
Türkiye’de hayatın her alanında yaşanan adaletsizlikler eğitim alanında da karşımıza çıkıyor. Bunun akla gelen ilk örneği son yıllarda kontrolsüzce büyüyen dershane sektörüdür. Üniversiteye girişte uygulanan merkezi sınav sistemi ile ortaya çıkan dershaneler, günümüzde alternatif öğretim kurumları kimliği ile her türlü pedagojik formasyondan yoksun olarak varlıklarını sürdürmekteler ve ailelerin aktardıkları maddi kaynaklarla cirolarını milyarlarca ytl’ye ulaştırmaktalar.
Sınav siteminde sürekli yapılan değişiklikler ve bugün yaşamlarımızın her alanının sınavlara tabi tutulmasıyla birlikte zaten ilerlemekte ve büyümekte olan dershane sektörü hızına hız katmaktadır. 60’lı yıllar gelinceye kadar lise mezunları az olduğundan pek çok fakülte kendisine başvuran bu mezunları sınavsız kabul etmiştir. Lise mezunlarının artması ve lise dengi okul mezunlarına da yüksek öğretime başvurma hakkı verilmesiyle sınavsız öğrenci alımları talebe cevap veremez duruma gelmiştir. Başvuran adayları eleme ve öğrenci alımlarını tek merkezden kontrol amacıyla Üniversiteler Arası Kurul 1974’te üniversiteler arası öğrenci seçme ve yerleştirme merkezini kurmuştur. Ve 1980 de bu kurum ÖSYM adıyla yüksek öğretim kurumlarının bir alt kuruluşu haline getirilmiştir.
Üniversite giriş sınavı bu tür süreçlerden geçerken dershanelerin içinde bulunduğu özel öğretim kurumlarının tarihsel gelişimi de hayli ilginçtir.
60’lı yıllardan itibaren devlet özel öğretim kurumlarının yolunu açmıştır. 1980 anayasası ile birlikte ödenek olmadığını söyleyerek kampanyalar düzenlemiş ve özel öğretim kurumlarını güçlendirmiştir. Devletin bundan sonraki süreçlerde uyguladığı politikalarla var olan bu sistem iyice palazlanmıştır.
1980 faşist darbesi ile üniversitelerden atılan akademisyenlerin ve okul öğretmenlerinin dershanelerde çalışmasıyla bu sektör daha da ivmelendi. MEB’de çalışan kadrolu öğretmenler maaşlarıyla zar zor geçinirken dershane öğretmeninin maaşı devlet öğretmeninin maaşının neredeyse 5 katını bulabiliyordu. Devlette çalışan bir öğretmen bir ev alabilmek için emekli ikramiyesini beklerken dershane öğretmenleri birkaç yıl içerisinde ev alabilecek kadar birikim yapabiliyordu. Öyle ki başka dershanelerden bir ev bir araba teklifi ile transfer dahi edilebiliyordu.
Dershane öğretmenlerinin diğer öğretmen kesimlerine göre daha yüksek ücret alması 90’lı yılların ortalarına kadar sürdü. Dershanelerin yaygınlaşması ve dershanelere öğrenci çekme yarışının hızlanması ile aynı zamanda MEB’de çalışan öğretmenler dershanelerde kaçak olarak çalıştırılmaya başlandı. Ve bunun sonucunda öğretmenlerin değeri de getirdiği öğrenci üzerinden ölçülür hale geldi.
Eğitim sisteminde 1965te dahil olan ve sayıları 1974te 174 olan dershaneler bugün resmi kayıtlara göre 4000 civarındadır. Bi bu kadar da kayıt dışı çalışan dershane olduğu bilinmektedir.
TED in yaptığı bir araştırmaya göre 1997-1998 öğretim yılından 2005-2006 öğretim yılına kadar dershane sayısı % 154 dershane öğrencisi sayısı % 198 arttı. Bu istatistiki verilerin artmasında 1999 yılında sınav siteminde yapılan değişikliklerin büyük payı olmuştur.
1999’da sınav siteminin değişmesi ile birlikte dershane sektörü büyüdü. Sektörün vazgeçilmezi olan dershane öğretmenleri de bu değişimden payını aldı. Düşen maaşı ile birlikte kötüleşen yaşam koşulları dershane öğretmeninin saygınlığını azaltmıştır.
