KPSS'ye sayılı günler kala İstanbul EED üyeleri olarak KPSS'ye karşı basın açıklaması yaptık.

Haftasonu yapılacak olan KPSS'ye karşı EED üyeleri olarak Kadıköy iskelesi önünde biraraya geldik.
Sınava sayılı günler kala ders çalışmaya ara veren üyelerimizin ve EED dostlarının katıldığı basın açıklamasında "
KPSS ile hayatlarımızın öğütülmesine izin vermeyeceğiz" yazılı pankartımızı açtık.
"
Herkese iş herkese çalışma hakkı, Diplomalı işsiz olmayacağız, Öğrenciye öğretmen öğretmene iş istiyoruz, 100 bin öğretmen açığı 200 bin işsiz öğretmen var, hayatlarımızı karartan KPSS'niz batsın" yazılı dövizlerin taşındığı eylemde sık sık "
Herkese iş herkese çalışma hakkı, Köle değil öğretmeniz, Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz, Diplomalı işsiz olmayacağız" sloganları atıldı.
Dernek adına Handan Önal'ın basın metnini okumasının ardından atılan sloganlarla eylem sona erdi.
Basına ve kamuoyuna;
Bu hafta sonu yanı 27-28 Haziran günlerinde Kamu Personeli Seçme Sınavı(KPSS) yapılacak. 2.5 milyon işsiz gencin gireceği bu sınav sonucunda, adından da anlaşılacağı gibi, en çok soruyu doğru cevaplayanlar seçilecek. Ancak süreç bununla bitmeyecek elbette. Kamu kurumlarında açılacak birkaç binlik kadroya girecek olanlar da bu birkaç onbinin içinden seçilecek. Geriye kalan milyonlarca genç diplomalı işsizlikle yüzleşmek zorunda kalacak.
KPSS’nin hayatımıza girdiği günden bugüne tam 10 yıl geçti. Ve o hayatımıza girdi gireli işsizler ordusu daha da büyümekte ve kitleselleşmektedir. İstihdam alanı yaratmakla yükümlü olan devlet aksini yapmakta, istihdam alanlarını daraltmakta, varolan istihdam alanlarında da işgüvencesiz kadrosuz çalıştırmaya gitmektedir. Dolayısıyla iş denilen, ekmek denilen şey artık aslanın ağzında değil. Ona ulaşabilmek ve çalışma hakkını kullanabilmek bizler açısından imkânsız artık.
Özellikle 100 binin üzerinde öğretmen açığının olduğu bir ülkede, 200 binden fazla öğretmenin işsiz olması, yaşanılanların bilinçli bir politika olduğunun göstergesidir. Öğrencilerimizin öğretmensiz, bizlerin de işsiz bırakılması bilinçli bir tercihtir.
Koşulların bu denli olumsuz ve çetin olması, işsizliğe ve geleceksizliğe itilen milyonları, birbirine uzaklaştırıp yabancılaştırırken, acımasız bir rekabet ortamına sürüklüyor. Aynı sıralarda eğitim gördüğümüz arkadaşlarımızla değil geleceğe dair bir şeyler paylaşmak, en yakın arkadaşımızı dahi geride bırakıp sınavı kazanmaya zorlanıyor, birbirimize düşmanlaştırılıyoruz. Çünkü biliyoruz ki, sınavı kazanmak ya da iş sahibi olmak diğerlerinin başarısızlığı ile mümkün.
Artık ne yana dönseniz bir işsizle ya da hemen her kurumun önünde uzayan iş kuyrukları ile karşılaşıyorsunuz. Üniversite mezunu binlerce genç kendi alanlarında iş bulamadıkları için, ramazan davulculuğu da dâhil, seyyar satıcılık, orman işçiliği, tezgâhtarlık gibi pek çok iş yapmak zorunda kalıyorlar. Tabi bu işler için yapılan sınavlarda başarılı olurlarsa. İş bulma süreci çoğu zaman insanlık onurunu ayaklar altına alacak biçimde yaşanıyor, ancak işsiz kalmaktan korkan bizler tüm bu onur kırıcı uygulamalara katlanmak zorunda kalıyoruz. İşsizliğin yığınsal olarak yaşandığı eğitim sektöründe işsiz kalan bizler, ücretli, vekil, usta öğretici gibi farklı adlarda karın tokluğuna çalışmak zorunda kalıyor, ikinci sınıf öğretmen muamelesi görüyoruz. Ya da özel okul ve dershanelerde, yaşadığımız sorunları fırsat bilen patronlar kanımızı emiyor, kölelik koşullarına mahkûm ediyorlar. Öğretmen ataması yapmayan devlet, 100 bine yakın ücretli öğretmen, 50 binin üstünde de sözleşmeli öğretmen çalıştırıyor. Özel okul ve dershanelerde ömür törpüleyenlerimizin sayısı 100 bini çoktan geçti bile.
Sınav sistemimin tek sonucu bu değil elbette. Yıllarca süren eğitim hayatının zorlukları ve verilen emeğin sonucu işsizlik olunca, kitlesel olarak yalnızlaşmalar, yaşama küsmeler, bunalımlar, cinnetler, hatta intiharlar artık şaşırmadığımız gelişmeler oluyor. Son iki yılda intihar edenlerin sayısı çift haneleri çoktan buldu bile.
ÖSS, KPSS, KPDS, TUS, ALES, SBS, DGS… merkezî olarak yapılan sınavlardan bazıları. Sadece ÖSYM’nin 2009 yılı takviminde 34 sınav var. Görünen o ki, toplum sınavla yatıp sınavla kalkıyor. KPSS’ye girenlerin sayısının 2009 yılı için 2.5 milyon olduğu düşünüldüğünde, söz konusu 34 sınavla karşı karşıya gelenlerin sayısı, küçük bir azınlık dışında toplumun bütününü oluyor. Dolayısıyla, işsizlik ve onunla birlikte eleme sınavları toplumun üzerinde bir kırbaç gibi sallanıyor ve her geçen gün daha da acımasızlaşıyor.
Eğitim Emekçileri Derneği olarak farklı illerde gerçekleştirmekte olduğumuz basın açıklamaları ile tüm bu gerçekleri anlatmaya, toplumun tüm kesimlerini soruna karşı duyarlı olmaya ve ona karşı mücadele etmeye çağırıyoruz. Bugün buradan bir kez daha, işsizlik tehdidi ile terbiye edilmeye çalışılan milyonlara sesleniyoruz. Ne işsizlik ne geleceksizlik kader değil. Ona razı olmak, beklemek, düzeleceğini düşünmek, bize sunulan sınav gibi seçeneklerle başarılı olmayı denemek koşulların daha da zorlaşmasına yardımcı olmaktır. İşsizliğin dağ gibi büyümesinin, bizlerin yok ve yük sayılmasının nedeni bugüne kadar susmamızdandır.
Ancak ne sabrımız ne de gücümüz kaldı artık. Bu ülkenin gencecik hayatlarının sınavlarla terbiye edilip, yaşamın dışına atılmasına, işsizlikle, açlıkla, yoksullukla terbiye edilmesine izin vermeyelim. Bugüne kadar içine kapanan, susan, birbirini rakip hatta düşman gören, bunalımlara, cinnete sürüklenen bizler geleceğimiz için mücadele edelim.
KPSS’nin kaldırılmasını, herkese iş ve çalışma hakkının sağlanmasını, kadrosuz işgüvencesiz çalışmanın son bulmasını talep edelim ve insanca bir yaşam için mücadele edelim.
Yorumlar
Yorum Ekle