KAPAT

Parolamı unuttum »

KAPAT

(En az 4 karakter)

(Üyelik onayı bu adrese gönderilecektir.)


(En az 6 karakter)

Metni Büyüt Metni Küçült
30 Temmuz 2008

Dershane Öğretmenleri

Dershane öğretmenleri: "Çözüm bizde, kendi gücümüze güvenelim"
Türkiye’de hayatın her alanında yaşanan adaletsizlikler eğitim alanında da karşımıza çıkıyor. Bunun akla gelen ilk örneği son yıllarda kontrolsüzce büyüyen dershane sektörüdür. Üniversiteye girişte uygulanan merkezi sınav sistemi ile ortaya çıkan dershaneler, günümüzde alternatif öğretim kurumları kimliği ile her türlü pedagojik formasyondan yoksun olarak varlıklarını sürdürmekteler ve ailelerin aktardıkları maddi kaynaklarla cirolarını milyarlarca ytl’ye ulaştırmaktalar.

Sınav siteminde sürekli yapılan değişiklikler ve bugün yaşamlarımızın her alanının sınavlara tabi tutulmasıyla birlikte zaten ilerlemekte ve büyümekte olan dershane sektörü hızına hız katmaktadır. 60’lı yıllar gelinceye kadar lise mezunları az olduğundan pek çok fakülte kendisine başvuran bu mezunları sınavsız kabul etmiştir. Lise mezunlarının artması ve lise dengi okul mezunlarına da yüksek öğretime başvurma hakkı verilmesiyle sınavsız öğrenci alımları talebe cevap veremez duruma gelmiştir. Başvuran adayları eleme ve öğrenci alımlarını tek merkezden kontrol amacıyla Üniversiteler Arası Kurul 1974’te üniversiteler arası öğrenci seçme ve yerleştirme merkezini kurmuştur. Ve 1980 de bu kurum ÖSYM adıyla yüksek öğretim kurumlarının bir alt kuruluşu haline getirilmiştir.

Üniversite giriş sınavı bu tür süreçlerden geçerken dershanelerin içinde bulunduğu özel öğretim kurumlarının tarihsel gelişimi de hayli ilginçtir.
60’lı yıllardan itibaren devlet özel öğretim kurumlarının yolunu açmıştır. 1980 anayasası ile birlikte ödenek olmadığını söyleyerek kampanyalar düzenlemiş ve özel öğretim kurumlarını güçlendirmiştir. Devletin bundan sonraki süreçlerde uyguladığı politikalarla var olan bu sistem iyice palazlanmıştır.

1980 faşist darbesi ile üniversitelerden atılan akademisyenlerin ve okul öğretmenlerinin dershanelerde çalışmasıyla bu sektör daha da ivmelendi. MEB’de çalışan kadrolu öğretmenler maaşlarıyla zar zor geçinirken dershane öğretmeninin maaşı devlet öğretmeninin maaşının neredeyse 5 katını bulabiliyordu. Devlette çalışan bir öğretmen bir ev alabilmek için emekli ikramiyesini beklerken dershane öğretmenleri birkaç yıl içerisinde ev alabilecek kadar birikim yapabiliyordu. Öyle ki başka dershanelerden bir ev bir araba teklifi ile transfer dahi edilebiliyordu.

Dershane öğretmenlerinin diğer öğretmen kesimlerine göre daha yüksek ücret alması 90’lı yılların ortalarına kadar sürdü. Dershanelerin yaygınlaşması ve dershanelere öğrenci çekme yarışının hızlanması ile aynı zamanda MEB’de çalışan öğretmenler dershanelerde kaçak olarak çalıştırılmaya başlandı. Ve bunun sonucunda öğretmenlerin değeri de getirdiği öğrenci üzerinden ölçülür hale geldi.

Eğitim sisteminde 1965te dahil olan ve sayıları 1974te 174 olan dershaneler bugün resmi kayıtlara göre 4000 civarındadır. Bi bu kadar da kayıt dışı çalışan dershane olduğu bilinmektedir.

TED in yaptığı bir araştırmaya göre 1997-1998 öğretim yılından 2005-2006 öğretim yılına kadar dershane sayısı % 154 dershane öğrencisi sayısı % 198 arttı. Bu istatistiki verilerin artmasında 1999 yılında sınav siteminde yapılan değişikliklerin büyük payı olmuştur.
1999’da sınav siteminin değişmesi ile birlikte dershane sektörü büyüdü. Sektörün vazgeçilmezi olan dershane öğretmenleri de bu değişimden payını aldı. Düşen maaşı ile birlikte kötüleşen yaşam koşulları dershane öğretmeninin saygınlığını azaltmıştır.
Bu sömürü alanında sistemin acımasız yüzü dershane öğretmenini statülere ayırmıştır. Öyle ki daha okulu bitirmeden işsizlik ve gelecek kaygısı taşıyan fen edebiyat ve eğitim fakültesi öğrencileri dershanelerde Öğrenci-Öğretmen yani Etüt Öğretmeni, okulu bitirdikten sonra Stajyer Öğretmen, bir yıl sonra da (tabi stajyerliği kaldırılırsa) Uzman Öğretici veya Öğretmen olarak çalışmaya başlıyorlar. Hiçbir ücret almadan sadece tecrübe kazanmak adına dershaneye adeta bağımlı kalan etüt öğretmenlerinin ellerine lisans diploması tutuşturulmaktadır. Bununla sadece stajyer öğretmen olarak isim değiştirirken üstüne daha fazla iş yükü bindirilmektedir. Stajyerliğin kaldırılmasında iş verenin inisiyatif sahibi olması dershane öğretmenlerini dershane yöneticileri karşısında savunmasız bırakmakta angarya işler de dahil istismar edilmelerine yol açmaktadır. Asgari ücret ve altında ücretlerle çalıştırılan stajyer öğretmenler bazı durumlarda stajyerliklerinin başlatılması amacıyla ücret dahi almadan çalışmaktadırlar. Hatta çoğu zaman kendi sigortalarını kendileri yatırmaktadırlar.
Tüm bu zorlukları aşarak stajyerliği kalkıp da uzman öğretici ya da öğretmen statüsüne ulaşabilen dershane öğretmenlerinin sıkıntısı bitmiş olmuyor. Aksine bu sıkıntılar çeşitlenerek artıyor. Bunların başında da öğretmenle kurum arasında yapılan sözleşmeler geliyor. Genellikle öğretmenle iki farklı sözleşme imzalanıyor. Bunlarda biri formalite bilgilerle doldurulup Milli Eğitim müdürlüğüne gönderilirken diğeri kurumda kalıp, öğretmenin çalışma koşullarını belirleyen ve geçerliliği dönemsel olandır.

Çoğunlukla sigortasız olarak çalıştırılmakta olan dershane öğretmenleri, sigortalı olduklarında ise mevcut sosyal güvencelerini kullanamamaktır. Çünkü hasta olduğunda bile işe gelmeleri beklenmektedir.
Çalışma süresi hafta ortalama 40-50 saat olan hatta 72 saati bulan dershane öğretmenin bunun karşısında aldığı ücret çok cüzidir. Kırıntı düzeyinde kalan bu ücretlerini bile zamanında alamamaktadırlar. Dolayısıyla dershane öğretmenleri mesleğe yabancılaşma, mesleki tatminsizlik ve özsaygının aşınması sorunlarını yaşarlar.

Dershaneler arasındaki rekabet öğretmenler arasında ki rekabete evirilmiş, öğretmenler tarafından içselleştirilmiştir. Öyle ki yanı başında aynı sorunları yaşayan öğretmen arkadaşına düşmanlaştırılmış işine ve hayatına yabancılaştırılmıştır.
Bazı dershanelerde uygulanan kameralı sistem, turnikeli giriş çıkışlar öğretmeni sürekli denetim altında tutmaktadır. Her an izlenen öğretmen kendine ve etrafına güvenini kaybetmiş, korku süreklileşmiştir.

Çalışma şartlarının bu kadar olumsuz olması, bazen dönem ortasında öğretmenlerin işten ayrılmasına neden olmaktadır. Bu tarz bir sorunla karşılaşmak istemeyen dershane yöneticileri, sözleşme yöneticileri boş senet ve tarihsiz istifa dilekçeleri imzalatmaktalar. Yasal olmayan ve suç teşkil eden bu uygulama dershane öğretmenlerine patronlara kölece uymak dışında bir seçenek bırakmaktadır.

Dershanelerde çalışan genç kuşak öğretmenler örgütlülük bilincine mücadele bilincine sahip değiller. Karamsarlık çok yoğun “ böyle gelmiş böyle gider, asla düzelmez”, dolayısıyla boyun eğmeci her şeyi kabullenir bir yapı var. Bu duruşlarını genellikle “Geçmişte yapılamadı, şimdi mi yapılacak?” biçiminde gerekçelendiriliyorlar. Oysa örneğin alanımızda bu kuşak bir ilk özelliği taşıyor. Dershanelerde daha önce bugünkü gibi yoğun bir istihdam hiçbir zaman olmamış dolayısıyla “geçmişte yapamamış” olanlar falan yok, bir şeyler yapılırsa ve yapılamazsa bu alanda, bundan bu kuşak sorumlu olacak. Gelecek kuşakların geçmişini şimdi biz yazıyoruz aslında.

Biz kendi gücümüze güvenmeliyiz. 51 bin dershane öğretmenin tek yumruk olup birlikte yaratacağı güç karşısında durabilecek dershane patronu olmayacaktır. Yarattığımız güçle çalışma saatlerimizin iyileştirilmesinden dinleme hakkımıza paso hakkımızın kazanılmasından dershanelerde ki kameraların kaldırılmasına kadar çalışma ve yaşam koşullarımızın iyileştirilmesine dönük bütün taleplerimizi kazanacağız. Yalnız yaşadığımız deneyimlerle de biliyoruz ki bugün bir dershane de çalışan 10 öğretmen bile bir ders saatlik iş bırakarak aylardır verilmeyen maaşlarını alabiliyor.