Bu sömürü alanında sistemin acımasız yüzü dershane öğretmenini statülere ayırmıştır. Öyle ki daha okulu bitirmeden işsizlik ve gelecek kaygısı taşıyan fen edebiyat ve eğitim fakültesi öğrencileri dershanelerde Öğrenci-Öğretmen yani Etüt Öğretmeni, okulu bitirdikten sonra Stajyer Öğretmen, bir yıl sonra da (tabi stajyerliği kaldırılırsa) Uzman Öğretici veya Öğretmen olarak çalışmaya başlıyorlar. Hiçbir ücret almadan sadece tecrübe kazanmak adına dershaneye adeta bağımlı kalan etüt öğretmenlerinin ellerine lisans diploması tutuşturulmaktadır. Bununla sadece stajyer öğretmen olarak isim değiştirirken üstüne daha fazla iş yükü bindirilmektedir. Stajyerliğin kaldırılmasında iş verenin inisiyatif sahibi olması dershane öğretmenlerini dershane yöneticileri karşısında savunmasız bırakmakta angarya işler de dahil istismar edilmelerine yol açmaktadır. Asgari ücret ve altında ücretlerle çalıştırılan stajyer öğretmenler bazı durumlarda stajyerliklerinin başlatılması amacıyla ücret dahi almadan çalışmaktadırlar. Hatta çoğu zaman kendi sigortalarını kendileri yatırmaktadırlar.
Tüm bu zorlukları aşarak stajyerliği kalkıp da uzman öğretici ya da öğretmen statüsüne ulaşabilen dershane öğretmenlerinin sıkıntısı bitmiş olmuyor. Aksine bu sıkıntılar çeşitlenerek artıyor. Bunların başında da öğretmenle kurum arasında yapılan sözleşmeler geliyor. Genellikle öğretmenle iki farklı sözleşme imzalanıyor. Bunlarda biri formalite bilgilerle doldurulup Milli Eğitim müdürlüğüne gönderilirken diğeri kurumda kalıp, öğretmenin çalışma koşullarını belirleyen ve geçerliliği dönemsel olandır.
Çoğunlukla sigortasız olarak çalıştırılmakta olan dershane öğretmenleri, sigortalı olduklarında ise mevcut sosyal güvencelerini kullanamamaktır. Çünkü hasta olduğunda bile işe gelmeleri beklenmektedir.
Çalışma süresi hafta ortalama 40-50 saat olan hatta 72 saati bulan dershane öğretmenin bunun karşısında aldığı ücret çok cüzidir. Kırıntı düzeyinde kalan bu ücretlerini bile zamanında alamamaktadırlar. Dolayısıyla dershane öğretmenleri mesleğe yabancılaşma, mesleki tatminsizlik ve özsaygının aşınması sorunlarını yaşarlar.
Dershaneler arasındaki rekabet öğretmenler arasında ki rekabete evirilmiş, öğretmenler tarafından içselleştirilmiştir. Öyle ki yanı başında aynı sorunları yaşayan öğretmen arkadaşına düşmanlaştırılmış işine ve hayatına yabancılaştırılmıştır.
Bazı dershanelerde uygulanan kameralı sistem, turnikeli giriş çıkışlar öğretmeni sürekli denetim altında tutmaktadır. Her an izlenen öğretmen kendine ve etrafına güvenini kaybetmiş, korku süreklileşmiştir.
Çalışma şartlarının bu kadar olumsuz olması, bazen dönem ortasında öğretmenlerin işten ayrılmasına neden olmaktadır. Bu tarz bir sorunla karşılaşmak istemeyen dershane yöneticileri, sözleşme yöneticileri boş senet ve tarihsiz istifa dilekçeleri imzalatmaktalar. Yasal olmayan ve suç teşkil eden bu uygulama dershane öğretmenlerine patronlara kölece uymak dışında bir seçenek bırakmaktadır.
Dershanelerde çalışan genç kuşak öğretmenler örgütlülük bilincine mücadele bilincine sahip değiller. Karamsarlık çok yoğun “ böyle gelmiş böyle gider, asla düzelmez”, dolayısıyla boyun eğmeci her şeyi kabullenir bir yapı var. Bu duruşlarını genellikle “Geçmişte yapılamadı, şimdi mi yapılacak?” biçiminde gerekçelendiriliyorlar. Oysa örneğin alanımızda bu kuşak bir ilk özelliği taşıyor. Dershanelerde daha önce bugünkü gibi yoğun bir istihdam hiçbir zaman olmamış dolayısıyla “geçmişte yapamamış” olanlar falan yok, bir şeyler yapılırsa ve yapılamazsa bu alanda, bundan bu kuşak sorumlu olacak. Gelecek kuşakların geçmişini şimdi biz yazıyoruz aslında.
Biz kendi gücümüze güvenmeliyiz. 51 bin dershane öğretmenin tek yumruk olup birlikte yaratacağı güç karşısında durabilecek dershane patronu olmayacaktır. Yarattığımız güçle çalışma saatlerimizin iyileştirilmesinden dinleme hakkımıza paso hakkımızın kazanılmasından dershanelerde ki kameraların kaldırılmasına kadar çalışma ve yaşam koşullarımızın iyileştirilmesine dönük bütün taleplerimizi kazanacağız. Yalnız yaşadığımız deneyimlerle de biliyoruz ki bugün bir dershane de çalışan 10 öğretmen bile bir ders saatlik iş bırakarak aylardır verilmeyen maaşlarını alabiliyor.
