KAPAT

Parolamı unuttum »

KAPAT

(En az 4 karakter)

(Üyelik onayı bu adrese gönderilecektir.)


(En az 6 karakter)

Metni Büyüt Metni Küçült
11 Kasım 2009

İşsiz öğretmen hareketi

Öğretmen hareketinde yeni bir umut, yeni bir filiz, yeni bir mücadele dalgası doğmaktadır.
İşsiz öğretmen hareketi İşsiz öğretmen hareketi

Dev eğitim emekçileri ordusunun sayısı bugün 1 milyonu çoktan aştı. Her geçen gün artan sayısı, ücretli öğretmen emeğinin parçalı yapısı ile de birlikte artan öğretmen emeği sömürüsünün azgınlaşması, bu alandaki birleşik örgütlü mücadeleyi daha da zorunlu hale getiriyor. Sayıları 650 bini bulan ve işgüvencesiz çalıştırma tehtidi ile karşı karşıya kalan kadrolu öğretmenlerin çoğu devlet güdümlü sendikalarda üye olmasına rağmen bile ancak %50′yi bulan örgütlülük oranı durumun vehametini gösteriyor. Ancak, işsiz ve işgüvencesiz çalıştırılan eğitim emekçileri düşünüldüğünde ise genel örgütlülük oranı çok daha karanlık bir tabloyu işaret ediyor.

Ücretli, vekil, sözleşmeli öğretmenler, dershane öğretmenleri ve 250 binlik sayıları ile işsiz öğretmenler bu dev öğretmen denizine artan sayıları ile dahil oluyorlar. Öğretmen olma umuduyla okuyan onbinlerce üniversite öğrencisi ise, bu alanda yükseltilen istihdamla birlikte kızıştırılacak meslek içi rekabetin diğer önemli bir göstergesidir.

Genel örgütsüzlük halinin bir sonucu olarak, işsizlik ve geleceksizlik her geçen gün daha da derinlemesine yaşanırken, örgütlülük arayışları ve birlikte mücadele etme isteği, bugün çok zayıf da olsa kendisini hissettiriyor. Varolan eğitim sendikalarının, genel ve dar kesimsel ekonomik ve mesleki taleplere daralmaları, sendikal hareketin yaşadığı tıkanıklık ve sorunları aşamamaları, sendikal bürokrasi ve onun bir sonucu olarak iç demokrasiden yoksunluk, tüm öğretmen kesimlerini örgütleme fikrinden uzaklık, yeni mücadele kanallarını yaratma ihtiyacını daha da yakıcılaştırıyor. Öyle ki, son 3 yıllık dernek çalışmalarımız süresince, her kesimden eğitimcinin ortak örgütlülüğü yönünde yaptığımız çalışmalar farklılığını gösteriyor, umut veriyor ve bir geleceği işaret ediyor. İşsizlik ve işgüvencesiz çalıştırma gibi ortak sorunlara karşı farklı öğretmen kesimlerinin parçalı mücadelesinin kendi başına bir sonuca varamaması, tüm kesimlerin kolektif mücadelesini zorunlu kılarken, önemli bir birleşik mücadele zeminini işaret ediyor.

İşsiz öğretmenler sessiz değiller artık!

Geçtiğimiz yıl dernek üyelerimizin gerçekleştirdiği 2 ayrı dershanede yaşanan iş bırakma eylemleri, yine geçtiğimiz yıllarda işsiz ve sözleşmeli öğretmenler ile kadrolu öğretmenlerin birlikte sokağa çıkma deneyimleri, ücretli ve sözleşmeli öğretmenlerin kimi lokal çıkışları bu güçlü birleşik mücadele zeminini kanıtlar niteliktedir.

Hele ki, son birkaç aydır devam eden işsiz öğretmenlerin mücadelesi, bu alanda yaşanan tepki birikiminin ve mücadele isteğinin en çarpıcı ve somut göstergelerinden birisidir. Milyonluk eğitimciler ordusunun önemli bir parçası olan işsiz öğretmenlerin mücadele sahnesine çıkması, bugün henüz çok yeni de olsa; yeni bir dinamizmi, mücadele etme isteğini, diğer öğretmen kesimlerinin mücadelesi ile buluşma olanağını gösteriyor.