O halde bugün Dershane öğretmenlerinin yaşam koşullarını iyileştirmek için derse geç girmekten iş bırakmaya kadar çalıştığımız iş yerlerinde ve bütün dershanelerde grevler örgütlenmelidir. Toplu iş sözleşmesi hakkı kazanılmalıdır. Bunu da gerçekleştirebilmenin tek yolu birlikte mücadele etmektir.

Grevle, Sözleşmeyle Hakkımızı Arayacağız!
Yaşasın örgütlü mücadelemiz.
Kırıntıları değil dünyayı istiyoruz.

Yorumlar

naciye | 7 Şubat 2008 16:05
çok çalış az emek al kişiliğinden ödün verirsen özel sektörde mutlu olursun

burçak | 8 Şubat 2008 22:20
devlet bizlere sahip çıkmadıkca özel sektör canımızı çıkarmaya devam edecek ben haftalık 60 saat derse giren bir öğretmenim ağır işçilerden farkımız yok biz de insanız...
Özcan ATAR | 11 Şubat 2008 16:01
BANA SORARSANIZ BU ÜLKEDE HİÇBİR MESLEK GRUBU BİZİM KADAR PERİŞAN DEĞİLDİR.ORTALAMA 20 YIL ÇALIŞAN HİÇ OKUMAMIŞ BİR İNSAN EVİNİ ALIR,İŞ HAYATINI DÜZENLER EMEĞİNİN KARŞILIĞINI BELLİ BİR DÜZEYDE ALIR.AMA BİZ 20 YILIN KARŞILIĞINDA HEM DE OKUYAN DÜŞÜNEN BİREYLER OLARAK SÜRÜNMÜYOR SÜRÜM SÜRÜM SÜRÜNÜYORUZ...AĞLANACAK HAL...
dehliz | 11 Şubat 2008 21:36
İNSANİ DEĞERLERİMİZİ KAYBETMEDEN,ÇIKAR ÇATIŞMALARINA DÜŞMEDEN,YÖNETİCİLERE VE KURUCULARA ÇANAK TUTMADAN BİRLİKTE ÇALIŞILACAK KAÇ İNSAN TANIYORSUNUZ?SAHİP ÇIKILMAYI BEKLEMEDEN BİZ KENDİMİZE VE YOL ARKADAŞLARIMIZA SAHİP ÇIKMALIYIZ.SORUMUZU VE SORUNUMUZU ÖĞRETMENLER ODASINDA YA DA KAPALI KAPILAR ARDINDA KONUŞARAK NE KAZANABİLİRİZ KAPI ARALANINCA HERKES SUSAR YA DA BİLİNDİK GÖRÜNTÜLER BİLİNDİK SÖZLER SÖYLERSE... BİR ÖĞRETMEN CESURCA DAVRANIP GÖRÜŞLERİNİ SÖYLEDİĞİNDE NE DUYAR SİZCE?
ERKAN | 11 Şubat 2008 22:34
Çok hoş bir yazı ki bildiğim kadarıyla bir üniversitedeki araştırma yazısıdır orijinali ama buraya taşınması fena olmamaış.Daha iyisi gündemde ses getirecek programlara TEKE TEK ,ARENA,GENÇ BAKIŞ,SİYASET MEYDANI... gibi alanlara taşıyabilmektir ki bu noktaya yoğunlaşılmalı.Kesinlikle engellenme olacaktır ama denenmeli.
Dershane Öğretmenleri Komisyonu | 12 Şubat 2008 16:09
Merhaba Erkan,



Bizler Ankara'da farklı dershanelerde çalışan dershane öğretmenleriyiz. Kurultay öncesi kurduğumuz komisyonumuzla, kurultayımıza tebliğ hazırlamak için toplantılar aldık. Tebliğimiz, genel bir dershane öğretmenleri sorunlarının yansıtmasının ötesinde, dershane sektörüne dairde bir kaç cümle söyleme ve çözüm önerileri sunma hedefi taşımaktaydı. Elbette 3 yıldır yürüttüğümüz dershane öğretmenleri çalışmasının bu tebliğe katkıları fazlasıyla oldu. Hatta bu anlamda çeşitli akademisyenlere de, yaptığımız anket vb çalışmalarla da kaynak olduk.



Tebliğimiz tamamen komisyon çalışmasının bir ürünüdür. İstatistiki anlamda yararlandığımız kaynaklar oldu tabi ki.



Ancak haklısın. Bu konuyu çeşitli TV proğramlarına da taşımak gerekir. Hatta bu konuda fikirlerini ve önerilerini bizimle paylaşırsan çok seviniriz. Sitemizdeki ileşim adreslerinden bize ulaşabilirsin. Görüşmek üzere...

özlem | 13 Şubat 2008 22:37
merhabalar

ben de dershanede çalışan bir fizik öğretmeniyim.Böyle bir siteden haberim yoktu.Açıkçası çok şaşırdım ve sevindim.Çünkü 2 hafta önce burada öğretmen arkadaşlarla dershane öğretmenlerinin ortak bir ses olabilirler mi ?,MEB öğretmenleri gibi dershane öğretmenlerininde haklarını savunan bir sendika kurulabilir mi ? üzerine sohbet etmiştik.Aslında bu sektördeki rant elde etme kavgasının, öğretmenler arasındaki rekabetin böyle bir çalışmanın yapılmasına pek de olanak sağlamıyacağı kanaatine vardım.
deniz | 14 Şubat 2008 16:36
Merhaba Özlem

Öncelikle site ile tanışmış olman sevindirici. En kısa süre içerisinde bire bir de tanışmak isteriz ayrıca.

Dershaneler arası rekabet ve bu rekabete itilen biz dershane öğretmenleri.

Gözünü para hırsı bürümüş patronlar, birbirine düşmanlaştırılmış öğretmenler. Tablo ne kadar karanlık değil mi?

Rekabete itilmenin de düşmanlaşmanında tek bir sebebi vardı: yalnızdık. Aslında değildik ama hep öyle hissetirildi. Bir araya gelip sorunlarımızı paylaşamadık, sohbet bile edemedik.

Ama artık bu durum değişti. Dershanelerde maaşlarını alamadıkları için ders bırakmalar örgütleniyor, diplomalı işsizliğe karşı eylemler yapılıyor, paso kampanyaları örülüyor... ve daha niceleri. Bütün bunları kim yapıyor dersin? Tam da senin rekabet içerinde birbirini yiyor dediğin öğretmenler. Bişey çıkmaz dediğin insanlar. Aslında sensin, benim, yani bizleriz bu insanlar. Eğer bişey olmaz diyip kestirip atarsak yani mücadeleden kaçarsak asıl o zaman vay halimize....
duygu | 28 Mart 2008 10:21
ben de 2 yıldır dersanede çalışan bi fizikçiyim.matemetik,kimya,biyoloji ders ve etüdlerine girdim,ayrıca ilköğretim 2-3.sınıfların sınıf öğretmenliğini bile yaptım.resmen kullanılıyoruz.ve gerçekten düşük bi ücretle.600 ytl maaş alıyorm,10 günlük sigortamı dersane karşılıyor,20 günlüğünü ben.yani maaşım 400 lira aslında.bir fabrikada işçi olarak çalışsam hem daha yüksek maaş alırım,hem de 12 saatten daha az çalışmış olurum diye düşünüyorum.yıllarca oku,çalış,ama hakettiğinin karşılığını alma!!gerçekten sinir bozucu bir durum.stajyerliğimin kalktığını söylediler ama gerçekten de kalktı mı bilmiyorum,nerden öğrenebilirim diye dolaşırken sitenize rastladım.gerçekten de böyle bir siteye ihtiyaç vardı.bence de kesinlikle örgütlenmemiz gerekiyor.bir şekilde bu sömürüye dur dememiz gerekiyor.eğitim sendikaları içinde bildiğim kadarıyla bir tek TÜrk Eğitim Sen bizim öğretmenliğimizi kabul ediyor.Diğerleri bize öğretmen gözüyle bakmıyor.
ahmet | 27 Mart 2008 21:21
Arkadaşlar düşük ücretle çalıştırmaya bakıyorlar bizi. Gerçekten bu dershane sahipleri çok iyi paralar kazandıkları halde öğretmene gelince 5 kruş fazla vermiyecem diye kılıktan kılığa giriyor. Bunlar gerçekten birer sürüngen. Tabiii bölyle olan dershane sahiplerine bunu sölüyorum. Arkadaşlar bizim yapacağımız da belli biz de öğretmenler olarak düşük maaşla çalışmayı kabul etmiyecez. Ben kendi adıma konuşayım düşük ücretle çalışmayı kabul etmiyorum. Gerekirse eylül ayına kadar bekliyorum anlaşma imzalamıyorum hepimiz aynı şeyi yaparsak inanın bana bizim ayaklarımıza kapanacaklar. Bence MEB deki koşullardan daha iyi maaş almayı hakediyoruz. Bunu bi düşünün
Ebru | 30 Mart 2008 00:29
Merhaba,
Ben 8 yıllık rehber öğretmenim. Bugüne kadar çalıştığım kurumlarda hep bir şekilde maaşlarım ödenmedi. Mesleğimiz öğretmenlik olduğundan her yeni kuruma güvenerek başladık ama sonuç değişmedi. Hep bir şekilde maaşlarımız geciktirildi, ödenmedi. Şu an son 3 aylık maaşım ödenmemiş halde görevime devam etmekteyim. Ben ve diğer mağdur öğretmen arkadaşlarım maaşlarımız ödenmezse yasal yollara başvuracağımızı ve derse girmeyeceğimizi söyledik. Bunun karşılığında mesleki hayatımızın tehlikeye gireceği şeklinde tehditler aldık. Kurumunun ismi içinde "ÇAĞDAŞ" kelimesi geçen ve lafa gelince Çağdaşlıktan Demokratlıktan dem vuran böyle insanların eğitim sektöründen temizlenmesini diliyorum.Ancak bu gibi kişilerin temizlenmesinin tamamiyle bizlerin çabalarıyla mümkün olacağına inanıyorum. Boşverip pes edeceğimize daha da çok üstüne gitmeliyiz.
VEFA | 31 Mart 2008 12:55
KAKÜLTEDEN MEZUN OLALI 3 YIL OLDU YENİ ATANDIM
İNANIN ÖĞRENCİLERİME FAYDALI OLAMIYORUM. 3 YI İŞSİZLİK BENİ YIKTI. ÇOCUKLARA VERİMLİ OLAMIYORUM. KPSS ÇALIŞA ÇALIŞA KENDİ ALANIMI UNUTTUM.DERSİ GEÇİŞTİRİYORUM.YAZIK OLDU BİZLERE. YETER ARTIK İŞSİZ ÖĞRETMENLERİN SESİNİ DUYSUNLAR.
altan | 1 Nisan 2008 23:40
güzel olmuş bence
hazal | 6 Mayıs 2008 09:51
ben matematik öğretmeniyim ve altan beye kaılıyorum katılıyorum
nefes | 31 Mayıs 2008 23:26
meb e sesleniyorum bizler madem atanamıyoruz, devlet güvencesi altında çalışamıyoruz bari dersane patronlarının işkencelerinden bizi kurtarın...çok zor değildir heralde bunu sağlamak.4 sene okuyup 300 ytl ye çalışmak hak mı?
doğan | 1 Haziran 2008 22:44
arkadaşlar merhaba.ben doğan.karşınızda bir dersane öğretmeni adayı duruyor.yarın büyük ihtimalle bir dersaneyle anlaşacağım.25 yaşındayım kendimi dinamik ve güçlü hissediyorum.ancak sizin o güzel yorumlarınızı okuduktan sonra biraz yaşlandığımı hissettim.arkadaşlar bence sizler meseleye kısıtlı bir açıdan bakıyorsunuz.çünkü bugün kim adamakıllı maaş alıp insanca yaşayabiliyorki.açlık sınırının 750 ytl olduğu,benzine,mazota günaşırı zam geldiği bir ülkede,inşaat sektöründe, tersane sektöründe(tuzla faciası malumunuz),...........vs sektörlerde allah aşkına kim mutluki.saygılarımla arkadaşlar
Doğan Arkadaş'a | 3 Haziran 2008 17:54
Doğan arkadaşım,kendini güçlü dinamik hissetmen çok güzel.Ama burada yazılanlar umutsuzluk yüklemek için olduğunu hiç sanmıyorum tersine bunlar yaşananlar sonucu,deneyimler sonucu yazılıyor.Çünkü bir öğretmen olarak aynısını yaşamadım mı hemde fazlasıyla.Ercan arkadaş'a katılıyorum biz öğretmeniz KÖLE değil.Ama dershaneler bzi köleden farksız mı görüyor.Sen başarıyla yükseleceğini düşünüyorsun ama hepimiz aynı şeyi düşünüyoruz.Kısacası bu birbirimizin ayağını kaydırmaktan başka bir şey değil.Birbirimize değil bizi bu hale getirenlere karşı olmak lazım.
Saygılar
ercan tursun | 3 Haziran 2008 11:29
kardeş sena allah zihin açıklığı versin
fazla değil 2-3 sene sonra bu yazdıklarının arkasında durabilecek dirayete sahip olabilirsen bu dersanaciliği kralı sen oluırsun.
AMA bil ki! iki seneye kalmaz bu yazıyı yazdığına pişman olursun.
biz ÖĞRETMENİZ KÖLE DEĞİLİZ
Dersana sahipleride derebeyi değil.
mutlu olmak bizim elimizde
bu düzünde de mutluluk dersanalerin tutumu yüzünden bizlere uzak
mutlu olmadan hiç bir iş yapılmaz hele öğretmenlik asla
KÖLELER | 4 Haziran 2008 18:44
VALLA ÇOK KOMİK ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNE BAK.
NE HALE GELDİK. KPSS ÖĞRETMENLİĞİ AYAKLAR ALTINA ALDI. AMA MİLLET MEMNUN HERKES RAZI KADERCİ TOPLUM
ÖĞRETMENİM AMA DERSLERİM HEP SOHBETLE GEÇİYOR.
AAA OLMAYA KPSS DEN SONRA BİRDE DERS İŞLEYEYİM..

