
Tekel işçileri 4-C'li olmamak için 55 gündür Ankara'nın orta yerinde, kış mevsinin kan donduran soğuğunda direniyor. Güvencesizliğe karşı, geleceksizliğe karşı...
Kendileri için, aileleri için, güvencesizlik tehdidi ile karşı karşıya olan toplumun bütün kesimi için...
Dİ-RE-Nİ-YOR-LAR!
Hükümet kendisinden beklenen davranışı sergiledi. Sınıf düşmanı yüzünü, kan damlayan dişlerini direnişin başladığı ilk günden bugüne gösterdi. İşçiler yetmedi, direnişe destek verenler nasiplendi beylik sözlerden. O da yetmedi mücadele içerisinde, hak araşıyışı içerisinde olan tüm işçi ve emekçilere yöneltti silahını. Tehditler savurdu. “Kral çıplak” diyebilen, deme cesareti gösteren herkese karşı, kin ve nefret dolu duygularını, televizyonun karşısında, mitinglerde, toplantılarda, 70 milyon insanın önünde bir kez daha kustu.
Maskeler düştü. Dağıtılan makarnaların, kömürlerin arkasındaki gerçek göründü.
Zombiler günışığına çıktı.
Tekel işçisi 55 gündür direnişte. Şimdi ise açlık grevindeler. Burjuva basına, hastaneye kaldırılan işçilerin haberleri düşüyor. İşsizliğin ardından ölüm tehdit ediyor işçileri bugünlerde. Patronların devleti, patronların hükümeti ise tarihi rolünü oynamaya devam ediyor. İşçi ve emekçilere kulaklarını tıkamış, yönünü sermayeye çevirmiş daha fazla karın hesabını yapıyor. Daha fazla sömürü için işsizliği artırmanın, baş kaldıranları susturmak için güvencesiz çalıştırmanın yolunu döşüyor. Vergilerle, zamlarla açlığın, sefaletin, yoksulluğun programını yapıyor.
Süren mücadele patronların azgın sömürüsüne karşı işçilerin insanca yaşam isteği arasındadır.
Ya sefalet, onursuzluk ya da güneşli günler...
Türkiye'de taşlar yerinden oynuyor. Ergenekonlar, darbe girişimleri, Ortadoğu planları, yatırımlar, açılımlar... Ama ne hikmetse işçi ve emekçilere yine yoksulluk ve yoksunluk düşüyor. İşsizlik düşüyor. Cehalet düşüyor.
Filler tepişiyor çimenler eziliyor.
Biliyoruz ki filler kendi çıkarları için tepişiyorlar. Sermayelerini büyütmek, şaşalı hayatlarını sürmek için. Kimin daha çok kazanacağının kavgasıdır yaşananlar. Çimenlere yer yoktur bu kavgada. İşçinin emeğine el koyarak sahip oldukları milyon dolarların büyümesi için insanlar açlıktan ölebilirler.
Tekel işçilerinin başlattıkları direniş patronlar için değil onurlu bir yaşam için ölmeyi göze almaktır. İnsanca yaşamın mücadelesidir. Kapitalizmin çürümüşlüğünü görmeyen gözlere sokmaktır. Patronların kuklası hükümetten beklentisi olanları uyandırmak, sömürüye, geleceksizliğe, sefalete karşı TEK-EL olmaktır çağrıları.
Tekel işçileri, Ankara'nın soğuk havasına direnişin ateşini düşürdüler. Tekel işçileri umudun, geleceği ellerimizle kurabilmenin adımını attılar. Tekel işçileri kolektif mücadelenin adresi oldular. Damarlarımıza kadar işlemiş rekabetin adını
KARDEŞLİK olarak değiştirdiler.
Eğitim emekçileri, avukatlar, doktorlar, tersane işçileri, sanayi işçileri, ev kadınları, öğrenciler! Bu mücadele geleceğimize sahip çıkmanın mücadelesidir.
Tarihe çentik atmanın zamanı gelmedi mi?
İstanbul'dan EED üyesi bir dershane öğretmeni
Yorumlar
Yorum Ekle