O halde bugün Dershane öğretmenlerinin yaşam koşullarını iyileştirmek için derse geç girmekten iş bırakmaya kadar çalıştığımız iş yerlerinde ve bütün dershanelerde grevler örgütlenmelidir. Toplu iş sözleşmesi hakkı kazanılmalıdır. Bunu da gerçekleştirebilmenin tek yolu birlikte mücadele etmektir.
Grevle, Sözleşmeyle Hakkımızı Arayacağız!
Yaşasın örgütlü mücadelemiz.
Kırıntıları değil dünyayı istiyoruz.
Yorumlar
Bizler Ankara'da farklı dershanelerde çalışan dershane öğretmenleriyiz. Kurultay öncesi kurduğumuz komisyonumuzla, kurultayımıza tebliğ hazırlamak için toplantılar aldık. Tebliğimiz, genel bir dershane öğretmenleri sorunlarının yansıtmasının ötesinde, dershane sektörüne dairde bir kaç cümle söyleme ve çözüm önerileri sunma hedefi taşımaktaydı. Elbette 3 yıldır yürüttüğümüz dershane öğretmenleri çalışmasının bu tebliğe katkıları fazlasıyla oldu. Hatta bu anlamda çeşitli akademisyenlere de, yaptığımız anket vb çalışmalarla da kaynak olduk.
Tebliğimiz tamamen komisyon çalışmasının bir ürünüdür. İstatistiki anlamda yararlandığımız kaynaklar oldu tabi ki.
Ancak haklısın. Bu konuyu çeşitli TV proğramlarına da taşımak gerekir. Hatta bu konuda fikirlerini ve önerilerini bizimle paylaşırsan çok seviniriz. Sitemizdeki ileşim adreslerinden bize ulaşabilirsin. Görüşmek üzere...
ben de dershanede çalışan bir fizik öğretmeniyim.Böyle bir siteden haberim yoktu.Açıkçası çok şaşırdım ve sevindim.Çünkü 2 hafta önce burada öğretmen arkadaşlarla dershane öğretmenlerinin ortak bir ses olabilirler mi ?,MEB öğretmenleri gibi dershane öğretmenlerininde haklarını savunan bir sendika kurulabilir mi ? üzerine sohbet etmiştik.Aslında bu sektördeki rant elde etme kavgasının, öğretmenler arasındaki rekabetin böyle bir çalışmanın yapılmasına pek de olanak sağlamıyacağı kanaatine vardım.
Öncelikle site ile tanışmış olman sevindirici. En kısa süre içerisinde bire bir de tanışmak isteriz ayrıca.
Dershaneler arası rekabet ve bu rekabete itilen biz dershane öğretmenleri.
Gözünü para hırsı bürümüş patronlar, birbirine düşmanlaştırılmış öğretmenler. Tablo ne kadar karanlık değil mi?
Rekabete itilmenin de düşmanlaşmanında tek bir sebebi vardı: yalnızdık. Aslında değildik ama hep öyle hissetirildi. Bir araya gelip sorunlarımızı paylaşamadık, sohbet bile edemedik.
Ama artık bu durum değişti. Dershanelerde maaşlarını alamadıkları için ders bırakmalar örgütleniyor, diplomalı işsizliğe karşı eylemler yapılıyor, paso kampanyaları örülüyor... ve daha niceleri. Bütün bunları kim yapıyor dersin? Tam da senin rekabet içerinde birbirini yiyor dediğin öğretmenler. Bişey çıkmaz dediğin insanlar. Aslında sensin, benim, yani bizleriz bu insanlar. Eğer bişey olmaz diyip kestirip atarsak yani mücadeleden kaçarsak asıl o zaman vay halimize....
Ben 8 yıllık rehber öğretmenim. Bugüne kadar çalıştığım kurumlarda hep bir şekilde maaşlarım ödenmedi. Mesleğimiz öğretmenlik olduğundan her yeni kuruma güvenerek başladık ama sonuç değişmedi. Hep bir şekilde maaşlarımız geciktirildi, ödenmedi. Şu an son 3 aylık maaşım ödenmemiş halde görevime devam etmekteyim. Ben ve diğer mağdur öğretmen arkadaşlarım maaşlarımız ödenmezse yasal yollara başvuracağımızı ve derse girmeyeceğimizi söyledik. Bunun karşılığında mesleki hayatımızın tehlikeye gireceği şeklinde tehditler aldık. Kurumunun ismi içinde "ÇAĞDAŞ" kelimesi geçen ve lafa gelince Çağdaşlıktan Demokratlıktan dem vuran böyle insanların eğitim sektöründen temizlenmesini diliyorum.Ancak bu gibi kişilerin temizlenmesinin tamamiyle bizlerin çabalarıyla mümkün olacağına inanıyorum. Boşverip pes edeceğimize daha da çok üstüne gitmeliyiz.