kubilayahmet | 10 Haziran 2008 22:43
hakan | 7 Haziran 2008 00:31 - cevap
öğretmenim anlayamadım sizi,8 yıldır nasıl bu sömürü düzenini fark edemediniz,daha da kötüsü bu kadar MAĞDURluğunuzla MAĞRUR olabiliyorsunuz?,ben dershanede çalışalı daha bir yıl bile olmadı ama basit gözlemlerle bir şeylerin farkına vardım;yöneticilerim çok düzgün inasanlar olmasına rağmen hemde,çünkü bu olumsuzluklar tüm ülkenin sorunu oldu,kişiler pek önemli değil....
hüseyin | 11 Haziran 2008 01:23
bence maaşın güzel mehmet ama dikkat et bu adamların hepsi işçi haklarından söz ederler maaş ödemeye geldiğinde kaybolurla
dehliz | 6 Haziran 2008 22:19
DERSHANE PATRONU:''BU İŞE GİRMEDEN ÖNCE EVİM, YAZLIĞIM, ARABAM VARDI.DERSHANE KURDUM GENE EVİM ,ARABAM YAZLIĞIM VAR. KAZANAMADIM HİÇ .''HER ŞEYİ AÇIKLAR MI ACABA BU CÜMLE?BEN BİR DERSHANE ÖĞRETMENİ OLARAK KENDİSİNE TAVSİYELERDE BULUNMAK İSTERİM:DERSHANENDEKİ HİZMETLİLERİ ÇIKAR ZATEN GENÇ ÖĞRETMENLERİN YAPAR,SEKRETERLERİNİ ÇIKAR REHBERLİKÇİLER NE İŞE YARAR Kİ,MAAŞLI ÖĞRETMENLERİNİN ETİNDEN SÜTÜNDEN YARARLAN DİYECEĞİM ;AMA ONU YAPIYORSUN KEMİKLERİNİ DE KULLAN,SEN 'MARKAYIZ' DİYORSUN VE ÖRNEK VERİYORSUN YA 'VAKKO'DAN ALDIĞIN KIYAFET İLE PAZAR MALI BİR OLUR MU ,BİLİYOR MUSUN KARŞINDAKİLER PAZARDAN GİYİNİR,İŞTE ONLAR PAZARDAN DA GİYİNEMESİN SEN MAAŞLARI DÜŞÜR, KENDİNİ ACINDIR BİRAZ DA,SİZ AYAĞINIZI DENK ALIN DİYORSUN BURAYA EŞEKLERİ BAĞLASAK DA ÖĞRENCİ ÇEKER DİYORSUNUZ YA ,ÖĞRETMEN KESMİ CAHİLDİR ANLAMAZ SEN BİR GÜN EŞEK BAĞLA GİRİŞE DE AKILLANSINLAR.
hakan | 7 Haziran 2008 00:31
hayatta çaresizlik diye bişey yoktur.dershanecilikte kölelik diye bişey yoktur.ben 8 yıldır dershanelerde çalışan mat. öğretmeniyim.toplam 8 kurum 4 şehir değiştirdim.,insanca çalışabileceğim eğitimin gereklerini yerine getirebileceğim bir kurum daha bulamadım.ama hiç bir zaman kendimi düşkün, mahkum, işe yaramaz, zavallı, çaresizmiş gibi düşünmedim ve düşündürtmedim.herşeyi göze aldım.yarı yılda dershaneden ayrıldığım da oldu ilk haftadan bıraktığımda davalı olduğum kurumda oldu,tazminat ödediğimde.kısacası işinize gelmiyosa bu işi yapmazsınız,işinize gelmiyosa ucuza çalışmazsınız,bu sektörde en nefret ettiğim şey sözleşme imzalayıp, sonrada mızmızlanan öğretmen arkadaşlardır.hesabına gelmiyosa çalışmayacaksın.ha çalışıyorsan bu işin hem hakkını vereceksin hem de yılmayacaksın.ben iyi bir kurumda çalışma hayali ile 9.kurumumla sözleşme imzaladım.kimbilir belki aradığım kurum burasıdır.
özgür | 8 Haziran 2008 12:55
bu ülkede ihhiyaçtan fazla öğretmen yetiştiildiği sürece köleşeşmeye adım adım dahada çok yaklaşıyoruz
bence bir ülkenin geleceği olan öğretmenleri köleleştirerek ülkenin geleceğini yoketmeye çalışıyorlar bu olanları başımızdakilerein yeteneksizliğiyle ifade etmek çok safca olur.......
gökhan | 8 Haziran 2008 22:42
iyide bu kadar yakınıyoruz niye hiç sesimizi çıkaramıyoruz sesimizi çıkarmanın bir yolu olmalı hiç medyada işsiz öğretmenler özellikle işsiz matematik öğretmeni diye bişey duymadım herkez görmemezlikten geliyor bizi buna emin olun ...bu feryatlarımızı duyacak bir medya varsa lütfen belirtin...
pisagor | 9 Haziran 2008 13:51
hakan arkadaşım sanırım evli deilsin yada evlenmeyi düşünmüyorsun 8 yılda 4 şehir deiştirmişsin yakında deiştiremeyeceksin bile muhtemelen işte bulamayacaksın...o kadar mezun çokki ben bu paranın altında çalışmam diye bişey yok...bunu yakında görürsün...
mehmet | 9 Haziran 2008 23:19
derhaneye başlıyıcağım ama kararsısız bir dershane 725 ytl 150 ytl yemek ve ssk vericeğini söyledi.ilk mezunum sizce bu maaş nasıl
alis | 14 Haziran 2008 16:37
mehmet kardeşim 2. yılım matematik öğretmeniyim
500 ytl maaş ve 15 gün sigorta diyor bunla kıyasla(ama bulunduğun şehrin şartlarına göre ben Denizliden)
oblomov | 15 Haziran 2008 13:07
özellikle akp destekli cemaat gruplarının dershaneleri şu an oldukça revaçta görünüyorlar.bu sektörün bu kadar ucuz emekle öğretmen çalıştırmasındaki ana sorun bu cemaatler ve akp zihniyetidir.hizmet ve itaat kültürüyle yetişmiş bu gruplar öğretmenine de bu bakış açısıyla yaklaşmaktadır.ucuz ve çok sayıda öğrenci alarak hem kitlelere yayılmak hem de büyük paralar kazanmak derdindeler.tabi olan da öğretmen arkadaşlara oluyor ve bu iktidar iktidarda kaldığı sürece bu sorunlar aşılamaz,bu çok açık!!!dershane ve kolej patronlarıyla sabah akşam vakit geçirmekten geri durmayan bir milli eğitim bakanıyla çözüm olmaz!!1
Mevsimlik işçi | 18 Haziran 2008 18:15
Sevgili öğretmen arkadaşlarım,yaklaşık 15 yıllık bir dershane öğretmeni olarak dershaneciliğin 3 aşamasını yaşadım; 1.si çok fazla öğretmenin bulunmadığı dershane öğretmeninin transfer edildiği, 2.si çok fazla öğretmenin mezun olduğu ve ücretlerin artması yerine düşmeye başladığı, 3.sü dershanelerin deneyimli öğretmen değil, deneyimsiz öğretmen arıyorum şeklinde ilanlar verdiği aşama. Bu kadar yıldan sonra şunu söylemek belki acı fakat bu iş gerçekten bitti. Parası olan her öğretmenin küçük bir etüd merkezinde ders verdiği bir döneme girmiş bulunuyoruz. Genç arkadaşlarıma tavsiyem milli eğitime müracat edin, anadoluya gidin ve mutlu olun.....
erhan | 19 Haziran 2008 18:48
iyi diyorsun kardeşim ama milli eğitim bizi alıyormu ki gidelim
mehmet | 21 Haziran 2008 18:19
alis kardeşim 500ytl sana yetiyorsa sorun yok.ama istanbulda ise 1000 ytl alsan da yine yetmez.Evlilik ve aileni geçindirmek hiç aklının uçundan bile geçiremezsin istanbulda.birileri çıkıp askari üçretli nasıl geçiniyor derse nasıl geçindiklerini biliyoruz...
smlhoca | 23 Haziran 2008 00:21
herkesin yazdıklarını okudum. bazılarına katıldım bazılarılarına katılmadım.Emeğimi ve bilgimi satmaya evet kendimi ve onurumu satmaya hayır diyorum. Tek çare var ne olursa olsun örgütlenmek ve birbirinin arkasında durmak. Bakın görün hher şey nasıl da değişecek. Bu siteye tam destek verelim. Öğrencilere mücadele etmeyi öğretenler MÜCADELEYE DEVAM.
duygu | 23 Haziran 2008 14:18
beş yıldır dershanede çalşıyorum ve hiçbir şey değişmedi.bunun mücadelesi için elimden geleni yapardım.öğretmenlik gibi kutsal bir meslek ayakalra düştü resmen.stajyer öğretmenlere daha da yazık.mesleğimi çok seviyorum ama saygı görmek istiyorum.dershaneler artık ticarethane olmaktan çıkmalı;bu anlayışla gidildiği sürece bizler hep madur olacağız.nasıl onlar biraraya geliyorsa biz de kendi politikamızı belirlemeliyiz..biz çalışmassak hiçbir şey yapamazlar.
Yusuf Ali Çetin | 8 Temmuz 2008 11:16
bende dersanede 4 yıl çalıştım. Şimdi ise istifami isteyip işime son vermek istiyorlar.İstifa dilekcesini imzalamadığım için maaşımı alamıyorum.Çıkış nedenim yeni mezun alacaklar.Bunlara çüzi maaş vererek yılboyunca yasal olmamasına rağmen bizlerin yerine çalıştırmalarıdır.Bu dersane çok ünlü olmasına rağmen sıtajerler asil öğretmenler gibi ders veriyorlar. Üniversite öğrencileri ise etüt öğretmenliği yapmaktadır.
ege mert | 10 Temmuz 2008 23:45
sevgili hocalarım ben ege unıde matematık okuom 3. sınıfım sadece özel ders vererek ayda 1000 ytl hatta daha fazlasını kazanıorum.kendı arabamı aldım okurken.eger ortalık bu kadar kötüse okulu hıc bıtırmeyım daha iyi.
yorumcu | 15 Temmuz 2008 00:51
SEVGİLİ MERT..Sen öğretmenliğin daha doğru bir ifade ile EĞİTİMCİ olmanın yüceliğini hissedememiş, olayı tüccar zihniyetiyle ve çok kötü bir dille tanımlamışsın.Üzülmedim.Kendi iç dünyana çekilip, daha derin düşün...LÜTFEN
özlemyk | 16 Temmuz 2008 19:43
arkadaşlar bende dershanede matematik öğretmenliğne başvurdum bırakın ücret wermeyi nerdeyse banden para alcaklar artı okadar saat nasıl çalışmamı bekliolar anlamadım şaştım kaldım
özlemyk | 16 Temmuz 2008 19:45
ewde oturup özel ders wermeyi düşünüyorum ewimde kpssye çalışırım sizce mantıklımı
kamaşullah | 16 Temmuz 2008 23:54
ben 27 yıllık dersane öğretmeniyim ve 3750 ytl aalıyorum ve bu para bana yetiyor ne haber......
allah daha çok versin | 17 Temmuz 2008 14:35
Allah daha çok versin hocam. Peki bu 3750 ytl için karşılığında neler yapıyorsunuz ve sizin gibi bu miktarda ücret alan kaç kişi var söyler misiniz?

