Gisan tersanesinde yeni üretilmiş bir geminin filikalarının denemesi sırasında filikaya kum torbası değil, tam 16 işçi bağlanarak bindirildi. Filika denize düşünce işçilerden Emrah Varol, Ramazan Aygün ve Ramazan Çetinkaya hayatını kaybetti.

11 Ağustos 2008-
Tersane işçilerinin sesi ölümlerle duyulmasın artık. Dayanışma ve protesto eylemlerine katılalım.

Tersane sözü İtalyanca tersana'dan gelir. Gemi yapılan yer anlamında kullanılır. Dershane ise ders yapılan yerdir. Bugünün kapitalizminde öğrencilere okul dışında para ile ders veren özel kuruluş anlamında kullanılır.
Her ikisi de ticarethanedir. Mal üretilir ve pazarlanır.
Her ikisinde de işçiler çalıştırılır.
Tersane işçisi işçiliğini bilir. Dershane işçisi ise özel bir meslek geleneğinden gelmektedir, kendisine halen “öğretmen” denir.
Ürettikleri artı-değerdir.
Öğretmenin faydalı emeği, dershanelerde meta-bilgi/eğitim paketlerinin hazırlanması ve öğrencilere OKS, ÖSS, KPSS'lerde tüketmek üzere yüklenmesi yoluyla gerçekleşir. En kısa zamanda en etkin verim ilkesine göre nicelikselleştirilmiş, bir koşu bandında, fabrikadaki bir akan bantta iş yetiştirmeye benzer bir hızla çalışma esasına göre işler. Dershanelerde öğretmen emeği, derslerin eğitsel metaların pazarlanması olarak şekillendirilmesi sonucu, her türlü nitelikten soyularak nicelikleştirilmektedir. Bu, geleneksel eğitim sürecinde hakim olan şu veya bu düzeydeki kullanım değerleri esasının tahrip edilerek yıkımıdır. Tümüyle değişim değeri, yani kapitalist değer ve artıdeğer yasası temelinde yeniden yapılanması anlamına gelir. Eğitimdeki yapısal dönüşüm programının temel çizgilerinden biri, her düzeydeki eğitim emekçisini vasıfsızlaştırma, standart, metalaşmış hazır bilgi-eğitim paketlerinin vasıfsız aktarıcısı/pazarlayıcısı haline getirmektir. Bu, kapitalizmin, her türlü emeği, basit emeğe indirgeme yasası gereğidir.
Tersaneler Tuzla'da toplanır. Dershaneler büyükşehirlerde, Kadıköy, Bakırköy, Kartal, Kızılay, Çankaya gibi havzalarda öbeklenir.
Tersanelerde vasıfsız ve eğitimsiz emek tercih edilir. Dershanelerde de çalışan öğretmenin standart bir işi yapması, konuyu soru çözmeye dönük ve buna yetecek kadarıyla aktarması beklenir.
Patronlar için dershane işçisinin de, tersane işçisinin de “az okumuşu” makbuldür. Hakkını aramayanı makbuldür. İşini yapan, ötesine karışmayanı makbuldür. Örgütsüzü makbuldür.
Tersane işçisinin yaşam ve çalışma koşulları, tersane işçisi ölünce toplumun gündemine gelir.
Dershane işçisinin yaşam ve çalışma koşulları, dershane öğretmeni kendisini öldürünce!
Her ikisi de objektif olarak, nesnel olarak iş cinayetidir.
İş cinayeti olmadan, kan dökülmeden, insanlar ağlamadan büyük medya açmaz kapısını işçiye çünkü; gerçek bu...
Her ikisi de bireysel sözleşme yapar patronla. Sözleşmede işten çıkarma hakkı tek taraflı olarak patrondadır. İşçinin hakkı yoktur. Ancak bir sınıf olarak işçi güçlüdür çünkü, tek başına ise bir hiç!
Üstüne üstlük dershane işçisi, öğretmenlik yapabilmek için, emekgücünü satabilmek için sırf, patrona boş senet imzalamaya hazır ve zorunlu kalır sıkça, biliyor musunuz?
Her iki sektörde de işe girenin arkasında yığılmış dev bir işsizler yığını ve kapitalist rekabet yasasının ağır, ezici, aşağıya çeken koşulları sözkonusudur. Tersane işçisi, “ölse de“, ölümü göze alarak bu yüzden çalışmak zorunda kalır. Dershane öğretmeni de rekabet yasasını içselleştirmek!

