KAPAT

Parolamı unuttum »

KAPAT

(En az 4 karakter)

(Üyelik onayı bu adrese gönderilecektir.)


(En az 6 karakter)

Metni Büyüt Metni Küçült
3 Şubat 2008

Örgütlenme

Eğitim emekçilerinin demokratik siyasal mücadelesi, her gün bir yenisi karşımıza çıkarılan yasa ve yönetmeliklere karşı güçlü bir başkaldırıyla birlikte asıl olarak “emekçilere özgürlük” bayrağı yükseltildiğinde kazanılacaktır.
Örgütsüz ve dağınık kocaman bir eğitimci kitlesi... İşçi sınıfının bir parçası olan öğretmenler ordusu... Yarına dair büyük hayaller bir yana, bugüne dair asgariye düşürülen beklentiler... İşsizler ordusu içinde hizaya sokulmaya çalışılan yeni genç eğitimciler... Yanı başında oturan kardeşine yabancılaşan, en büyük rakibi gören, kurtuluşunun ancak onunla omuz omuza vermesiyle gelebileceğini unutan, unutturulan, bilmeyen öğretmenler… Karşısında ise onu giderek daha fazla dibe iten, elinde kalan son kırıntılarını da almak için yeni saldırı planlarını devreye sokan kapitalist bir sınıf...

Geleneksel sendikal örgütlenmelerve mücadele biçimleri, kapitalist üretimin yeni örgütlenme biçimi ve neoliberal saldırıları karşısında dağılmakta ve etkisizleşmektedir. Bugün eğitim emekçilerinin sendikal hareketinde de tatlı sularda kulaç atan düzen içi hareket anlayışı eğitim emekçilerini içine sokan bu cenderenin aşılmasına cevap olmaktan çok uzaktır artık. Sistemin yaşadığı dönüşüm ve beraberinde işçi ve emekçilere yönelik neoliberal saldırı bombardımanı bu denli artarken sendikal örgütlülükler herşeyden önce sermayeye siyasal olarak kafa tutabilme özelliğini kaybetmiştir. Eğitim emekçilerinin her türlü hak ve özgürlükleri anlamıyla dibe doğru itilmesine karşı militan-kavgacı mücadele perpektifinden uzaklaşılmış; emekçilere saldırı temelinde hayata geçirilen eğitim alanındaki dönüşümün karşısına siyasal bir güç olarak çıkabilme direngenliği, bugünün sendikal hareketinin ufkundan silinmiştir. İki sınıfın karşı karşıya geldiği bir arenada “sınıfa karşı sınıf” perspektifini kuşanmayan bir örgütlenme anlayışı siyasal, örgütsel ve pratik olarak da tıkanmaya mahkumdur. Bugün yaşanan da budur.

Bu perspektifsizlik, yeni eğitimci kuşağını örgütlemekten uzak olduğu kadar, eski kuşakların sendikal örgütlülüğe karşı güvensizliğini de beraberinde getirirmiş, hala içinde bir dinamizm taşıyan eğitimci kitlelerini de bir sınır içinde hapsetmeye, bu dinamizmi söndürmeye hizmet etmektedir.
Osa bugün işçi sınıfı hiç olmadığı kadar genişlemiştir. İşçi ve emekçiler, birlikteliklerinden doğacak bir güce hiç olmadıkları kadar yakındır. Kapitalist üretim ilişkilerinde ve üretici güçlerde yaşanan bu dönüşüm toplumu proleterleştirirken proletaryayı da daha fazla toplumsallaştırmaktadır. Bu durum öğretmenler içinde de bulmuştur yansımasını. Bugün artık sadece “devlet”ten maaş alan homojen bir öğretmenler topluluğu değiliz. Kapitalizmin artı-değer sömürüsüyle daha doğrudan karşı karşıya kalan sözleşmeli, ücretli ve dershane öğretmenleri ile çok daha parçalı ve bu parçalılığın getirdiği dağınıklık içinde heterojen bir kitle olmuştur öğretmenler. Yaşanan konum kaybı ile ortaya çıkan gelecek beklentisizliği en fazla da genç eğitimci kuşağını çekmiştir içine. Eğtim fakültelerinden ve Fen-Edebiyat fakültelerinden mezun yüzbinlerce öğretmen işsizlik içinde kıvranırken öğrenci olanlarını ise daha okul sıralarındayken içine hapsetmektedir bu korku ve kaygı.


Bu parçalılık ve dağınıklık, kapitalizmin rekabet olgusunu içselleştirirken en yakınımızdakine ama özünde sınıfımıza yabancılaşmamızı doğurmuştur. Bir araya gelmemizi, dağınıklığımızdan çok kendi içimizdeki rekabet engellemektedir. Sözleşmeli, ücretli, vekil, kadrolu, derhaneci diyerek bizi parçaladıklarını sananlara karşı birleşmek, bizi hergün daha fazla geleceksizliğe iten, eğreti yaşamlara mahkum eden patronlar sınıfına karşı örgütlülüğümüzle bir tehdit ve yaptırım gücü oluşturmak bizim elimizdedir. Biz bu güce sahibiz. Üretimden gelen gücümüzü kullanarak, fiili iş bırakmalarla, inatla öreceğimiz hak grevleriyle oluşturacağız bu yaptırım gücünü. Bugün bunun imkanına çok daha fazla sahibiz.