İNANIN ÖĞRENCİLERİME FAYDALI OLAMIYORUM. 3 YI İŞSİZLİK BENİ YIKTI. ÇOCUKLARA VERİMLİ OLAMIYORUM. KPSS ÇALIŞA ÇALIŞA KENDİ ALANIMI UNUTTUM.DERSİ GEÇİŞTİRİYORUM.YAZIK OLDU BİZLERE. YETER ARTIK İŞSİZ ÖĞRETMENLERİN SESİNİ DUYSUNLAR.
Saygılar
fazla değil 2-3 sene sonra bu yazdıklarının arkasında durabilecek dirayete sahip olabilirsen bu dersanaciliği kralı sen oluırsun.
AMA bil ki! iki seneye kalmaz bu yazıyı yazdığına pişman olursun.
biz ÖĞRETMENİZ KÖLE DEĞİLİZ
Dersana sahipleride derebeyi değil.
mutlu olmak bizim elimizde
bu düzünde de mutluluk dersanalerin tutumu yüzünden bizlere uzak
mutlu olmadan hiç bir iş yapılmaz hele öğretmenlik asla
NE HALE GELDİK. KPSS ÖĞRETMENLİĞİ AYAKLAR ALTINA ALDI. AMA MİLLET MEMNUN HERKES RAZI KADERCİ TOPLUM
ÖĞRETMENİM AMA DERSLERİM HEP SOHBETLE GEÇİYOR.
AAA OLMAYA KPSS DEN SONRA BİRDE DERS İŞLEYEYİM..
öğretmenim anlayamadım sizi,8 yıldır nasıl bu sömürü düzenini fark edemediniz,daha da kötüsü bu kadar MAĞDURluğunuzla MAĞRUR olabiliyorsunuz?,ben dershanede çalışalı daha bir yıl bile olmadı ama basit gözlemlerle bir şeylerin farkına vardım;yöneticilerim çok düzgün inasanlar olmasına rağmen hemde,çünkü bu olumsuzluklar tüm ülkenin sorunu oldu,kişiler pek önemli değil....
bence bir ülkenin geleceği olan öğretmenleri köleleştirerek ülkenin geleceğini yoketmeye çalışıyorlar bu olanları başımızdakilerein yeteneksizliğiyle ifade etmek çok safca olur.......
500 ytl maaş ve 15 gün sigorta diyor bunla kıyasla(ama bulunduğun şehrin şartlarına göre ben Denizliden)
27 yıllık çalışma yaşamınızda herşey güllük gülüstanlık mıydı?
Bugün bana bir müdür sigortamı istiyorsun diye gülüyorsa kendine kendi gibi çalışacak bir öğretmen bulabilir.
Çocuğuna süt alamayan bir ücretli öğretmen
Kimi dershaneler yeni döneme başladı kimi dershaneler başlamak üzere. Biz dershane öğretmenleri ise ya üç beş kuruşa iş bulduk ya da hala arıyoruz. Yaklaşan ekonomik kriz ile birlikte aldığımız ücretlerden sigortalarımızın yatırılmasına kadar özlük haklarımız daha da gasp edilmiş durumda.Yorumlardan da anlaşıldığı gibi dershane öğretmenlerinin sorunları il, yaş, cinsiyet vs gözetmeksizin bir ve bu sorunlar giderek büyüyor. Yorumlar arasında yaşanan bu sıkıntılara karşı çalışmamaktan bireysel protestolara değin öneriler sunmuş.
Dostlar, patronlar yıl içerisinde bir araya gelerek başta biz öğretmenler olmak üzere tüm toplumu daha fazla nasıl sömüreceklerinin hesabını yapıyorlar. Peki soruyorum size bizim emeğimiz üzerinden paralarına para katan bu adamalar birbirlerine öldüresiye rakip, düşman oldukları halde biraraya gelebiliyorken biz neden gelemiyoruz?
Artık yeter! Dershane patronlarının azgınca saldırılarına karşı, bizi bu kapılara mecbur eden sisteme karşı birlikte mücadele etmeliyiz. Kurtuluşun ellerimizde yani "biz" de olduğunu görmemiz gerek...
dersanelerde iste böyledir siz calışırsınız sabah 8 den akşam8 e kadar adamlar size para vvad eder ama 6ay maas alamazsınız belki bir umut diyerekten beklersiniz ama ensonun da anlarsınız ki sizin hakkınızı dersanede yönetiyim diye gezinen vesadece oturuup odasında içki içen bi adam yer üstelik kendi öğretmen bile değildirbunları gördükten sonra ben bir daha dersanelerin kapısına bile girmem boş dururum deil 3 milyar 100 milyar verse durmam saygı olmayan yerde hak hukuk bilinmeyen yerde calışmak istemem
patronların kendini bir halt zanedenlerin inadına ne yapmalıyız bilmiyorum.hepimiz bıraksak aynı anda diyorum ama kaçı uyarki buna.
vazgeçin parasından onurumuzu kaybettik.
