.bir diğer konu cenk hocanın belirttiği kendisinin çalışanına yaşadıklarına yaşatmadığı ama buda sermayeyi çoğaltma politikası olamaz mı?unutmamak gerek ki PATRON İSTEMESE DE SÖMÜRÜR!SLM VE SAYGILAR TEKRARDAN
dehliz | 24 Ağustos 2008 19:27
KURUMLARDA ORTAKLARIN ÖĞRETMEN OLMASI BİR ÇOK AÇIDAN DEĞERLENDİRİLEBİLİR.DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY İSE İNSAN DOĞASIDIR.NE ÖĞRENTMEN YÖNETİCİLER NE ÖĞRETMEN ORTAKLAR GÖRÜLMÜŞTÜR Kİ DAHA SONRA PATRONCUK VE PATRONİÇE OLMUŞLARDIR.İNSAN DOĞASINI DEĞİŞTİREMZSİN GÜÇ KİMİN ELİNDEYSE KULLANIR.DAHA ÇOK YENİ OLDUĞU İÇİN İDEALİST BİR YAKLAŞIM İÇİNDE OLAN ARKADAŞIMIZ PARDON PATRONUMUZ UMARIM YAZDIĞINI YAPAR YA DA DEVAMINI GETİRİR.YEREL DERSHANELERİN DURUMLARI ORTADADIR.KENDİSİNE BAŞARILAR DİLİYORUM.DERSHANESİNDE ÇALIŞAN ÖĞRETMENLERİNE BU SİTEYİ TAVSİYE ETMESİNİ DİLİYORUM. ... DAHA GİDECEK ÇOK YOLUMUZ VAR...
berna | 24 Ağustos 2008 21:16
Merhaba Cenk PATRON bey'in yazısını okuduğumda birden nasıl da insaflı, işçisini (pardon değer verdiği emekçi öğretmenini)nasıl da incelikle düşünüyor empati kurmasına bile gerek yok zaten kendiside aynı şeyi yaşamış onda patron zihniyeti yok diye düşünüveriyor. Hele ki verdiği değerli öneriler.. Nasıl gözü açık olmalıyız, patronun hangi açıklarını yakalamalıyız, kendi yaşam alanlarımızı isteklerimize, düşlerimize göre değilde nasıl sadece karnımızı doyuracak kuyruğu daha sıkışık patronların var olduğu ilçelere göre seçmeliyiz biz niye bunları düşünemedik ki"haydi öğretmeler ilçelereeeee!!" okudukça duygulanıyorum tanrım ne hassas patronlar var!

Şimdi Cenk Bey çok merak ediyorum hani kendinize ben patron değilim diyorsunuz ya ben buna ikna olmadım. Demişsiniz ki herkes hakettiği ücreti alıyor kimin ne hakkettiğini kim belirliyor? bu belirleme hangi kıstaslara göre belirleniyor? Mesela yoksulluk sınırının altına düşüyormu? sigortalar 30 gün yatıyor demişssiniz sanki bir lütüf da bulunuyormuşsunuz gibi. Bu zaten zorunluluğunuz unuttunuz mu! Dersi olmadığı saatte öğretmen arkadaşlar gelmek zorunda değil diyorsunuz neden gelmeleri gerekiyordu ki? Arkadaşlar çok güzel söylemiş kurumunuzda çalışan öğretmenlerin dernekten haberi var mı? Madem bilinen anlamda bir patron değilsiniz ki evet petron patrondur(ben böyle olmadığınızı düşünüyorum çünkü bu vurgulamalarınızla çokdan patronluk ruhunuza işlemeye başlamış)buyrun toplu sözleşme yapın dernekle şartları belirleyin birlikte... Ayrıca ben özel öğretim bakanılığı buna bağlı özel okul dershane falanda istemiyorum dershanelerin özel okulların neden pıtırak gibi ortaya çıktığını hepimiz biliyoruz. Unutmayınız ki EĞİTİM HERKESİN HAKKIDIR VE PARASIZ OLMALIDIR ve bu bizzat devlet eliyle her türlü teknolojik donanım, alt yapı vb. vb. sağlanarak yapılmalıdır. O zaman ne sizin gibi insaflı patroncuklara nede yaşam alanlarımızı değiştirmeye gerek kalır. Saygılar..
lilith | 16 Eylül 2008 12:14
arkadaşlar beniim tanıdığım bir çok öğretmen arkadaş banka kredileri çekerek borçlanarak dershanelere ortak oluyor.bu insanların amacı çok para kazanmak falan değil.iş teminatı kazanmak....ben dershanecilikte öğretmenliğe başlayan herkezin dershane sahibi olmak isteyeceğini düşünüyorm biraz açık sözlü ve samimi olmakta fayda var.

Yorum Ekle