27 yıllık çalışma yaşamınızda herşey güllük gülüstanlık mıydı?
3750 YTL alıyorum diyen öğretmene | 18 Temmuz 2008 15:17
Arrkadaşın buraya sadece yazmış olmak için yazdığını düşünüyorum.Kendisi 3750 YTL alıyor olabilir ama bu şekilde ücret alan acaba kaç öğretmen var? Türkiye'de yaklaşık 600bin öğretmen var, 50 bine yakında dershane öğretmeni. Ve bunlara ek olarak sözleşmeli ve ücretli çalışan öğretmenler.Şimdi tüm öğretmenler bu kadar ücret alıyor olsaydı bu öğretmenler neden isyan etsinler ki!!Dershanelerde çalışan öğretmenler 15 sene önce iyi ücretlerle çalışıyorlardı ama artık bu sektör ucuz işgücü avı yapıyor.Bugün elbette yine iyi ücretlerle çalışanlar vardır ama on binlerle bahsedilenlerin içinde onlu- yüzlü sayıları geçmezler.Bu arkadaşın "ben şu kadar alıyorum ne haber" demesini herşeyden önce bir öğretmen olarak yakıştıramadığımı da söylemeliyim.Bencilliğin ne kadar kötü bir şey olduğunu öğrencilere öğretmesi gerekn bir öğretmenin böylesine bencil davranması üzüntü verici..
hakan | 18 Temmuz 2008 20:40
arkadaşa katılıyorum. ekleyecek hiç bir şeyim yok.teşekkürler aslı.
ÖĞRETMENE BAK | 18 Temmuz 2008 19:14
ÖĞRETMENE BAK NE HALDE.TOPLUMDA HİÇBİR SAYGINLIĞI KALMADI.İŞSİZ KALDI AÇ KALDI ÜÇ BEŞ KURUŞA MAHKUM EDİLDİ KPSS İLE İŞSİZ BIRAKILDI.AMA ÖĞRETMENE BAK HALİNDEN MEMNUN.3750 LİRA ALIYORSUN HELAL SANA AÇ MISIN YİNE. İŞSİZ OLUP DA AÇ YATAN ÖĞRETMENLER İŞSİZ OLUP DA ÇOCUKLARININ YÜZÜNE BAKAMAYAN ÖĞRTMENLER BAKIN ADAM 3750 İLE GEÇİNEMİYOR. HELAL OLSUN BU TOPLUMA...
aslı | 18 Temmuz 2008 19:50
3750 YTL alıyorum diyen 27 yıllık kamaşullah(!) adındaki öğretmenle (adında hayır yok)muhatap olmamak lazım belki ama dayanamadım bir kaç kelam edeyim. şimdi sana şunu sormazlar mı ey insan evladı bu ülkede üç kuruş paraya sırf aile baskısı, boşta kalmanın dayanılmaz psikolojisi ve daha pek çok nedenden kaynaklı çalışmak zorunda kalan öğretmenler var. bunlardan sadece 7 si 2006/2007 yılları arasında intahar etti ki hepsi senden çok daha küçük yaşta idi. bu ülkede MEB'e bağlı ve 900 ila 1200 ytl arasında maaş alan öğretmenler var. yine bizzat devlet eliyle üç kuruşa taşeron çalıştırılan öğretmenler var. şimdi sana sormazlar mı? bu insanların zekası eğitmenlik kapasitesi yetenekleri senin o beyninden az mı basıyorda bu koşullarda çalışıyorlar. senin durumun ne biliyormusun bu ülkenin tüm servetini elinde tutan üç beş asalak kan emici varya onlar ve onların biraz daha az zengin burjuva yaltakçıları çanak yalayıcıları varya (hani tuzu hala kuru sananlar) ha sende onlar gibisin işte. ama şunu hatırlatayım o üç beş tekel, altındaki çanakyalayanları hergeçen gün silip süpürüyor. bakalım bu devran böyle sürdüğü sürece sen hangi çanakları yalamaya başlayacaksın ne haberrr!!!
dehliz | 8 Ağustos 2008 00:39
3750 YTL alıyorum KURUMUNU YAZ DA ÖĞRENELİM ARKADAŞIM.ŞAKA MI SANDIN HAYATI?
okek | 12 Ağustos 2008 17:33
7 yıllık matematik öğretmeniyim.Bugün bana teklif edilen maaş simit satarak kazanılacak para kadar.Protesto ediyorum ve çalışmıyorum.Hiç bir öğretmen bu koşullarda bu paraları haketmiyor.
Bugün bana bir müdür sigortamı istiyorsun diye gülüyorsa kendine kendi gibi çalışacak bir öğretmen bulabilir.
nesrin | 14 Ağustos 2008 15:44
Beyni yosun tutmuşlara yok sözümüz .(3750 ytl) Onurumla kazanmak istiyorum ekmeğimi.Alın terimi istiyorum patronlardan yalakalık yapmaya ihtiyaç duymadan. YÜREKLERİNİZDEN ÖPÜYORRUM EED ÇALIŞANLARI İNSANİ DUYARLILIKTA OLMAK HER İNSANA NASİP OLMAZ.