AYÇİN
ben 27 yıllık dersane öğretmeniyim ve 3750 ytl aalıyorum ve bu para bana yetiyor ne haber......" al maşını da gittt burdan madem yetiyo eywallah bişi demiyoruz ama naber lafı noluyo kime tafran güzelim be... adına gurban olduğum.
1-Öğretim tekniklerinizi ve tecrübelerinizi patronlarla paylaşmayınız(Sadece öğrenciye)
2-Bu teknikler aynı anda düşük ücret alan öğretmenlere aktarılır.
3-Düşük ücretli öğretmenlerle aynı memnuniyette hizmet verildiği size aktarılır.
4-Bu durum kısa zamanda gönderilmenize kapı aralar.
5-İki yıl içinde herhangi bir dershaneye ''ortak'' olmayınız.Şu aralar dershaneler bir keriz bulup hisse satmaya çalışıyorlar.4 yıllık lise sistemi ve SBS oturana kadar.
6-Sıkıntılarımızı öğrenciye kesinlikle yansıtmayalım.
Çünkü kafası dalgın olan öğretmeni dershane patronu kafasına göre yönlendirir.Dershane işleten kişi çaresizliğinizi hiçbir zaman hissetmemeli.''Yine bir kek kucağa düştü derler.''
7-Size karşı yapılan bir yanlışı kesinlik toplantıda söylemeyiniz.Yöneticiyle karşılıklı konuşunuz.
8-Toplantılarda fazla konuşmayınız tecrübelerinizi sahiplere değil asıl unsur olan öğrenciye aktarınız.
Dershane öğretmenleri olarak başta atanamamak olmak üzere onlarca sorunla mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Bütün mesajları okuduğumuzda bu sorunlar az çok şekilleniyor zaten. Türkiye'nin her hangi bir şehrinin her hangi bir dershanesinde benzer sorunlar yaşanıyor. Bizleri bu sitede buluşturan her şeyden önce yalnızlığımızı, yaşadıklarımızı paylaşmak. Hepimizin tek tek anlatacağı çok şeyi vardır mutlaka. Yanıbaşımızda ki arkadaşlarımızla konuşamamanın verdiği sıkıntı ile "kendimiz gibi" olanı arıyoruz sanal ortamlarda ve onlarla konuşuyoruz. Aslında kendimizle konuşuyoruz. Aynı cümlelerden oluşuyor çünkü yaşamlarımız.
Arkadaşlar bütün bu sorunlar karşısında gelin bulunduğumuz şehirlerde hep birlikte ses çıkaralım. Herkes elini taşın altına koysun ve "Temsilci" olsun şehrinde. Her ilden her ilçeden yükselsin mücadale çığlığımız. Patronlar duysun bu çığlığı. Rüyalarına girelim.
Dostlar,
Bulunduğunuz illerden bizlere ulaşın. Görüşelim, tanışalım. Mücadele bayrağını göklere çıkaralım.
Biz belirleyelim artık çalışma koşullarımızı!
Not: Sitenin EED bölümünde dernek merkezinin ve temsilcilerimizin telefon numaraları var. Gerek telefonla gerekse mail(posta@egitimemekcileridernegi.org) yoluyla bize ulaşabilrisiniz.
İnsanlar sadece sigortaları yatırılarak ücretsiz olarak çalıştırılıyor.Kölelik düzeninde bile en azından insanların karnı doyar, yatacak bir yer verilir.0ytl ye hangi daire kiralanır hangi restorantta yemek yenir ki?
Ben bir öğrenci olarak mücadelenizi tüm yüreğimle destekliyorum ve örgütlülüğün pek çok sorunu çözeceğini düşünüyorum.
Arkadaşlar bu durumu milli eğitime şikayet etsem sonuç alabilirmiyim ?
Evet, gerçekten durumlar çok kötü. Yarın bir gün belki bu düzeni değiştiririz. Ama ben şunu merak ediyorum ve kendi kendime de her zaman soruyorum. Dershanecilik çok mu vasıflı bir iştir? (Arkadaşlar kızmasın, ben de dershane stajyeriyim, az para alıyorum) Yani aslında önemli olan şu Milli Eğitim'de çalışan adamların kendilerine çekidüzen vermeleri ve eğitim denen olayı -büyük oranda- onların götürmesi değil midir? Ve bu kadar çok dershaneye neden ihtiyaç var?
