Kürt çocukları kendi kimliklerine yabancılaşıyor
Okula giden Kürt çocukları ve Çingene çocukları kendini Türk olarak tanımlıyorlar. Çünkü okulda böyle yetiştiriliyorlar.
'Kürt çocukları kendi kimliklerine yabancılaşıyor'
Ankara'nın İncesu ve Türközü semtlerinde suça yönelme riski taşıyan çocuklar için psikolojik, eğitsel çalışmalar yürüten ÇEDAM, bölge illerinden göç yolu ile gelen ve kendi kimliklerine yabancılaşan Kürt çocukları için de kimliklerini tanıma ve ifade etme noktasında da eğitim çalışmaları yürütüyor. ÇEDAM eğitim sorumlusu Erkan Sert, bölge illerinden göç yolu ile gelen Kürt çocuklarının okullarda resmi ideolojiyle eğitilmeleri nedeniyle kendi kimliklerine yabancılaştıklarını söyledi.
Özgürlüğünden Yoksun Gençlerle Dayanışma Derneği'nin (ÖZ-GE-DER), suça yönelme riski taşıyan çocuklar için Dünya Bankası Sosyal Riski Azaltma Projesi kapsamında 2005 yılında kurduğu Çocuk Ergen Danışma ve Dayanışma Merkezi (ÇEDAM), suça yönelme riski taşıyan çocuk ve gençler için psikolojik ve eğitsel çalışmalar yürütüyor. İncesu Parkı içindeki bir konteynır içinde yaklaşık 5 yıldır hizmet veren ÇEDAM, faaliyetleri kapsamında yılda bin 200 dezavantajlı çocuk ve gence ulaşarak sorunlarına çözüm üretmeye çalışıyor. Ankara'nın gecekondu semtleri olan İncesu ve Türközü'ne bölge illerindeki göç yoluyla gelen Kürt çocuklarını, madde bağımlısı ve atık kağıt işçiliği yapan çocuk ile gençleri imkan bulamadıkları birçok spor, kültürel ve eğitim olanaklarıyla buluşturuyor.
Belediye işbirliğiyle çocuk ve ergenleri yüzme, futbol ve voleybol gibi spor aktiviteleri ile buluşturduklarını dile getiren ÇEDAM sosyal hizmet uzmanı Funda Çay, atık kağıt işçiliği yapan çocuklara yönelik fotoğrafçılık ve seramik atölyeleri açtıklarını da kaydetti. Değişik zamanlarda bazı büyükelçiliklerden de destek aldıklarını vurgulayan Çay, söz konusu destekler ile çocuk ve gençlere meslek edindirme için aşçılık kursları açtıklarını söyledi. 2007 yılında projeden aldıkları desteğin kesilmesi üzerine, kendilerini finanse etmek ve çalışmalarının devamlılığını sağlamak için ev yemekleri yapan bir lokanta açtıklarını söyleyen Çay, açtıkları lokanta ile hem ev kadınlarına istihdam alanı açtıklarına, hem de ÇEDAM'ı finanse ettiklerine işaret ederek, amaçlarının proje desteği olmadan da kendilerini idame etmek olduğunu kaydetti.
'Bölgeden gelen çocuklar metropolle uyuşma sorunu yaşıyor'
Madde bağımlısı çocuklara psikolojik destek sağlayarak bırakmaları yönünde yardımcı olduklarına işaret eden ÇEDAM eğitim sorumlusu Erkan Sert ise, yılda bin 200 çocuğa ulaştıklarını söyledi. Bunlar içerisinde madde bağımlısı ve ailevi sorunlar yaşayan çocuklara destek amaçlı eğitimler de düzenlediklerini ifade eden Sert, göç yoluyla gelen çocukların maddi sıkıntılar nedeniyle daha çok sokakta çalıştıklarını ve bu nedenle madde kullanımına daha yatkın olduklarına dikkat çekti. Bölgeden gelen çocuk ve gençlerin metropol hayatıyla uyuşamadığını ve adaptasyon sorunu yaşadığını belirten Sert şunları kaydetti: 'Göç yoluyla gelen özellikle Kürt çocukları, sokakta çalışmak zorunda kalıyorlar. Çünkü göç yoluyla geldiği için yoksullukla boğuşmak zorunda kalıyor. Kimlik problemlerinin yanı sıra karşılaştıkları en büyük problemlerden bir tanesi de metropolle uyuşabilme sorunu yaşıyor. Bir çoğu dağlık araziden, çiftçilikten geliyor ve metropole geldikleri zaman onlara en cazip gelen şey metropolün tatlı hayatı, o tatlı hayatın en büyük sorunu ise belli maddelere kayabilmek oluyor.'
