Her geçen yıl daha fazla sınav giriyor yaşamlarımıza. İşten çıkarılmak bile sınava bağlanmış durumda. Sessiz kaldıkça da üstümüze düşen çığın altında boğulup gideceğiz.
Eğitim Emekçileri Derneği olarak kurulduğumuz günden bugüne sınav sistemine karşı mücadele bayrağımızı hep yükselttik. Geçtiğimiz haftasonu İstanbul'da gerçekleşen "Sınavlara Hayır" eylemine bir ses de Ankara'dan geldi.
" pankartıyla basın açıklamamızı yaptık. Yoğun ilginin olduğu eylemde "köle değil, emekçiyiz biz, kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz, diplomalı işsiz olmayacağız, sınavsız yaşam istiyoruz" sloganlarımızla yankılanan Yüksel caddesinde sesimizi yükselttik.
Yönetim kurulu üyemiz Özge ASTAN'ın basın açıklamasını okumasının ardından atılan sloganlarla eylemimiz sona erdi.
Basına ve kamuoyuna,
Sınavsız Bir Hayat Düş Değil

Daha ilköğretim kademelerinden başlayarak her bir üst aşamaya geçişin sınavlara endekslendiği bir dönemden geçiyoruz. İşsizliğin çok yoğun olduğu, bırakın üniversite bitirmeyi Türkiye'nin sayılı üniversitelerinin en iyi bölümlerinden bile mezun olmanın yetersiz olduğu bir süreç aynı zamanda. Artık iş sahibi olabilmek için olmazsa olmaz en iyi üniversitelerin en iyi bölümlerini bitirmek, ingilizce yanında almanca, bilgisayar vs sertifikalarına da sahip olmaktır. Bütün bunlar için ise ilköğretimden başlayan ve sınavlardan oluşan engelli yarış çıkıyor karşımıza. İyi bir üniversite için iyi bir lise, iyi bir lise için iyi bir ilköğretim dolayısıyla iyi bir SBS puanı, iyi bir ÖSS puanı.
Bütün bunlar tek başına "öğrencinin başarısı ya da başarısızlığı" olarak ifade edilebilir. Ancak arka planına baktığımızda iyi liselere ve üniversitelere gidebilmek için her türlü ihtiyacı karşılanmış elit kesimin çocuklarının yönetici kadroları oluşturacakları bir eğitim almaları sağlanırken, öğretmensiz okullarda 60-70 kişilik sınıflarda lise ya da üniversite sınavına hazırlanmak zorunda kalan yoksul ailelerin çocuklarının işsizler ordusunun saflarını sıklaştıracak eğitim almaları hedeflenmektedir.
Elbette tek amaç bu değil. Eğitim, egemen sınıfın kendisine ait ideo-kültürel aktarımını sağladığı ve yeniden ürettiği en önemli aygıttır. Yoksul ailelerin çocuklarına yoksullukları benimsetilerek "bu böyle olmalı" yı içselleştirdikleri bir kişilik kazandırılırken sınavlarla aksi düşüncelere, eylemliliklere mahal vermenin önü kesilmeye çalışılmaktadır. Öğrencilerin "neden?" sorusunu sormaları ve buldukları yanıt sonucunda buna karşı mücadele etmeleri ihtimalini ortadan kaldırmak için hayatlarının hiç bir döneminde kullanmayacakları geometri formülleri ezberletilmek istenmektedir.
Sınav sistemi ile ortaya çıkan bir sektör olarak dershaneler ise bugün veliler için birer para tuzağı ve dershanelerde çalışan eğitim emekçileri için ise yoğun emek sömürüsü olarak çıkıyor karşımıza. Dershaneleri kaldırmak için bir adım olarak SBS'yi getirdiklerini iddia edenler sınav stresini, yarışını, dershaneye gitme zorunluluğunu ilköğretim 6.sınıflara hatta ve hatta 4-5. sınıflara kadar indirmiştir.
Rekabet, ilköğretim kademelerinde başlayarak üniversiteye ve iş bulabilmek için girilen sınavlara kadar devam etmektedir. Aynı yıl sınava girecek olan kardeşlerin bile birbirlerini rakip olarak görmeleri sınav mantığını açıklamak için başka bir açıklama ihtiyacı bırakmamaktadır.
Rekabet, sınıfsal çelişkilerin derinleştirilmesi, hayatların oyalanması, yoğun emek ve para sömürüsü olarak sınavlar, bugün hiç olmadığı kadar hayatlarımızdan çıkarılıp atılma zorunluluğunu barındırıyor. Sınav sistemi, lise ve üniversitelerden sonra ALES, KPSS, TUS, SPK... gibi üniversite sonrası da devam ederek iş bulabilmenin, yüksek lisans yapabilmenin ön koşulu olarak karşımıza çıkarken "yaşam boyu sınav" olgusu beyinlerimize yerleştiriliyor. Dolayısıyla bugün sınavlar ne sınava hazırlanan öğrencilerin ne de velilerinin sorunudur. Bugün sınav sitemi yaşamlarını baskı altına almış, çalışabilmek için bir engel olarak karşısına çıkan öğretmenin, doktorun, avukatın, memurların... yani toplumun her bir bileşenin sorunudur.
Rekabeti çıkararak yeniden kardeşleşebilmemiz için, kazandığımız üç beş kuruşu dershane tüccarlarına kaptırmamak için, sınavsız liselere-üniversitelere geçiş için, sınavsız atamalar için
*Daha çocuk yaşta rekabeti aramıza sokan, neyi ölçtüğü belli olmayan SBS, ÖSS, KPSS vb bütün eleme sınavları kaldırılmalıdır.
*Öğretmenler için ağır çalışma koşulları, öğrenciler için kıyasıya at yarışı, veliler için cebindeki son kuruş anlamına gelen dershaneler kapatılmalıdır.
*Herkese eşit koşullarda,demokratik, parasız,bilimsel,anadilde eğitim verilmelidir.
*Herkese iş ve çalışma hakkı.
Sınavsız hayat bir düş değil. Gelin hep birlikte sınavları hayatlarımızdan söküp atalım. /div>
EED ANKARA
Not: EED İstanbul üyeleri ise KPSS'den önce, 24 Haziran'da bir eylem gerçekleştirecektir.
Yorumlar
ZORLUKLAR İNSANLAR İÇİNDİR GÜÇLENDİRİR
Yorum Ekle