Benim bildiğim kadarıyla Avrupa ülkelerinde dershane olayı yok. Özel öğretmenlik var ve bunlar, öğrenci yetersiz kaldığı durumlarda eve gelip ders gösteriyorlar. Bizde ise ipini koparan dershaneye gelmeye çalışıyor. Okulda bir şey öğretilmiyor zaten, ve öğrencilerin çoğu da zaten bir şey öğrenmeye çalışmıyor. Bütün sorusunu biriktirip dershane öğretmenine geliyor, ondan medet umuyor. Vakti zamanında öğrencilerin zihnine "dershaneye gitmeden üniversiteye girilmez" olgusunu yerleştiren sistem bir taraftan da stajyerin zihnine "rezil olmadan vezir olunmaz, ilk sene bir sürünmelisin" olgusunu yerleştirmiş. Böyle düşünüce aslında kullanılan sadece biz değiliz. Öğrenciler de (daha da fazlası, öğrencinin velisi; yani parayı ödeyen kişi) de kullanılıyor. Konuyu şöyle açmak isterim.
Bir kere, Milli Eğitim'in bu kadar çok dershanenin açılmasına, işletilmesine izin vermesi apaçık, kendi içinde tutarsız olduğunu; yani kendisine bağlı çalışanın ya da kurumunun, üzerine düşen görevi yerine getirmediğini göstermektedir. Niye bir öğrenci okulda öğrendikleriyle üniversiteye giremesin ki? Tamam şunu gözardı etmiyorum, sırf heves için, dershaneye gelen öğrenciler var. Ama diğer taraftan okulda bir şey öğrenemeyip de dershaneye gelmeye mecbur kalan öğrenciler; hatta kıt kanaat geçinirken ailesini zorla razı ederek bin bir güçlükle dershaneye gelen öğrenciler var. Bu adamların suçu ne şimdi? Uzak köyünden kopup gelen öğrenci, o otobüse, geldiği zaman kantinden yiyip içmesine harcadığı parayı; aynı zamanda dershanede geçirdiği vakti başka bir şeyler için harcasa fena mı olur. Yani bizim gençlerimiz bu kadar bilinçsiz mi de illa ki bir dershane öğretmeninin kontrolünde çalışmak zorunda olsun. Kendi kendine çalışıp neden kazanamasın. ÖSS müfredatını anlamak için, -en azından kendi alanım olan Türkçe için konuşuyorum- o aptal soruları çözmek için çok da yüksek derecede bir zeka seviyesine sahip olmak gerekmiyor. Çok gazete okuyan bir adam Türkçe sorularının yüzde seksenini zaten çözer. Yani ben şunu demek istiyorum ki önümüzdeki tepeleri bize dağ diye gösteren bu sistem beynimizi sürekli böyle abuk sabuk şeylerle uğraşmaya mecbur bıraktığından bu ülkede ne bilim adamı ne de çok yüksek zekalı adamlar yetişiyor. ÖSS'yi kazanan adam oldum sanıyor.
Soruyorum size, ÖSS ne kadar makul bir sınavdır?
Şimdi ben diyorum ki elele verip bir şeyler yapacaksak büyük düşünelim, kısa vadeli çözümleri aşalım da şu ÖSYM denen olguyu başımızdan atalım. Biz istediğimiz kadar dershanede gördüğümüz muameleyi değiştirmeye çalışalım, dava açalım, kazanalım. Ne olmuş yani? Herkese soruyorum. Yarın bir gün çocuğunuzun da bu gereksiz eğitim sürecinden geçmesine dayanabilecek misiniz? Ben şahsen çocuğumu dershaneye göndermem. Orda kaybedeceği vakti, sarf edeceği dikkati (aynı zamanda cebimden çıkacak olan parayı) başka yerlerde harcasın. Üniversite sınavını kazanmak o kadar zor değil. Sonrası önemli. Bunu hepimiz çok iyi biliyoruz.
Ve benim bu konuda enteresan bir fikrim var. İlerleyen yıllarda insanlar artık çocuklarını dershaneye göndermemeye, hatta okutmamaya başlayabilirler de. Ya da cidden iş garantisi olan bölümleri kazanmadıkça üniversiteye yollamayabilirler. Çünkü hemen hemen herkes okuyanların halini görüyor. Yani biz kendimizi kurtardık diyelim; ama bu sistem böyle sürer mi acaba?
İnsanın kendi hatasını çocuğunun ödemesi çok ağır bir bedeldir. O yüzden bence bir şeyler yapılacaksa gelecek kuşakları kurtarmak adına yapılmalı. Dershanecilik bitse ya da -olması gerektiği gibi- ikinci planda kalsa ne olur, aç mı kalırız? Hayır. Başka işler de yapabiliriz. Yeter ki gençleri şu bağımlılıktan kurtaralım. Dünyanın başka hiçbir ülkesinde böyle çıkarcı bir eğitim sistemi olduğunu zannetmiyorum. Zehri veren, diğer taraftan da panzehri veriyor da kimse fark etmiyor; fark etse de bir şey yapamıyor. Çünkü benim nazarımda şu sistemin mantığıyla uyuşturucu pazarlamak arasında hiçbir fark yoktur. Ama ben şimdi görüyorum ki bir şeyler yapmak için can atan birçok öğretmenimiz var. O halde, madem ki biraraya geleceğiz, elele verelim de şu ülkenin eğitim sistemini değiştirelim. Dershanecilik de varsın bitsin.