Çocuğuna süt alamayan bir ücretli öğretmen
haris0099 | 15 Ağustos 2008 00:52
ben turkçe öğretmeniyim. 2007de mezun oldum ilk sene biraz dersane baktım atanamadığım için ama baktım çogu hep asgari ucret sigorta falan ben de çalışmadım bir sene. bu sene yine atanamayacagım şimdi düşünüyrm ne yapsam diye. diyeceğim şu ki eğer cok muhtaç değilseniz çalışmayın ben bir yıl bos kaldım ama o ucrete çalışmadım. piyasayı düşüren aslında biziz. suç biraz da kendimizde bence..
önder | 18 Ağustos 2008 17:36
arkadaşlar dershane öğretmenleri 506 sayılı ssk kanuna göre işçi statüsündemi oluyorlar?
sedat | 22 Ağustos 2008 00:06
patronlar okadar hain ki ben 11 yıllık dershane (öğretmeni)emekçisiyim her yıl bi önceki yılı arıyorum . bu yıl sevgili!!!!! patroniçemiz yeni kural çıkardı her öğretmen dershaneye en az 10 öğrenci kaydı getirecek getiremeyenlere hesap sorulacak yani işten çıkarılacak. bunu söyleyen pek muhterem!!!!!!!!!!! patroniçemiz 6 aydan beri maaşlarımızı ödemediği gibi mesai satlerimizi sabah 08:00 akşam 20:00 olarak değiştirdi yani günde 12 saat çalıştırıp para vermediği gibi para isteyenlerle kavga edip canından bezdiriyor.allah herkese hak ettiğini verir inşallah.........
mahir | 22 Ağustos 2008 00:29
yılardır dershanelerde çalışıyorum ama bir türlü düzen oturtamadım. Çünkü sürekli sömürülüyoruz. Maaşlar her sene düşüyor ayrıca onu da zamanında alamıyoruz. Şu an bizi ayakta tutan özel ders o da olmazsa aç kalırız bir şekilde örgütlenip haklarımızı aramalıyız yoksa her giden sene daha kötü olacak.
Mavi | 22 Ağustos 2008 17:42
Merhabalar dostlar,
Kimi dershaneler yeni döneme başladı kimi dershaneler başlamak üzere. Biz dershane öğretmenleri ise ya üç beş kuruşa iş bulduk ya da hala arıyoruz. Yaklaşan ekonomik kriz ile birlikte aldığımız ücretlerden sigortalarımızın yatırılmasına kadar özlük haklarımız daha da gasp edilmiş durumda.Yorumlardan da anlaşıldığı gibi dershane öğretmenlerinin sorunları il, yaş, cinsiyet vs gözetmeksizin bir ve bu sorunlar giderek büyüyor. Yorumlar arasında yaşanan bu sıkıntılara karşı çalışmamaktan bireysel protestolara değin öneriler sunmuş.
Dostlar, patronlar yıl içerisinde bir araya gelerek başta biz öğretmenler olmak üzere tüm toplumu daha fazla nasıl sömüreceklerinin hesabını yapıyorlar. Peki soruyorum size bizim emeğimiz üzerinden paralarına para katan bu adamalar birbirlerine öldüresiye rakip, düşman oldukları halde biraraya gelebiliyorken biz neden gelemiyoruz?
Artık yeter! Dershane patronlarının azgınca saldırılarına karşı, bizi bu kapılara mecbur eden sisteme karşı birlikte mücadele etmeliyiz. Kurtuluşun ellerimizde yani "biz" de olduğunu görmemiz gerek...
EED* | 22 Ağustos 2008 17:45
Sevgili Cenk hocam teknik bir problemden dolayı mesajınız silinmiştir. Lütfen mesajınızı tekrar gönderirmisiniz? Özür diliyoruz.
dersane demekparazit demek | 26 Ağustos 2008 17:28
nasılki siz calısırsınız aslaklar parazitler yer sizin calıştığınızı hiç bir emek vermeden
dersanelerde iste böyledir siz calışırsınız sabah 8 den akşam8 e kadar adamlar size para vvad eder ama 6ay maas alamazsınız belki bir umut diyerekten beklersiniz ama ensonun da anlarsınız ki sizin hakkınızı dersanede yönetiyim diye gezinen vesadece oturuup odasında içki içen bi adam yer üstelik kendi öğretmen bile değildirbunları gördükten sonra ben bir daha dersanelerin kapısına bile girmem boş dururum deil 3 milyar 100 milyar verse durmam saygı olmayan yerde hak hukuk bilinmeyen yerde calışmak istemem
suzi | 28 Ağustos 2008 02:11
halimize gerçekten acıyorum..bir edebiyat mezunu olarak kapı kapaı dersane dolaşıp asgarı ücrete çalışmak bu kutsal saydkları mesleğe devletın verdığı değer bu muydu.... yazık yazık
OKURKEN AĞLADIM | 28 Ağustos 2008 14:24
Selam arkadaşlar bende bir dershanede ve adı türkiyenin hemen hemen her ilende duyulmuş bir dershanede sözde ögretmenlik yapıyorum.bu yıl sözleşmeyi zorla imzaladım.hiç istemedim.
patronların kendini bir halt zanedenlerin inadına ne yapmalıyız bilmiyorum.hepimiz bıraksak aynı anda diyorum ama kaçı uyarki buna.
vazgeçin parasından onurumuzu kaybettik.