Dershane öğretmenleri diplomalı işsizlerden seçilir. Onlar üniversite mezunu işçilerdir. Tersane işçiliği için diploma gerekmez. Göstermelik bir eğitimin, daha çok da işin gösterilmesi sürecinin ardından işe alınırlar.
Bekar evleri, bekarevlerinde yaşam her iki kesimde de çok yaygındır. Birinin tam bir sefalet ve yokluk, diğerinin şehirli bir yoksunluk içinde olmasına, ayrıma değil benzerliğe bakın siz: Her iki kesimde de işçi tek başına bir evin kirasını karşılayamaz durumdadır. Bir ev kurmak, evlenmek bile para biriktirerek ötelenir. Bugünün başlık parası, asgari evlenme masrafları olmuştur çünkü.
Tersane işçileri ile dershane işçileri, öğretmenler bir çok yönden farklıdır kuşkusuz. Kültürel, eğitsel, bilinçsel yönden, yaşam algısı, yaşam alışkanlıkları, şekilleniş yönünden yok sayılamayacak, kabaca üstünden atlanamayacak olan ciddi ayrımlar sözkonusudur. Ancak tarihin ilk devrimci proleter parti programı niteliği taşıyan Komünist Manifesto'da Marx ve Engels'in dediği gibi:
“Şimdiye kadarki bütün toplumların tarihi, sınıf savaşımları tarihidir. Ne var ki, bizim çağımızın, burjuvazinin çağının ayırıcı özelliği, sınıf karşıtlıklarını basitleştirmiş olmasıdır. Tüm toplum, giderek daha çok iki büyük düşman kampa, doğrudan birbirlerinin karşısına dikilen iki büyük sınıfa bölünüyor: Burjuvazi ve Proletarya. “
Proletaryanın, işçi sınıfının bu iki bölüğünün kölece çalışma ve kölece yaşamaya karşı birlikte, omuz omuza mücadelesini örelim.
Her iki dinamik birbirine, “bizim tarafın” tümünün her ikisine aktığı, karıştığı, bütünleştiği oranda başarıya ulaşacak uzun soluklu bir mücadeledir bu.
Tersane ve dershane cehenneminden çıkış bu akışa katılmak, bu sesi çoğaltmakla olur. Yarın değil, hemen, şimdi, bugün ve mutlak bizim olacak o geleceğe birlikte, omuz omuza yürüyerek!
11 Ağustos 2008: Emrah Varol, Ramazan Aygün ve Ramazan Çetinkaya. Gisan tersanesinde yeni üretilmiş bir geminin filikalarının denemesi sırasında filikaya 16 işçi bindirildi. Bu işlem esnasında filika alabora olunca denize düşen işçilerden Varol, Aygün ve Çetinkaya hayatını kaybetti.
29 Temmuz: İbrahim Çelik. Kompresör dairesinde bakım yaparken meydana gelen patlama sonucu başına cisim çarptı. Hastaneye götürülürken yolda öldü.
3 Temmuz: Kemal Turan. 47 yaşındaki montajcı Turan, GİSAŞ tersanesinde ambar kapaklarından düşerek öldü.
8 Haziran: İhsan Turan. 35 yaşındaki Turan geminin ambar kapağının üzerine düşmesi sonucu yaşamını yitirdi.
17 Mayıs: Murat Çalışkan. 31 yaşındaki Kahramanmaraş'lı Çalışkan geminin güvertesinden ambara düşerek hayatını kaybetti.
17 Mayıs: Deniz Kaşıkeman. Sac montajı yaparken, 2.5 ton ağırlığında olduğu tahmin edilen sac kütlesinin üzerine düşmesi sonucu ezildi. 26 yaşındaydı.
8 Mayıs: İzzet Gider. Makine dairesinde gaz sıkışması sonucu meydana gelen patlamada hayatını yitirdi.
21 Nisan: Hakan Oğuz. Yalova'da Yaşar San tersanesinde kafa üstü düşerek hayatını kaybeden Diyarbakırlı Oğuz 18 yaşındaydı.
30 Mart: Ali İhsan Çam. Boyacı olarak çalıştığı Sedef Tersanesi'nde yüksekten düşme sonucu öldü. 31 yaşındaydı.
27 Mart: Yüksel Özdemir. Tuzla Gemi Tersanesi'nde raspacı olarak çalışırken 13 Mart'ta yüksekten düştü ve ağır yaralandı. 45 yaşındaydı.
17 Şubat: Hasan Köse. Selahattin Arslan Tersanesi'nde oksijen tüpü patlamasıyla vücudunun yüzde 80'i yandı. 24 yaşındaydı.
16 Şubat: Mikail Kavak. DESAN tersanesinde Gemkur taşeron işletmesinde kaynakçı olarak çalışıyordu. Elektrik çarpması sonucu öldü. 26 yaşındaydı.
12 Şubat: Osman Göç. GEMTİŞ tersanesinde kaynakçı olarak çalışırken kaynak dumanından zehirlendi. Mesai saatinden sonra akşam evine giden Göç fenalaşarak hastaneye götürüldü. Göç’ü doktorlar bir şeyin yok diye evine gönderdi; ancak gece yarısı fenalaşarak acilen hastaneye götürülen Göç, duman zehirlenmesine bağlı olarak kalp durması sonucu hayatını kaybetti. 26 yaşındaydı.
12 Şubat: Cevat Toy. Dearsan Tersanesi'nde tav işçisi olarak çalışıyordu. İskeleden düşme sonucu öldü. 41 yaşındaydı.
5 Şubat: Metin Turan. Şahin Çelik Tersanesi'nde raspacı olarak çalışıyordu. İskeleden denize düşerek öldü. 19 yaşındaydı.
14 Ocak: Onur Bayoğlu. Elektrikçi olarak çalıştığı Sedef Tersanesi'nde ambara düşerek öldü. 19 yaşındaydı.
Yorum Ekle