Sistemin krizinin derinleşmesiyle birlikte her geçen gün işsizlik rakamları korkunç boyutlara ulaşıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) küçültülmüş rakamlarının bile aslında büyük oranları ifade etmesinin ardından; gerçek işsizlik rakamları konusunda devletin açıklamalarıyla halkın yaşayış biçimi birbiriyle uyuşmuyor. TÜİK’ in açıkladığı son rapora göre; işsizlik oranı, 2009’un Şubat dönemindeki yüzde 16.1’lik rekor sonrasında, 2009 yılı genelinde yüzde 14 olarak gerçekleşti. Böylece işsizlik, yıllık oran açısından son 20 yılın en yüksek düzeyine çıktı. Rapora göre erkeklerde yüzde 13.9 olan işsizlik oranı, kadınlarda yüzde 14.3’e, genç nüfusta ise yüzde 25.3’e yükseldi.
Kentsel işsizlik ise 3.8 oranında artış göstererek, 2009’da yüzde 17.4 oldu. Tarımsal üretime olan yatırımların azalması ve hayvancılığın önüne engeller konulmasıyla birlikte kırsal kesimlerden iş bulabilme ümidiyle büyük şehirlere göç edenlerin altyapı problemine neden olduğundan dem vuran hükümet, kırsal kesimlerde hayvancılığın,tarımın bitmesini ve büyük şehirlerdeki işsizlik problemini gözmezden geliyor.

Sadece; iş aramayan kadınların işsiz olarak sayılmadığı düşünüldüğünde bile rakamların gerçeği yansıtmadığı gözler önüne seriliyor. TÜİK’in işsizlik verilerinde, iş aramayıp çalışmaya hazır olanlar ile mevsimlik çalıştığı için işsiz durumda bulunanlar da işsiz olarak sayılmıyor.
2008 yılında 611 bin kişinin iş bulabilme ümidi yokken, 2009 yılında bu rakam yüzde 24’lük artışla 757 bin oldu.
Kriz bahanesiyle işçilerin emeklerini sömüren ve milyonlarca insanı işsiz bırakan zenginler ise; servetlerine servet eklemeye devam ediyor. Türkiye’de en zengin 25 ailenin serveti kriz fırsatıyla birlikte iki katına çıktı. Orta sınıfın ortadan kalkması ve yoksulluğun devamlı artmasıyla birlikte üniversite öğrencilerinin gelecekle ilgili ümitsizliği ise her geçen gün yayılıyor.
Artan servetler bir yana, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) raporuna göre; işsizlik ödeneğine başvuranların sayısı, 2009 Eylül ayından itibaren Kasım 2009 hariç yeniden yükselmeye başladı. Ocak 2010’daki işsizlik ödeneğine başvuru sayısı Ocak 2008’e, yani kriz öncesine göre, yüzde 206 oranında arttı. 2008 yılı toplamında 381 bin 662 kişi, 2009 yılı toplamında ise 597 bin 806 kişi işsizlik ödeneğinden faydalanmak amacıyla Kuruma başvurdu.

Diplomalı işsizlik oranının her geçen büyüdüğü, 340 bin öğretmenin atama beklediği şu günlerde, kayıt dışı çalışmanın da aynı hızla yaygınlaşması; sorunun temelinin sistemin kendisi olduğunun önemli bir kanıtı oldu. Bir araştırma şirketinin yaptığı araştırmaya göre; her 100 işsizden 6'sının öğretmen olduğu bilindiği halde, işsizlerin en gözde mesleğinin hala öğretmenlik olması insanların içinde bulunduğu çıkmazı bir kez daha gözler önüne seriyor.
Devamlı yeni üniversiteler ve yeni fakülteler açıp, işsizliği diplomalı hale getiren hükümet politikaları ise; birkaç yıl sonra diplomalı işsiz ordusuna yeni neferler ekleyecek.
ÖHA / Haber Merkezi
Yorum Ekle