AYÇİN
ss.gg | 29 Ağustos 2008 11:54
selam arkadaşlar. bizde dershane öğretmenleri olarak bu platformda yerimizi aldık. bizde dershanede bazı sorunlar yaşadık. ama pes etmedik. dershane sahibini ve müdürünü mahkemeye verdik. sonucunu ve sürecini diğer arkadaşlarıma örnek olması için tüm dosyalarıyla burada paylaşağım. umarım bu savaştan öğretmenler olarak galip çıkacağız. herkese selamlar
a.h.g. | 30 Ağustos 2008 12:27
adanada çalışan bir dersane öğretmeniyim.matematikçiyim.4 yıldır bu işi yapıyorum.alanında iyi olan,dürüst çalışan,gençlerle diyaloğu iyi olan bu meslekte para kazanır.çevrenizin de geniş olması gerekir tabi ki.maaaşınızın bir kaç katını özel derslerden de kazanabilirsiniz.
çıko | 30 Ağustos 2008 23:34
Arkadaşlar ben Şişlide bir dershanede çalışıyorum. Her gün 100 arama yaptırılıyor öğretmenlere. Amaç yeni kayıtlar almak, öğrenci sayısını artırmak. Sizin çalıştığınız kurumlarda böyle bir şey var mı? Öğrenci bulma işi öğretmenlere mi yükleniyor?
dselcan | 3 Eylül 2008 19:32
Merhaba arkadaşlar.Siteyi yaklaşık 15 dakika önce buldum ve yukarıdaki yorumları acı bir gülümsemeyle izledim.Şu an içim rahat.Çünkü yukarıda birçok arkadaşın yapmak istediği şeyi yaptım.Dershanede tarih ve sosyal bilgiler öğretmeni olarak çalışıyordum.16 ay içerisinde stajerliğimi ancak kaldırabildim ve ne yaptım biliyor musunuz? 1 saat önce işten ayrıldım:)Dediğiniz gibi bu onursuzluğa daha fazla katlanmayacağım.Çünkü savunduğum değerlere tamamen zıt bir yaşam sürmekten sıkıldım.Belki birçoğunuza aynı şey olmuştur.Bazen çocukların gözlerine bakarak bir şeyi savunurken aklımdan hep şu geçiyordu:Savunduğun değerlere ne kadar uygun bir hayat yaşıyorsun? Şimdi bu çatışmaların hepsi bitti.Ne olursa olsun bu şartlarda sektöre geri dönmeyeceğim.Sektör kelimesini özellikle kullanıyorum.Diğer arkadaşların da arkamdan gelmesini beklerim.Herhangi bir hukuk mücadelesi verilecekse hepsinde yanınızda olmaya ve destek vermeye hazırım.Herkese selamlar.
dselcan | 4 Eylül 2008 11:53
arkadaşım aslı sana aynen katılıyorum.şu kemaşullah mıdır nedir aynı sıfatı taşıyor olmak çok rahatsız edici.
gökçe | 4 Eylül 2008 12:39
arkadaşlar ben de kpss mağduruyum. sizin gibi pek çok örneği göre göre işsiz kalma uğruna tüm dershanelerin teklifini reddettim. çok araştırdım bir mağzada 800 ytl alırım hem de çaycılık yapmam. dershanede öğretmenlik dışında çaycılık temizlik vb. işlerde yaptırılıyor. neyse yazacak çok şey var ama sesimizi duyan yok.
fatih | 7 Eylül 2008 18:03
hhg
özkan | 8 Eylül 2008 15:16
mnerhabalar ben daha yeni düştümn bu hayata. birinci amacım haklarımın neler olduğunu öğrenmek sonra bunlar üzerinden sözlkeşme koşullarını düzeltebilmek ayrıca dersane öğretmenlerinin bir sendikası ve ya farklı bir örgütlenmesdi var mı onları öğrenmek istiyorum.ben sizinle nasıl iletişim kuyrabilirim?
seda | 8 Eylül 2008 21:13
dershane ortamı iğrenç ssk derler yatmaz eline 300 ytl tutuştururlar zamanında ödenmez. tam bir rezalet kendi ağızlarıyla kölemiz olacaksınız dediler ötesi var mı? yol yakınken farklı alanlara yönel.
Serkan - Türkçe | 9 Eylül 2008 01:17
2007 mezunu bir öğretmen adayı olarak 2 senedir Kpss belasıyla boğuşuyorum. Neyi ölçtüğü belirsiz saçma bir sınavdan sonra yine boştayım, yine işsizim, yine yüzüm gülmüyor. Şu anda doğalgaz şirketinde kuryelik yapıyorum üç kuruş paraya. Aralık ayında askere gidiyorum ve gelince İzmir'deki dersanelerde ben de sizin gibi iş arayacağım. Daha stajyerliğim kalkmadı. En azından stajyerliğimi kaldırayım diye düşünüyorum; ama şu bir gerçek ki dersane öğretmenliği, uzun vadede yapılamayacak kadar zor, geliri az, çok emek isteyen, çok zor bir sektör. ALLAH yardımcımız olsun inşallah.
yazık... | 9 Eylül 2008 14:37
henüz bu işe bulaşmadım ama düşünüyodum.başvurduğum bikaçyer wardı staj için.nerdeyse beleşe çalıştıran bu insancıklar başımı açıp veya peruk takıp derse girme koşulunu önesürdüler..belki aranızda vardır "yok muhafazakarlar bi cephe yaptı yok onlar birbirlerini kolluyo işe alıo falan da filan da!" daye düşünen...devletin kapısını çarptığı bizlere özel sektör de yan çizmeye başladı.bazılarına müjde olsun:S
Serkan - Türkçe | 9 Eylül 2008 23:48
Bu gidişle atanmak bizim için hayal, bize çok uzak. Artık çalışacak psikoloji filan kalmadı. Her sene aynı hüsran, aynı hayalkırıklığı. bu sene eğitim bilimlerinden vurdu darbeyi Ösym. bir daha çalışamayacağım. çünkü aralıkta askerim.asker dönüşü bir dersaneyle anlaşmaya çalışacağım İzmirde...
sipahi | 10 Eylül 2008 17:30
walla arkadaşlar ne diyelim işimiz zor sayın Serkan arkadaşım ben uğraşmıyorum bile bu bizim kaderimiz insan mesleği ile ewlidir diyorlar ne kadar doğruymuş yapacak başka bi işimiz yok dewam sömürülmeye yada başlayaylım isyana ne yapalım ne yapsak boş lafları yerine çözüm getirelim.Zaten aman sen mi kurtaracan boş ver diye diye bu günlere geldik biz ezildikçe birileri coştu artık yeter..
bir üye | 10 Eylül 2008 17:33
Derneğimizde örgütlenmeye bekliyoruz o zaman sizi hocam.
sipahi | 10 Eylül 2008 17:51
Örgüt falan ne ayak :) ewet artık şart ama nasıl aklına bişiler gelen yok mu...yazıcam daha şu anda müsait deilim sivri dilli sipahi geldi heyyyyt dersane patronları,onların yalakaları,birbririni ispiyonlayan hainler bide şu yazıyı yazan ...: "kamaşullah | 16 Temmuz 2008 23:54
ben 27 yıllık dersane öğretmeniyim ve 3750 ytl aalıyorum ve bu para bana yetiyor ne haber......" al maşını da gittt burdan madem yetiyo eywallah bişi demiyoruz ama naber lafı noluyo kime tafran güzelim be... adına gurban olduğum.
Onur Yılmaz | 11 Eylül 2008 02:18
16 yıllık bir öğretmenim.6 yılım MEB'de geçti,sonra istifa ettim dershaneye geçtim.Bu dönemde şunları öğrendim:
1-Öğretim tekniklerinizi ve tecrübelerinizi patronlarla paylaşmayınız(Sadece öğrenciye)
2-Bu teknikler aynı anda düşük ücret alan öğretmenlere aktarılır.
3-Düşük ücretli öğretmenlerle aynı memnuniyette hizmet verildiği size aktarılır.
4-Bu durum kısa zamanda gönderilmenize kapı aralar.
5-İki yıl içinde herhangi bir dershaneye ''ortak'' olmayınız.Şu aralar dershaneler bir keriz bulup hisse satmaya çalışıyorlar.4 yıllık lise sistemi ve SBS oturana kadar.
6-Sıkıntılarımızı öğrenciye kesinlikle yansıtmayalım.
Çünkü kafası dalgın olan öğretmeni dershane patronu kafasına göre yönlendirir.Dershane işleten kişi çaresizliğinizi hiçbir zaman hissetmemeli.''Yine bir kek kucağa düştü derler.''
7-Size karşı yapılan bir yanlışı kesinlik toplantıda söylemeyiniz.Yöneticiyle karşılıklı konuşunuz.
8-Toplantılarda fazla konuşmayınız tecrübelerinizi sahiplere değil asıl unsur olan öğrenciye aktarınız.
EED* | 12 Eylül 2008 18:02
Merhaba arkadaşlar,
Dershane öğretmenleri olarak başta atanamamak olmak üzere onlarca sorunla mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Bütün mesajları okuduğumuzda bu sorunlar az çok şekilleniyor zaten. Türkiye'nin her hangi bir şehrinin her hangi bir dershanesinde benzer sorunlar yaşanıyor. Bizleri bu sitede buluşturan her şeyden önce yalnızlığımızı, yaşadıklarımızı paylaşmak. Hepimizin tek tek anlatacağı çok şeyi vardır mutlaka. Yanıbaşımızda ki arkadaşlarımızla konuşamamanın verdiği sıkıntı ile "kendimiz gibi" olanı arıyoruz sanal ortamlarda ve onlarla konuşuyoruz. Aslında kendimizle konuşuyoruz. Aynı cümlelerden oluşuyor çünkü yaşamlarımız.

Arkadaşlar bütün bu sorunlar karşısında gelin bulunduğumuz şehirlerde hep birlikte ses çıkaralım. Herkes elini taşın altına koysun ve "Temsilci" olsun şehrinde. Her ilden her ilçeden yükselsin mücadale çığlığımız. Patronlar duysun bu çığlığı. Rüyalarına girelim.

Dostlar,
Bulunduğunuz illerden bizlere ulaşın. Görüşelim, tanışalım. Mücadele bayrağını göklere çıkaralım.
Biz belirleyelim artık çalışma koşullarımızı!

Not: Sitenin EED bölümünde dernek merkezinin ve temsilcilerimizin telefon numaraları var. Gerek telefonla gerekse mail(posta@egitimemekcileridernegi.org) yoluyla bize ulaşabilrisiniz.
gülten | 13 Eylül 2008 13:52
Ben bu sene öss ye girmiş bir gencim ve yıllardır dershanelere gittim.Dershane patronlarını gözü paradan başka bir şey görmüyor, kesinlikle öğrencilerin eğitimini falan düşündükleri bile yok.Ben ise en çok stajer adı altında ücretsiz olarak saatlerce çalıştırılan öğretmenlerimize üzülüyorum.Çoğunun üstümde dershanede dersimize giren ayda 3-4 milyar maaş alan öğretmenden fazla emeği var.En azından onlar bizi diğerleri gibi 'müşteri' olarak değil öğrenci olarak görüyor.
İnsanlar sadece sigortaları yatırılarak ücretsiz olarak çalıştırılıyor.Kölelik düzeninde bile en azından insanların karnı doyar, yatacak bir yer verilir.0ytl ye hangi daire kiralanır hangi restorantta yemek yenir ki?
Ben bir öğrenci olarak mücadelenizi tüm yüreğimle destekliyorum ve örgütlülüğün pek çok sorunu çözeceğini düşünüyorum.
platanus | 14 Eylül 2008 20:25
benim çalıştığım dersanede bir 4. sınıf öğretmen adayını kadrolu öğretnen gibi derslere sokuyorlar . Bu aday öğretmen de sınıf defterine imza atıyor.
Arkadaşlar bu durumu milli eğitime şikayet etsem sonuç alabilirmiyim ?
Aykan | 15 Eylül 2008 13:46
Merhaba arkadaşlar.

Evet, gerçekten durumlar çok kötü. Yarın bir gün belki bu düzeni değiştiririz. Ama ben şunu merak ediyorum ve kendi kendime de her zaman soruyorum. Dershanecilik çok mu vasıflı bir iştir? (Arkadaşlar kızmasın, ben de dershane stajyeriyim, az para alıyorum) Yani aslında önemli olan şu Milli Eğitim'de çalışan adamların kendilerine çekidüzen vermeleri ve eğitim denen olayı -büyük oranda- onların götürmesi değil midir? Ve bu kadar çok dershaneye neden ihtiyaç var?

Benim bildiğim kadarıyla Avrupa ülkelerinde dershane olayı yok. Özel öğretmenlik var ve bunlar, öğrenci yetersiz kaldığı durumlarda eve gelip ders gösteriyorlar. Bizde ise ipini koparan dershaneye gelmeye çalışıyor. Okulda bir şey öğretilmiyor zaten, ve öğrencilerin çoğu da zaten bir şey öğrenmeye çalışmıyor. Bütün sorusunu biriktirip dershane öğretmenine geliyor, ondan medet umuyor. Vakti zamanında öğrencilerin zihnine "dershaneye gitmeden üniversiteye girilmez" olgusunu yerleştiren sistem bir taraftan da stajyerin zihnine "rezil olmadan vezir olunmaz, ilk sene bir sürünmelisin" olgusunu yerleştirmiş. Böyle düşünüce aslında kullanılan sadece biz değiliz. Öğrenciler de (daha da fazlası, öğrencinin velisi; yani parayı ödeyen kişi) de kullanılıyor. Konuyu şöyle açmak isterim.

