Sözleşmeli öğretmenler kadroya geçirilmeli, ücretli öğretmenlik uygulamasından vazgeçilmeli, işsiz 250 bin öğretmenin ataması yapılmalıdır.

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, geçtiğimiz günlerde kameralar karşısına geçti ve daha önce Hüseyin Çelik'in ve ondan öncekilerin yaptığı açıklamalara bir yenisini ekledi.
Öğretmen ihtiyacının farkındaydı, eğitim için de öğretmenler için de tüm koşullar zorlanarak gerekli çalışmalar yapılmaktaydı. Şimdi de, yıllardır yılan hikayesine dönen sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçişleri ile ilgili çalışmalar yapılıyordu.
Her haliyle seçim yatırımı olarak algılamanın hiç de zor olmadığı stratejik bir adım atılmış oldu böylece. Sayıları 250 bini çoktan aşmış işsiz öğretmenlerin, kadro bekleyen 70 bin sözleşmeli öğretmenin ilgileri bir anda bakana ve onunla birlikte hükümete dönüverdi. Çünkü onbinlerce genç diplomalı işsiz hergün kendileri ile ilgili olumlu bir haberi bekliyordu. Çünkü, 70 bin sözleşmeli öğretmen kadroya alınırsa, bu yeni öğretmen atamalarının yapılabileceği anlamına da gelmekteydi.
Bakan Çubukçu, gerekli hazırlıkların yapılarak, Maliye Bakanlığı'na sunulduğunu, bundan sonra da gereken düzenlemelerin mecliste görüşüleceği açıklaması yaptı.
Bu ilk değil son da olmayacak
Sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesi ile ilgili olarak yapılan bu tür açıklamalar ilk değil. Daha önce de bu içerikte defalarca açıklama yapılmış ancak değişen hiçbirşey olmamıştır.
Eski bakan Hüseyin Çelik'in, konu ile ilgili yaptığı 2008 tarihli açıklama hala hafızalardadır. Çelik'in yaptığı açıklamaya göre, üçüncü hizmet bölgesinde çalışan sözleşmeli öğretmenlerin 3 yıldan sonra, ikinci hizmet bölgesinde 4 ve birinci hizmet bölgesinde ise 5 yıl çalışmanın ardından kadroya geçirileceğini söylenmişti. Eğitim Emekçileri Derneği olarak, bu açıklamalar yapıldığında da, söylenenlerin ne anlama geldiğini belirtmiş bunun umut tacirliği yapmaktan başka bir anlama gelmediğini ifade etmiştik. Yanılmadık da.
Çünkü, üçüncü hizmet bölgesinde çalışan sözleşmeli öğretmenlerin 3. yılı Temmuz 2009’da dolmasına rağmen sözleşmeli öğretmenler kadroya geçirilmedi. Aksine öğretmen alımları da aşağıya çekilerek işsiz öğretmenler ordusu daha da büyütüldü.
Bakanlığı otomatiğe bağlayan Çelik'in ardından 'yeni' bir imajla göreve gelen Çubukçu'da benzer açıklamalara imza atmasına rağmen hiçbirşey değişmedi. Değişen tek şey, diplomalı işsizliğe dahil olan yeni onbinlerdi.
İşsizliğe ve işgüvencesiz çalışmaya hayır
Son yapılan açıklamaların, yıllardır bilerek sürüncemede bırakılan, tepkilerin arttığı dönemlerde yapılan açıklamalarla ve umut pompalama adımlarıyla yapılan açıklamalardan bir farkı yoktur.
250 bin işsiz öğretmenin ve işgüvencesiz çalışmakta olan 70 bin sözleşmeli öğretmenin beklediği; bir seçim yatırımı olarak gündeme gelen bu açıklamalar değildir. Sorun tek başına 70 bin sözleşmeli öğretmenin değil, yüzbinlerce işsiz öğretmenin sorunudur. Dolayısıyla, 70 bin sözleşmeli öğretmenin kadroya geçmeleri, işgüvencesiz çalışmanın ve işsizliğin son bulacağı anlamına gelmemektedir.
Eğitimde esnek çalıştırma uygulamasına biran önce son verilmeli, kadrolu-işgüvenceli çalışma biçimi hakim kılınmalıdır. Bu sadece öğretmenler için değil yardımcı hizmetlerde çalıştırılan eğitim emekçileri ve taşeron çalıştırılanlar için de geçerli olmalıdır.
Eğitim Emekçileri Derneği olarak, işsizliğe ve işgüvencesiz, esnek çalıştırma biçimlerine karşı mücadele etmekte kararlıyız. İşgüvenceli-kadrolu çalışma hakkının kazanılmasının ayrımsız tüm eğitim emekçilerinin, öğrencilerimizin ve velilerimizin ortak mücadelesinden geçtiğini de biliyoruz. İşsiz, ücretli, vekil, sözleşmeli, kadrolu öğretmenleri, dershane öğretmenlerini, öğrencilerimizi ve velilerimizi birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.
Eğitim Emekçileri Derneği
Yorum Ekle