Eğitim emekçisine her yerde iş vardır.
Not: Bu arada şu üç bin yediyüz elli YTL alan arkadaşa bir şey sormak isterim: "Ne veriyorsun da o parayı alıyorsun? ÖSS konusu mu? Onu kitaplar da veriyor. Bu sınırların dışına çık da o zaman kazandığın parayla övün. Sen Türkiye'de lüzumsuz işlerle para kazanan insanlardan sadece bir tanesisin."
Evet bu ülkede hatta ben daha öteye gidiyorum bu dünyada değiştirilmesi gereken bir sistem var. Çöpe atılması gereken kan emici bir sistem.
Derneğimiz tek başına dershane öğretmenlerinin ya da öğretmenlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesine dönük mücadele eden bir dernek değil. Bu ve bununla birlikte eğitimin içeriğinden okulların paralı hale getirilmesine kadar eğitime dair yaşanan sıkıntılara karşı Öğretmen-Öğrenci-Veli dayanışması ve birlikteliği içerisinde önüne hedefler koyar.
Dolayısıyla kendimizi bırakalım onları kurtaralım değil onlarla toplumun geleceğini birlikte inşa edelim.
malum kpss yüzünden beklemedeyim ve bu sebeple bir dershanede eylül ayında calışmaya başladım. şartlar gittikçe ağırlaştı, başta yapılan sözlü anlaşmaların dışına cıkıldı ve aramızda tatsız diyologlar geçti. hemen 2 gün sonra yani dün istifa dilekçemi yazacağımı söyledim,bana sözleşme hatırlatıldı. yine de dün istifamı yazıp verdim ve kayda geçti. bildiğim kadarıyla 15 gün içinde bana geri dönmek zorundalar. benim tahminim ise zaman kazanmak adına reddedecekler. o durumda da yine bildiğim kadarıyla noter onaylı dilekçemi milli eğitime verdiğimde valilik onaylı tek taraflı sözleşme iptali gerçekleşiyor. bu durumda benden herhangi birşey talep etme hakları var mı? ya da zarar görebileceğim bi durum? yardımcı olabirseniz cok sevinirim cünkü malesef cok fazla bilgim yok bu konuda, 2 aydır öğrendiğim şeyler şunlar; bu kurumlarda yöneticiler öğretmeni kepaze eder, öğrenciler de yöneticileri.. daha bi kaç gün önce, dersane kurucularının birini bir öğrenciye yalvarırken gördüm (ertesi gün bana resti ceken adam) ki 7 tane kurucumuz var.. hepsinin karşısında dimdik durdum lafımı esirgemedim ama artık burdan kurtulmak istiyorum! ben bunu 2ay sonra anlayabildim, yıllarca içinde olup kör kalmış arkadaşlara gercekten çok üzülüyorum.. bilgilerinizi bekliyorum.
Sevgilerimle..
İstifa dilekçenizi verdikten sonra 15 gün bekleyip ayrılabilirsiniz. Ancak sözleşmeniz nasıl, özel maddeler var mı bilmiyoruz. Bunlar çok önemli. Sözleşme metninizi gönderirseniz daha çok yardımcı olabiliriz.
Görüşmek üzere.
ben geçen sezon İstanbulda orta halli bir dersanede görev yapıyordum. ilk başlarda herşey iyi kötü gidiyordu ancak daha sonra maaşımızı alamamaya başladık. bir gün dershanemize uğrayan EED'li arkadaşlarla tanıştık.9 yıldır bu sektörde olan biri olarak böyle bir oluşumun varlığı beni çok heyecanlandırdı.daha sonra maaş alamama durumu gitgide arttı ve biz derneğin ankaradaki merkezine mail attık. hemen bize geri döndüler ver istanbuldaki arkadaşlarla görüşebileceğimizi söylediler.istanbuldaki arkadaşlarla görüştük yasal haklarımız ve sesimizi duyurabilmemiz konusunda ellerinden geldiğince bizleri bilgilendirdiler ve destek oldular. ancak gelin görün ki biz 14 öğretmen bu desteğe yeterince karşılık veremedik. belki paramızı alırız umuduyla sesimizi çıkarmamaya devam ettik. sonuçta da paramızı alamadık. en son abc dershanesinde çalışan arkadaşların eylemini gördüm ve onları takdir ettim. bizlerin yapamadığını onlar yaptı. EED çalışanlarının desteğini unutmam mümkün değil ve ben de dernek için bundan sonra elimden ne geliyorsa yapacağım. inanın örgütlenmeden bu sorunların üstesinden gelmenin imkanı yok, bireysel çırpınışlar hiçbir şey ifade etmiyor.