Bir kere, Milli Eğitim'in bu kadar çok dershanenin açılmasına, işletilmesine izin vermesi apaçık, kendi içinde tutarsız olduğunu; yani kendisine bağlı çalışanın ya da kurumunun, üzerine düşen görevi yerine getirmediğini göstermektedir. Niye bir öğrenci okulda öğrendikleriyle üniversiteye giremesin ki? Tamam şunu gözardı etmiyorum, sırf heves için, dershaneye gelen öğrenciler var. Ama diğer taraftan okulda bir şey öğrenemeyip de dershaneye gelmeye mecbur kalan öğrenciler; hatta kıt kanaat geçinirken ailesini zorla razı ederek bin bir güçlükle dershaneye gelen öğrenciler var. Bu adamların suçu ne şimdi? Uzak köyünden kopup gelen öğrenci, o otobüse, geldiği zaman kantinden yiyip içmesine harcadığı parayı; aynı zamanda dershanede geçirdiği vakti başka bir şeyler için harcasa fena mı olur. Yani bizim gençlerimiz bu kadar bilinçsiz mi de illa ki bir dershane öğretmeninin kontrolünde çalışmak zorunda olsun. Kendi kendine çalışıp neden kazanamasın. ÖSS müfredatını anlamak için, -en azından kendi alanım olan Türkçe için konuşuyorum- o aptal soruları çözmek için çok da yüksek derecede bir zeka seviyesine sahip olmak gerekmiyor. Çok gazete okuyan bir adam Türkçe sorularının yüzde seksenini zaten çözer. Yani ben şunu demek istiyorum ki önümüzdeki tepeleri bize dağ diye gösteren bu sistem beynimizi sürekli böyle abuk sabuk şeylerle uğraşmaya mecbur bıraktığından bu ülkede ne bilim adamı ne de çok yüksek zekalı adamlar yetişiyor. ÖSS'yi kazanan adam oldum sanıyor.

Soruyorum size, ÖSS ne kadar makul bir sınavdır?
Aykan | 15 Eylül 2008 23:37
Arkadaşlar; eğer gücümüzün bazı şeyleri değiştirmeye yeteceğine inanıyorsak değiştireceğimiz şey sistemin kendisi olmalı. Tamam, halimiz harap. Ama biz kendi durumumuzu, maddiyatımızı düzeltsek neye yarar ki. Yine bu ülkenin eğitim seviyesi çok düşük. Hepimiz biliyoruz ki bu ülkenin üniversitelerinde de yeteri kadar eğitim almıyoruz. Akademisyenlere sorsanız onların da hali harap. Tabi yine her sektörde olduğu gibi onların içinde de bu işi ticarete dökmüş adamlar var. Bunları denetleyen kimse yok; ya da var, bazı şeylere göz yumuyorlar.

Şimdi ben diyorum ki elele verip bir şeyler yapacaksak büyük düşünelim, kısa vadeli çözümleri aşalım da şu ÖSYM denen olguyu başımızdan atalım. Biz istediğimiz kadar dershanede gördüğümüz muameleyi değiştirmeye çalışalım, dava açalım, kazanalım. Ne olmuş yani? Herkese soruyorum. Yarın bir gün çocuğunuzun da bu gereksiz eğitim sürecinden geçmesine dayanabilecek misiniz? Ben şahsen çocuğumu dershaneye göndermem. Orda kaybedeceği vakti, sarf edeceği dikkati (aynı zamanda cebimden çıkacak olan parayı) başka yerlerde harcasın. Üniversite sınavını kazanmak o kadar zor değil. Sonrası önemli. Bunu hepimiz çok iyi biliyoruz.

Ve benim bu konuda enteresan bir fikrim var. İlerleyen yıllarda insanlar artık çocuklarını dershaneye göndermemeye, hatta okutmamaya başlayabilirler de. Ya da cidden iş garantisi olan bölümleri kazanmadıkça üniversiteye yollamayabilirler. Çünkü hemen hemen herkes okuyanların halini görüyor. Yani biz kendimizi kurtardık diyelim; ama bu sistem böyle sürer mi acaba?

İnsanın kendi hatasını çocuğunun ödemesi çok ağır bir bedeldir. O yüzden bence bir şeyler yapılacaksa gelecek kuşakları kurtarmak adına yapılmalı. Dershanecilik bitse ya da -olması gerektiği gibi- ikinci planda kalsa ne olur, aç mı kalırız? Hayır. Başka işler de yapabiliriz. Yeter ki gençleri şu bağımlılıktan kurtaralım. Dünyanın başka hiçbir ülkesinde böyle çıkarcı bir eğitim sistemi olduğunu zannetmiyorum. Zehri veren, diğer taraftan da panzehri veriyor da kimse fark etmiyor; fark etse de bir şey yapamıyor. Çünkü benim nazarımda şu sistemin mantığıyla uyuşturucu pazarlamak arasında hiçbir fark yoktur. Ama ben şimdi görüyorum ki bir şeyler yapmak için can atan birçok öğretmenimiz var. O halde, madem ki biraraya geleceğiz, elele verelim de şu ülkenin eğitim sistemini değiştirelim. Dershanecilik de varsın bitsin.

Eğitim emekçisine her yerde iş vardır.