12 Eylül koşulları içinden yetişip gelen, hak, hukuk, mücadele nedir bilmeyen yeni kuşak öğretmenler, yaşanan derin yabancılaşma ve rekabet koşularının orta yerinden ses vermeye, her yeni adım ile rekabet sınırlarını, kendi sınırlarını parçalamaya çalışıyor, kardeşleşmeye ve birlikte mücadeleye adımlar atıyor. Döviz yazmaktan slogan atmaya, kamera karşısında konuşmaktan örgütçülük yapmaya kadar herşey birlikte öğreniliyor. Yabancılaşma ve bencillik yıkılıyor, yerini güven ve dayanışma alıyor. Yaşamın tam orta yerinde, birlikte mücadele ile çoğalarak, bir filiz yeşeriyor.

İşsiz öğretmenler mücadelesinin, kısa süre içerisinde önemli gelişmeler göstermesi, ilerleme ve büyüme potansiyelinin varlığı umut vericidir. Kurulduğumuz günden bugüne kadar EED olarak parçası olduğumuz işsiz öğretmen denizinde bir ses yükseltmek, öğretmen hareketine yeni bir kanal açmak, adres olmak üzere çalışmalar yürüttük. Bu yılın başında kendiliğinden başlayan ve kısa süre içerisinde yüzlerce insanı etrafında toplayarak gelişme olanakları taşıyan, Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu adını da alarak örgütlülük zeminini ileri taşımaya çalışan hareketliliğin içerisinde yer aldık, ileriye taşınması, örgütlenmesi için emek verdik.

İşsiz öğretmen hareketi yönünü arıyor

İyi ve doğru işler başarıldığında, yoksunluğun ağırlığı içinden yükselecek seslerin çokluğu, bir araya gelindiğinde ortaya çıkabilecek gücün düşüncesi bile heyecan vericidir. Ancak bugün yaşananları tek başına bir temenni ve de bir umut olmaktan çıkarabilmenin, ona somutluk ve netlik kazandırabilmenin sorumluluğu daha da artmaktadır. Bu sorumluluk, hiçkimse de olmadığı kadar EED’lilerin omuzlarındadır, EED’nin omuzlarındadır.

Gelişme olanakları ve potansiyelinin yanında, önemli risklere de açık bir hareket olan işsiz öğretmenler mücadelesi, bu açıdan da beslenmeye, içerikten bir önderliğe ihtiyaç duymaktadır. Öyle ki, henüz karakteri belirginleşmemiş, rotasını tam anlamı ile belirleyememiş olması onu daha da korunaksız kılmakta, geçmiş kendiliğinden hareketlerin yaşadığı olumsuz tecrübelerle de sabit olan başarısızlıkla sonuçlanma, büyüyememe, yanlış bir zemine yönelme, hatta işsiz öğretmenler mücadelesi açısından geri bir odak olma risklerini taşımaktadır.

İşsiz öğretmenler mücadelesinin iyi ve ileri yönlerinin konuşulması ve güçlendirilmesi ne kadar önemli ise, onun kadar önemli bir görevimiz de, hareketin gelişimini sınırlandırabilecek tehlikelere de dikkat çekmek, uyarılarda bulunmak, engel olmaktır.

Öyle ki, bugün sendikal alanda yaşanan derin bürokrasi, kariyerizm, örgüt fetişizmi, iç demokrasiden yoksun oluş vs… işsiz öğretmenlerin temas ettiği sendikalar ve sendikal anlayışlar aracılığıyla da işsiz öğretmen mücadelesine taşınmakta, hastalık bulaştırılmaktadır.

Yaşanılanlar bununla da sınırlı değildir elbette. Yönünü bulmaya çalışan işsiz öğretmenler hareketinin; yaşanan sorunların kaynağını görmek, sorumluyu tanımlamak ve kime karşı, ne için mücadele edileceği konusunda da belirginleştirmesi gereken öncelikleri vardır. İşsizlik ve rekabet; kapitalist üretim ilişkilerinin ve onun devletinin, hükümetlerinin suçudur. Dolayısıyla mücadele edilmesi gerekenler de onlardır. Öyle ki, işsizliğin nedenlerinden birisi olarak, emekliliği gelmesine rağmen çalışmak zorunda kalan eğitim emekçilerinin düşman bellenmesi, ya da kadrolu eğitim emekçilerinin “salla başı al maaşı” yakıştırması ile tanımlanıyor olmasının güçlü etkileri; düşmanın yanlış biçimde içimizde aranmasına dair gösterilebilecek olumsuz örneklerden bazılarıdır. Hatta algılardaki sınırlılık ile yanlış dostların ve fikirlerin benimsenmesi, bugüne kadar uygulanagelen parçalı dar kesimsel anlayışı işsiz öğretmen hareketinin saflarına da taşımakta, sorunu sadece işsiz öğretmenler darlığına indirgemekte ve başta kadrolu eğitim emekçileri olmak üzere diğer öğretmen kesimlerinden ayrı bir mücadele algısını güçlendirmektedir. Kazanım elde edilebilmesinin tek ve yegane yolu tüm öğretmen kesimlerinin ortak mücadelesidir.