Sorunumuz ne tek başına kadro sorunudur, ne ek ders, ne KPSS... Eğitim emekçilerinin demokratik siyasal mücadelesi, her gün bir yenisi karşımıza çıkarılan yasa ve yönetmeliklere karşı güçlü bir başkaldırıyla birlikte asıl olarak “emekçilere özgürlük” bayrağı yükseltildiğinde kazanılacaktır. Şiarımız, insanın insanı sömürdüğü bir düzene karşı her türlü sömürününkalkması, insanca bir yaşam olmalıdır.

Eğitim emekçilerinin mücadele tarihinde hiçbir hareket, öğretmenlerin kendi içerisinden, onun temsilcileri üzerinden yürütülen bir eylem ve örgütlenme süreci olmaksızın doğmamışır. Bugün de öğretmenlerin yeni ve devrimci bir temelde öreceği mücadele, öncü eğitimcilerin, öncü örgütlenme biçimlerinin yaratılmasıyla, aynı zamanda grev gibi militan-hak alıcı mücadele biçimleriyle savunulan taleplerin geniş eğitim emekçileri kitlesinin içerisinde yaygınlaşmasıyla mevzi kazanacaktır. Diplomalı işsizlik kabusunun, konum kaybı ve geleceksizlik korkusunun tetiklediği bu hareket aynı zamanda biz yeni kuşak öğretmenlerin siyasal deneyimlerinin gelişmesini de beraberinde getirecektir.

Eğitim emekçilerinin hareketini güvence altına alacak, sürekliliğini ve sağlamlığını sağlayacak olan, kendi içerisinde öncü bir eğitimciler kitlesiniçıkartması, bu kesimin mücadelenin başını çekmesidir. Bugün eğitim emekçilerinin mücadelesinde yeni bir öncü eğitimciler kuşağının yaratılması zorunlu hale gelmiştir. Bu kuşak kimlerden oluşacaktır? Başlangıç olarak Eğitim-Sen başta gelmek üzere yenilgiye uğramış kamu emekçi öğretmen hareketinin tabanında yer alan diri ve mücadele deneyimine sahip kesimlerle; yeni kuşak içerisinden çıkacak ve çıkmakta olan, mücadele ederek önderleşme potansiyeline sahip genç öğretmenlerin birliğinin sağlanması gerekmektedir. Her iki kesimin içerisinde yer aldığı ve birliğinin somutlandığı öncü eğitimci birlik ve kurullarının oluşturulması hayati bir öneme sahiptir. Derneğimiz EED, en geniş öğretmen kitlesinin örgütlenmesi görevini, öncü eğitimciler kuşağının örgütlenmesi hedefinden koparmamakta, her ikisini -biri diğerini geliştirecek şekilde- birlikte ele almaktadır. Öncü eğitimciler kuşağının EED'de temsiliyeti hedefimizdir. Çünkü biliyoruz ve bilmeliyiz ki, öncü eğitimci kuşağının örgütlenmesi, öğretmen hareketinin geleceğinin örgütlenmesi demektir. Bu bilinçle çalışmalarımızı sürdürecek; öncü eğitimcileri yaratmanın adımlarını bugünden atacağız, atıyoruz.

Yeni ve eski eğitimci kuşakları çözülmeye karşı mücadele içerisine çekecek, mücadele içerisinde örgütleyecek devrimci bir örgütlenme anlayışının, yen, devrimci bir sendikal hareketin yaratılması zorunludur. Bu ise bir bütün olarak öğretmenler içinde yeşerecek olan kolektif emekçi kimliğinin, sınıf bilincinin gelişmesi ile sağlanabilir ancak. Eğitim emekçileri sınıf bilinciyle, kendisi için sınıf olma bilinciyle ayağa kalkacaktır!

Kölece yaşamaya, kölece çalışmaya karşı birleşecek, kazanacağız!
Kahrolsun Ücretli Kölelik Düzeni!



Yorumlar

bora | 7 Aralık 2008 00:57
ben izmir de bir dersanede calısıyorum herkesın yasadıklarımnı ben de yasıyorum. cok komık ama devletın verdıgı vergı ıadelerını ıstedıgımız de yok dıyorlar sızın maasınızın ıcınde odenıyor dıyorlar. salagız ya bız anlasırken oyle demısler. hep hatırlamayan dersane sahıplerı oluyor. ben bu kadar saat calısmayacaktım dıyorum yok dıyorlar sen ya da sız ogretmenler yanlıs hatırlıyorsunuz. olsun bırgun ısyerıne gelecek ssk mufettıslerıne kı durust memır gelırse herkes nelerı unuttugunu hatırlayacak dersane sahıplerı
gül | 24 Ocak 2009 21:58
ücretli öğretmen sendikal hareketlerde yer alamaz,çükü o bir hiçtir.tüüü suratınıza!dellendim yine.
MEMET EROL | 21 Nisan 2009 10:14
BOŞ İŞLERLE UĞREŞIYOR SİYASİLER ASKERLER SENDİKALRA,BİZİM GİBİ TALEPLERİ GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURLMAYA ÇOK İNSAN VAR KOCA BİR HALK VAR VE BU HALK BİRBİRİNİDE DESTEKLEMEKTEN MAHRUM BİLİNÇSİZ .KENDİ İŞİMİZİ KENDİMİZ YAPACAĞIZ.BİRLEŞİM SAVAŞACAĞIZ OKADAR.

Yorum Ekle