Not: Bu arada şu üç bin yediyüz elli YTL alan arkadaşa bir şey sormak isterim: "Ne veriyorsun da o parayı alıyorsun? ÖSS konusu mu? Onu kitaplar da veriyor. Bu sınırların dışına çık da o zaman kazandığın parayla övün. Sen Türkiye'de lüzumsuz işlerle para kazanan insanlardan sadece bir tanesisin."
Merhaba Aykan | 16 Eylül 2008 09:01
Merhaba hocam
Evet bu ülkede hatta ben daha öteye gidiyorum bu dünyada değiştirilmesi gereken bir sistem var. Çöpe atılması gereken kan emici bir sistem.
Derneğimiz tek başına dershane öğretmenlerinin ya da öğretmenlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesine dönük mücadele eden bir dernek değil. Bu ve bununla birlikte eğitimin içeriğinden okulların paralı hale getirilmesine kadar eğitime dair yaşanan sıkıntılara karşı Öğretmen-Öğrenci-Veli dayanışması ve birlikteliği içerisinde önüne hedefler koyar.
Dolayısıyla kendimizi bırakalım onları kurtaralım değil onlarla toplumun geleceğini birlikte inşa edelim.
sipahi | 17 Eylül 2008 21:42
arkadaşlar malesef ben bugün sömürü düzeninden değil birilerinin ayağını kaydırmaya çalışan arkadaşlardan şikayetçi olucam.Sömürü var yok değil ama sağolsun bazı arkadaşlar öyle alışmış ki bu düzene onların kölesi olmuşlar.oooooh birazda siz sürün ekmeklerine yağı ve balı derdiniz ne arkadaşlar ya memnun değilseniz yüzüne karşı söyleyin uyarın bağırın ama o kalleş düzenin yöneticilerini unutun lütfen... sivri dilliyim demiştim evet öyleyim vazgeçmiycem 4 yıllık stajer öğretmenim bu dilim yüzünden öylede kalacağım ben halimden memnunum çocuklara bi şeyler öğretebiliyorsak ne mutlu bize yönetim mi onu sallayan yok maaş zaten ya geliyor ya gelmiyor pazarlığa gerek yok 3 milyara imza atsam vermedikten sonra bi anlamıda yok Allah'a şükür hiç denk gelmedim bu olaylara ama en çok kızdığım nokta öğrenci taksitini getirmemiş ona birebir veremezsin ya bu beni ilgilendirir mi yaa Allah aşkına ben orda bir eğitimciysem görevimi yaparım bu gibi kurucularıda ...neyse bozmadım ağzımı kusura bakmayın anlayan anlamayan varsa ignore etsin:)
sipahi | 17 Eylül 2008 21:53
ya kardeşlerim benim sesim mi çıkmıyo bak bunları bağırarak yazıyorum artık yeteeeeeeeeeeeeeeeeeer sömürüye son verin yoksa millet verecek (vericez dimi!?)
sipahi | 17 Eylül 2008 22:02
pşt kamaşullah unutulmadın senin gözlerini kamaştırırım burda adam gibi dertleşiyoruz kafamı bozma her girişimde yazın orada duruyor gördükçede sinir katsayılarım artıyor tamam al maaşını hakkediyorsan sok cebine hak etmiyorsan üfff ya arkadaşlar özür dilerim ama ya ben bu kamaşullah'ı çok seviyorum ya kamuş bak canım ciğerim bilirsin ben seni severim yapma böyle ayıp oluyo bu üçüncü klavye bana da yazık ya hadi n'olur insaf et bu gibi konularla bizi yorma canım kardeşim benim(babamın selamı var :))
ibrahim meriç | 20 Eylül 2008 22:13
ya ben bu yorumları okudum içimde karamsarlık vardı iiicene büyüdü!bu memleket nereye gidiyo!öğretmenlikten daha asil ve büyük bir meslek mi var!bu gidiş hat nereye! kapitalizm eğitimidemi yuttu! ben neden egıtım ve ya fen edebıyat dıılde ıletısım fakultesı yazdım! ben nereye gıdıyorum! nerde bu mıllet! :D :((((((((((( ağlanacak halimize gülüyomuyuz?
kardelen | 21 Eylül 2008 11:30
arkadaşlar merhaba..geçen mart ayında bir dersaneye başladım arkasından müdürlük teklif edildi.sözleşmem 1 yıl. daha altıncı ayında patron sukoyvermeye başladı.bana tahsisi edilen odayı işgal ettirdi.haftanın 3 günü gideroldum.ayrılmam için yapıyor.gururum sözkonusu.bunların açıkları malum gani gani.sözleşmemyi tek taraflı fes edebilirmi. bunun burnunu sürttürebilirmiyim. lütfen bilen biri bana yol göstersin..HEPİNİZE SAYGILAR..
kardelen | 21 Eylül 2008 16:43
dershaneler yeterince denetlenmiyor.bence dersane açmak bukadar kolay ve ucuz olmamalı.dersane eğitmenleri kenetlenmeli.amaçları sadece az parayla çok çalıştırıp ceplerini doldurmak.
Erhan G. | 26 Eylül 2008 00:44
Merhaba arkadaşlar...Ben de bir dershanede etüt öğretmenliği yapmaktayım.Yukarıda yazılanları tek tek okudum ve anladığım kadarıyla herkes paçayı kurtarma derdinde.2 yıldır bu sektördeyim ve şimdiye dek gördüğüm şey; maaşı iyi olanın sustuğu, yetersiz olanın şikayet ettiği...Açıkçası ben aramızda samimi bir beraberliğin olacağına kesinlikle inanmıyorum.Dershane ortamındaki öğretmenler arasında zerre kadar içtenliğe rastlamadım.Tam aksine herkeste bir kuyu kazmacılık, iftira ve çamur atmacılık var hem de tüm şiddetiyle.Yapmacık gülüşler, zoraki muhabbetler, naylon ilişkiler...Böyle bir ortamda örgütlülüğün sağlanabileceğine inanmıyorum.Gerçek örgütlenme fedakar bireylerle sağlanır.Fedakarlık bizlerin çoktan unuttuğu bir kavram.İçinize iyi bakın, bencilliğin kök saldığını göreceksiniz.Hiç birinize inanmıyorum.Lütfen beyler...Birbirimizi kandırmayalım!!!
Serkan - Türkçe | 5 Ekim 2008 00:00
Ben de 2 senedir Kpss ile atanamayan işsiz bir öğretmen adayıyım. 2 senedir çok çalıştım, çok mücadele ettim, çok emek verdim ve bu sene de olmadı. Kpss tarihinde bir ilk: Türkçe tabanı 86. Büyük bir boşluğun içerisindeydim kaç aydır. Yeni yeni toparlanıyorum.Bu gidişle atanmam imkansız. Aralıkta askere gidiyorum. Askerlik - dönüşü nasip olursa - İzmirde dersane öğretmenliğine başlayacağım ve stajımı kaldırmaya çalışacağım.Ben kendi işimi yapmak istiyorum. Az paraya da olsa. Allah yardımcımız olsun.
Nuh - | 24 Ekim 2008 10:49
Dönem ortasında, yaptığımız anlaşmaya sadık kalınmadan (tabii ki iki sözleşme imzaladık bu yüzden yasal yönden yapacağım bir şey yok) "öğrenci az" gerekçesiyle öğretmen maaşlarını 5 oranında düşüren bir dershanede öğretmenlerin içinde benim de bulunduğum 'lik kesimi istifa etmiş geri kalan … ise bu koşullara da boyun eğmiştir. Toplu hareket edilmedikçe bir çözüm gelmeyecektir. Aileler bu kurumlara bi dünya para vermekte, öğretmenlerin de yüksek maaşlarla çalıştığını düşünmekte. Ancak durumun bu halde olduğunu bilen hiçbir aile sanmıyorum ki çocuğunu böyle kurumlara göndersin...
matematikci | 24 Ekim 2008 23:01
arkadaslar kriz var bahanesiyle ucretlerimizde kesinti yaptilar evliyim ve iki cocugum var istifa etsem nasil gecinirim bilbiyorum fakat aldigim maas bile yetmiyorken bu kesinti kotu oldu suan meslegimin disinda baska bir is ariyorum buldugum gun istifa etmeyi dusunuyorum suan istifa edersem dershanem zor durumda kalacak kucukte olsa onlara tepkimi gosterecem cok kararliyim
Şinasi | 27 Ekim 2008 16:27
Sevgili arkadaşlarım,ben de dershane öğretmeniyim.Artık bu işi yapmaktan sıkıldım.Öğretmenlik mesleği onurunun ayaklar altına alınmış olduğu bir sektörde kendine olan inancını kaybetmiş bir öğretmene dönüştüm.Eğitim ilkelerini bir kenara itip esnaf zihniyetiyle hareket eden umut tacirine döndüm.Yeni arkadaşlara tavsiyem: Bu işi amaç olarak değil araç (basamak) olarak görmeleridir.Yani biraz deneyim kazanıp bir koleje ya da kpss'yi kazanıp MEB'e geçmeleridir.Aksi takdirde bu iş öyle 20-25 yıl yapılak bir şey değildir.Ağır sanayide çalışan vardiyalı işciler gibiyiz.Öğretmenlik mesleğinin bir mesaisi olmalıdır.Eğer bu meslek profeyonel bir meslekse(ki öyle)günde 8 saatten fazla yapılmamalıdır.Böyle giderse dershanelerde sabahlayacağız. Saygılarımla...
mer t | 27 Ekim 2008 21:27
dershane ogretmeni arkadaslar lutfen birlikte hareket edelim biz boyle korkak davrandikca patronlar karlarina kar eklemekte bizlere ise surunmek dusmekte ozdebir diye birseyden haberiniz vardir yani tum patronlar birlikte karar alip ogretmenleri nasil kole gibi calistiririzin kararlarin aldiklari topluluk
ahmet | 28 Ekim 2008 23:08
ben bugun ıtıbarıyle ıstıfa edıp bağımsız parası olmayan ama aklı rahat bırı oldum ne yapacam bılmıorum balıkcılık mı yapsam dıyorum bazen
şengül | 4 Kasım 2008 22:32
sevgili meslektaşlarıma naçizane birkaç kelam etmek isterim.... patron ya da kurucu diye tabir edilen sülfatlara karşı şu izlenimi verin."öğrenci benim arkamda.ben yoksam onlar da yok.dolayısıyla senin paracıklar da duman olur uçar." bak bi tane daha geldi"beni hoş tutun.accayip çevre yaptım.bi laf çıkartır alayınızı bitiririm." bu tüyolar altın değerinde.olabildiğiniz ölçüde kendinize güvenin ve korkmayın.işsizlik parasızlık gibi mefhumlar insanı korkaklaştırır,acizleştirir.bunları kafanızdan uzaklaştırın derim.dik durun..ben sektörün kazan kaldırdığı yerin merkezinde benim diyen dershane patronlarını böyle kepaze ettim.ben hala dershane öğretmeniyim.hala para kazanıyorum.onlar bi taraflarındaki açığı kapatma derdinde..
burcu | 12 Kasım 2008 22:16
herkese merhabalar,
malum kpss yüzünden beklemedeyim ve bu sebeple bir dershanede eylül ayında calışmaya başladım. şartlar gittikçe ağırlaştı, başta yapılan sözlü anlaşmaların dışına cıkıldı ve aramızda tatsız diyologlar geçti. hemen 2 gün sonra yani dün istifa dilekçemi yazacağımı söyledim,bana sözleşme hatırlatıldı. yine de dün istifamı yazıp verdim ve kayda geçti. bildiğim kadarıyla 15 gün içinde bana geri dönmek zorundalar. benim tahminim ise zaman kazanmak adına reddedecekler. o durumda da yine bildiğim kadarıyla noter onaylı dilekçemi milli eğitime verdiğimde valilik onaylı tek taraflı sözleşme iptali gerçekleşiyor. bu durumda benden herhangi birşey talep etme hakları var mı? ya da zarar görebileceğim bi durum? yardımcı olabirseniz cok sevinirim cünkü malesef cok fazla bilgim yok bu konuda, 2 aydır öğrendiğim şeyler şunlar; bu kurumlarda yöneticiler öğretmeni kepaze eder, öğrenciler de yöneticileri.. daha bi kaç gün önce, dersane kurucularının birini bir öğrenciye yalvarırken gördüm (ertesi gün bana resti ceken adam) ki 7 tane kurucumuz var.. hepsinin karşısında dimdik durdum lafımı esirgemedim ama artık burdan kurtulmak istiyorum! ben bunu 2ay sonra anlayabildim, yıllarca içinde olup kör kalmış arkadaşlara gercekten çok üzülüyorum.. bilgilerinizi bekliyorum.
Sevgilerimle..
EED* | 12 Kasım 2008 22:29
Merhabalar
İstifa dilekçenizi verdikten sonra 15 gün bekleyip ayrılabilirsiniz. Ancak sözleşmeniz nasıl, özel maddeler var mı bilmiyoruz. Bunlar çok önemli. Sözleşme metninizi gönderirseniz daha çok yardımcı olabiliriz.
Görüşmek üzere.
felixius | 15 Kasım 2008 01:02
Merhaba Arkadaşlar,
ben geçen sezon İstanbulda orta halli bir dersanede görev yapıyordum. ilk başlarda herşey iyi kötü gidiyordu ancak daha sonra maaşımızı alamamaya başladık. bir gün dershanemize uğrayan EED'li arkadaşlarla tanıştık.9 yıldır bu sektörde olan biri olarak böyle bir oluşumun varlığı beni çok heyecanlandırdı.daha sonra maaş alamama durumu gitgide arttı ve biz derneğin ankaradaki merkezine mail attık. hemen bize geri döndüler ver istanbuldaki arkadaşlarla görüşebileceğimizi söylediler.istanbuldaki arkadaşlarla görüştük yasal haklarımız ve sesimizi duyurabilmemiz konusunda ellerinden geldiğince bizleri bilgilendirdiler ve destek oldular. ancak gelin görün ki biz 14 öğretmen bu desteğe yeterince karşılık veremedik. belki paramızı alırız umuduyla sesimizi çıkarmamaya devam ettik. sonuçta da paramızı alamadık. en son abc dershanesinde çalışan arkadaşların eylemini gördüm ve onları takdir ettim. bizlerin yapamadığını onlar yaptı. EED çalışanlarının desteğini unutmam mümkün değil ve ben de dernek için bundan sonra elimden ne geliyorsa yapacağım. inanın örgütlenmeden bu sorunların üstesinden gelmenin imkanı yok, bireysel çırpınışlar hiçbir şey ifade etmiyor.
THE WALL | 14 Kasım 2008 18:21
ŞUAN TÜRKİYENİN EN BÜYÜK DERSHANELERİNDEN BİRİNDE ÇALIŞIYORU BİZİM ŞUBEMİZDE 140 CİVARINDA ÖĞRETMEN ÇALIŞIYOR VE 2.5 AYDIR PARA ALAMIYORUZ! BİZİM GİBİ OLAN TÜRKİYEDE BİRÇOK ARKADAŞIMIN OLDUĞUNUDA BİLİYORUM BU GİDİŞE BİR DUR DEMEK GEREKİYOR ! BAKIRKÖY\İSTANBUL
cem ata | 20 Kasım 2008 08:19
arkadaslar turkiyede kriz var bunu herkez yasayacak dersahne sahibini korumak istemiyorum ama adamlar ne yapsin benim dershanem gecensene 1000 ogrencisi varken bu sene 400 ogerncisi var kazanclari bizim maasimiza zor yetiyordur biraz sabirli olun bu kotu gunler gececek allah hepimize yardimci olsuun bizler meslegimizi cok iyi yappmaliyiz toplumu iyi egitmieliyizki bizleri yoneten insalar iyi olsun iyi dusunsun

Yorum Ekle