1.dersaneciliğe başlamamış yada stajer olarak çalışan arkadaşlar için ki bu en rahat kısmı ;başlamayın sakın çünki bu yolun sonunu bilen yok her yıl nere ile anlaşıcam ne kadara anlaşıcam acaba şu ortağada geçen gün selam vermedim acaba beninle yıl sonunda bu yüzden anlaşamayabilirlermi? gibi uykunuzu kaçıran gençliğinizi kemiren sorunlarla uğraşmamak için ya atanabilecekseniz kendinize inanıyorsanız kpss ye yada farklı devlet işlerini düşünün derim.
2.kısım ise benim gibi yıllarını bu işe vermiş arkadaşlar için özetleyecek olursak.dersanede sevilin hemde çok öğrenciler arasında tabii ki.ara sınıflarla daha ilgili olun.mümkünse velileriyle görüşün.yukarıda bi hocamızın dediği gibi problemi idare yansıtmayın.Ve en önemlisi hiç bir zaman ama hiç bir zaman dersaneye muhtaç olduğunuz hissini vermeyin.Ve tamamlayıcı son öğe olarak her zaman arkanda birilerinin var olduğu hissine kaptırın.
bu yazıyı yazanda kim die merak edenlere 6 yıldır dersane öğretmenliği yapan her yıl ne olcak korkusunu yenemediğinden 3.kez doğru kızla evlenmekten hep korkular nedeniyle vazgeçen bir matematikçi olarak not düşeyim. :)))
(site ve yönetici arkadaşlara ve özelliklere sizlere çok teşekkürler)
daha sağlam bilgisi olan var mı acaba?
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=153001
ERZURUM'DAN SEVGİLER....
HÜSEYİN ÇELİK'İ MAİL YAGMURUNA TUTMAK GUZEL FİKİR.MESELA BUNUN GİBİ NE OLABILIR?
Özellikle sizden ricam Sabah gazetesi eğitim yazarı Sait Gürsoy'a mail atmanız.O bu konuyu yakın zamanda gündeme getirdi.Bu işin peşini bırakmamalıyız.Mutlaka mail gönderin maduriyetinizi dile getirin.Artık Fen-Ed. olarak sesimizi duyurmalıyız.Şu ara yapamazsak bir daha formasyon bizim için hayal olur.
Sorun sadece öss dershanelerinde değil aynı zamanda aöf dershanelerinde de yaşanmakta. Örneğin istanbulda deneyim açıköğretim kurumları , bilimsel açılım akademi kursları , kampüs açıköğretim kurslarındaki öğretmen arkadaşlarda maaşlarını alamamakta işe başlarken hiç bir sözleşme imzalamadıkları için de hiç bir hak talep edememektedirler .Özellikle matematik , türkçe gibi kültür derslerinde öğretmenlik yapanlar en zor durumda olanlar.Bu dershanelerde çalışan arkadaşlarım işten atılırım kaygısıyla seslerini çıkaramamakta ben onların sorunlarına bir parça ses olabilmek amacıyla kendimi bu mesajı yazmak zorunda hissettim .Ben meb te çalışıyorum hafta sonları bir aöf dershanesinde dgs türkçe derslerine giriyorum 3 aydır hala ödeme yapmadılar bu gidişle yapacaklarınıda sanmıyorum.
yakın zamanda ankara buluşması için buradan maillerini bırakın..
Yeter..
Söz bizim olacak..............................
425 milyon olurmu elif akıl var mantık var niye anlaştın AN LAŞ MAAAAAAAA
ne derlerse kabul ediyoruz kabul etmeseniz olmaz
banada 1000 ytl teklif ettiler anlaşmadım
fazladan derslere sokmaya calıştılar kabul etmedim
sizde biraz cesaretli olun
yoksa bizleri daha cok sömürürler
arkadaslar biz sesimizi yükseltirsek her seyı yaparız meb mail atalım ak partiye mail atalım
BU ARADA ALAH İÇİN SÖYLEYİN ANLAŞIPTA KRİZİ BAHANE ETMEYEN PATRON VARMI ACABA?
KURSTA açıköğretim - dgs - kpss kursları verilmekte yada verdiklerini sanmaktadırlar...
250 lira verırız dedi sizce iimi??SINAV ZAMANIDA İZİN ALABILECEĞİMİ SÖYLEDİ. yani diğer dershanler stajer öğrencıye para verıormu??? yada bu mıktar azz mı bu arada bn bursada ikamet ediorum yanı bursann ortamını bilen arkadaslara özellikle ssoruyorum...İİ GÜNLER
sadece siteyi açtık burada yorum yaz yorum oku
yaptığımız başka bişi varmı
Yorum Ekle