Mücadelenin yükselmesi, işsizlik ve geleceksizlik ile boğuşmak zorunda kalan onbinlerin bu mücadeleyi mücadeleleri bilip sürece dahil olmaları, buna uygun, esnek, kolektif bir mücadele yönteminin ve anlayışının yerleşmesi ile mümkün olacaktır. Herkesin düşüncesini özgürce ifade edebileceği, her yerelin kendi kararlarını pratiğe taşıyabilme şansı elde edebileceği, yaratılacak demokratik mekanizmalarla karar alış sürecinin hayata geçirilmesi önemlidir. Uzun yıllardır süren mücadelelelerden süzülüp gelen mücadele yol ve yöntemlerinden beslenmek, ancak olumsuz deneyimlerden uzak durmak, yeni kolektif bir anlayışı mücadeleye hakim kılmak önemlidir.

EED olarak…

Eğitim Emekçileri Derneği, tüm öğretmen kesimlerinin birleşik ve kolektif mücadelesini kuruluşundan bu yana ilke temelinde savunmakta ve tüm gücü ile bunun esinleyici örneklerini hayata geçirmeye çalışmaktadır. İşsiz öğretmen dinamiği ve mücadelesi, birleşik öğretmen mücadelesi açısından yepyeni ve umut taşıyan, kitleselleşen bir dinamiktir. EED bu bilinçle hareket edecek, tüm öğretmen kesimleri içerisinde sürdürdüğü mücadele ısrarını işsiz öğretmenler mücadelesi içerisinde de kurucu bir varoluşla devam ettirecektir.

EED’nin bu alandaki varoluşu, hareketin ilk ortaya çıkışındaki emeği ve payı ile sınırlı kalmayacak, bugüne kadar tüm yerellerinde olduğu gibi çok yönlü hareketliliğini ve içerden çabasını bundan sonra da sürecektir. Bu nedenle tüm EED üyeleri işsiz öğretmen hareketinin büyümesine katılacak emeğin, ücretli öğretmen emeği sömürüsüne karşı, işsizliğe ve geleceksizliğe karşı mücadeleye katıldığını bilmeli ve böyle hareket etmelidir.

Öğretmen hareketinde yeni bir umut, yeni bir filiz, yeni bir mücadele dalgası doğmaktadır. İşsizliğe mahkum edilen, onurları çiğnenen, yaşamda hayalet gibi yok sayılmak istenen bir kuşağın hayal kırıklığı, isyanı, öfkesi, arayışı kendi kanallarını yaratacak, sıkışmışlık içerisinden, bireysellik kapanından sıyrılıp kendi yolunu öyle veya böyle açacaktır. Bu engellenemez. Sistem, rekabet ilkesi gereğince bizleri işsizliğe kendisi gayet bilinçlice sürükledi, bunun sonuçlarına da katlanacak elbet. Geçtiğimiz yılki KPSS sınavından sonra başlayan hareket, her bir yeni eleme sınavıyla tekrar ivmelenecek, durgunlaşmış bile olsa tekrar alevlenecek, kitleselleşerek büyüyecektir. Buradan çıkış, bu sistemden çıkış, bu yalan-dolan, bu aldatma kapanından çıkış, onurumuzun ayaklar altına alındığı bu cendereden çıkış elbet vardır, var olacaktır. İşsiz öğretmenler, yeni-eski kuşaktan tüm öğretmenler, alınteriyle, emeğiyle yaşayan büyük insanlık bu düzene mahkum kalmayacaksa elbet, gelecek ellerimizdedir!

Eğitim Emekçileri Bülteni
Kasım 2009 tarihli 7. sayısında yayınlanmıştır.

Yorumlar

adsız | 10 Kasım 2009 21:14
bunu tüm ayöplüler ve işsiz öğretmenler okumalı hatta örgütlü öğretmenlerde okumalı dıye dusunuyorum emegınıze saglık arkadaslar
GİRESUNLU ELA | 14 Kasım 2009 20:55
işsiz bir öğretmenim.çektiğimi bir allah bilir.sizi canı gönülden destekliyorum
erman | 2 Ocak 2010 18:29
artık bıttım dermanım kalmadı helal olsun gozuaydın sorumluların
cihan | 15 Ocak 2010 20:49
mücqadelenin gelişmesi acil ve hayatidir..bu sömürüye son vermenin zamanııı...

Yorum Ekle