'Türkçe bilmeyen aileler muvafakatname alamadı'
Bölgeden gelen Kürt çocuklarının okudukları okullarda resmi ideolojiyle eğitildikleri için öz kimliklerine yabancı kaldıklarına dikkat çeken Sert, geçen yıl Almanya'ya götürülen iki Kürt çocuğunun konsolosluk işlemleri için ailelerinden muvafakatname almaları gerektiğini, ancak sorun yaşadıklarını vurguladı. Muvafakatname işlemleri sırasında ailelerin Türkçe bilmemeleri nedeniyle işlemi yapacak Noter bulamadıklarını ve sorun yaşadıklarını hatırlatan Sert, söz konusu kişilerin kimliğine yabancılaşmış olmasına rağmen yaşadığı dil sorunun kendisinde 'öteki' hissi uyandırdığını ve gerçeğin 'bir tokat gibi yüzlerine çarptığını' söyledi. ÇEDAM bünyesinde çocuk ve gençlerin kendi kimliklerini tanıma noktasında da yardımcı olduklarını belirten Sert, 'Okula giden Kürt çocukları ve Çingene çocukları kendini Türk olarak tanımlıyorlar. Çünkü okulda böyle yetiştiriliyorlar. Atık kağıt işçisi çocuklarla konuştuğumuzda onlar kimliklerini daha çok sahiplenip daha çok mücadele ruhuyla hayata bakıyorlar. Okuyan çocuklarda korku psikolojisi hakim oluyor. ÇEDAM'da kendi öz benliklerini kendi kimliklerini ifade edebilme doğrultusunda da eğitimler düzenliyoruz. Ayrımcılığa karşı dersler de veriyoruz. Onlarda belli bir zamandan sonra 'evet bizim de kimliğimiz var ve bu kimlikle hayatımıza devam edeceğiz' şeklinde tepkiler veriyorlar. Kendi kimlikleri ile kendilerini ifade etme olanağı tanıyoruz, çünkü kimliklerinden uzaklaştıkları oranda kötülüklere daha yakın oluyorlar' şeklinde konuştu.
'Madde bağımlılığı suça itiyor'
Madde bağımlısı gençler hakkında değerlendirmede bulunan Sert, maddeyi alabilme sıkıntısı yaşayan gençlerin hırsızlık ve gasp gibi olumsuz davranışlar içerisine de girdiklerini söyledi. Madde bağımlısı olan gençlere başlangıç evresinde müdahale ederek bu davranışlarını bırakmaları yönünde destek sağladıklarını belirten Sert, söz konusu gençlerle sürekli iletişim halinde bulunarak maddeyi bıraktırdıklarını ve bu gençlere ilerdeki süreçlerde iş bulma ve hayatını normalleştirme yönünde de destek olduklarını kaydetti.
Kaynak: Gundem-Online
Bu kategorideki diğer kayıtlarımız
Yorumlar
Tabiiii.. Bu yaşamsızlık sarmalından fışkırıp çıkan yaşamlar da düne, bugüne ve geleceğe dair sözler söyler eylemler yapar. Benim de gördüğüm budur. Kürt çocukların isyancı haykırışı ile ortak duyguları paylaşan bir tekel işçisinin yaşam ve umut veren isyanı... Ve onların hep dik başlı, umutlu ve sevgiyle bakan, paylaşan alınterileri..
Yorum Ekle