Ücretli köle: Ücretli Öğretmen
Ücretli öğretmen MEB’e bağlı okullarda girdiği ders saati üzerinden ücret alarak çalışan öğretmendir. Öğretmenlik mesleğinin yerel yönetimlere kaydırılmasının bir basamağıdır. Çünkü kadrolu ve sözleşmeli öğretmen atamalarından sonra atanamayan öğretmenlerin ilçe milli eğitim müdürlüklerine başvuru yaparak kaymakamlık onayının alınması ile ancak açık kontenjan varsa görevlendirilmesi yapılır.
Ücretli öğretmenler esnek çalıştırılma sorunu ile yüz yüze kalan kesimlerdir. Ücretli öğretmenin görevlendirmesinde her yerel kendi inisiyatifinde uygulamalar belirlemekte, keyfi sınav uygulamaları ile karşı karşıya bırakılmaktadırlar. Bununla birlikte ücretlerin hesaplanmasında yine her yerel farklı yöntemler kullanmaktadır. Hatta ücretli öğretmenin ücretlerinin hesaplanmasında öğretmenden kendi muhasebecilerini bulmaları istenmektedir. Bu uygulama her muhasebecinin öğretmen ücretleri üzerinden kendi belirlediği fiyatlarda kesinti yapmasına neden olurken bu sayede devlet tüm bu hesaplamalar için ihtiyacı olan personeli de istihdam etmeyerek bu işi de özel sektöre kaydırmıştır
Eğitim sen’in yaptığı bir araştırmaya göre 57.000 öğretmen geleceksizliğin pençesinde ücretli öğretmen statüsü ile çalışmaktadır. 2006-2007 eğitim-öğretim döneminde, yedi ücretli öğretmen atamalarının yapılamaması sonucu yaşadığı bunalımla intihar ederek yaşamına son verdi. Esnek çalışma cenderesi içinde çok düşük ücretlerle çalışmak zorunda bırakılan ücretli öğretmenler ücretli kölelerdir adeta! Büyük bir çoğunluğu ailelerinin yanında yaşayarak kazandığı parayı KPSS kursları yada üniversitede aldıkları kredi borçlarının ödemesini yapabilmek için kullanıyor. Binlerce öğretmen yaşamlarını erteleyerek anı yaşayarak mesleğini yapmaya çalışıyor. Evlilik, çocuk, kendi yaşamını kurabilme gibi isteklerini yıllarca erteleyerek en insani ihtiyaçlarını dahi karşılayamıyor. Bir sosyal güvenceye sahip olabilmesi; 90 gün çalışma zorunlululuğu nedeniyle, gerek keyfi işten çıkarmalarla, gerekse yerine atanan sözleşmeli öğretmenin gelmesiyle hayal oluyor.
Bunun yanında iş güvencesi okul idaresinin keyfiyetine bırakılan öğretmen işsiz kalma kaygısı ile derse girmekten başka sorumluluğu olmamasına rağmen nöbet tutmak, sınıf öğretmenliği yapmak, kol/klüp çalışmalarına ve toplantılara katılmak, idari işlerde kullanılmak gibi zorunluluklarla karşı karşıya bırakılıyor. Ücretli öğretmenler diğer statüdeki öğretmenlerle aynı işi yapıyor olmasına rağmen öğretmen kartı alamıyor, bu nedenle toplu taşıma ücreti dahil hiçbir indirimden yaralanamıyor.
Örgütlenme gezileri sırasında tanıştığımız bir kadrolu öğretmenin “ iş güvencesiz çalışma öğretmenlerin kişiliksiz kimliksiz bireyler olmasına neden oluyor bundan 5 yıl önce doğru bulmadığımız bir uygulamaya karşı hep birlikte karşı durabiliyorduk ancak bugün işsizlik korkusuyla hiç kimse sesini çıkaramaz oldu. Tam da sistemin istediği öğretmen profili yetişiyor” sözleri aslında durumu özetlemeye yetiyor.
Güvencesiz çalıştırma sadece öğretmenlerin konum kaybına, ekonomik, sosyal, psikolojik çöküşüne değil aynı zamanda yanında çalışan kardeşini rakip olarak görerek birbirine yabancılaşmasına neden olmaktadır. Kendisiyle aynı kaderi paylaşan sözleşmeli öğretmen, ücretli öğretmen için işini elinden alan olmaktadır. Oysa kurtuluşumuz birbirimize omuz vermekle, birleşmekle gelecektir.
Ücretli öğretmenlik uygulaması sadece bu koşulda çalışan öğretmenlerin değil tüm eğitim emekçilerinin geleceksizleştirilmesidir. İş güvencesiz çalıştırmaya karşı tüm eğitim emekçileri, veliler, öğrenciler birleşik mücadele vermek zorundadır. Bugün eğitim sendikalarının bu uygulamaya karşı halen belirsiz bir tutum sergilemeleri, tüzük vb. yasal uygulamalara takılarak gerekli mücadeleyi vermemeleri, ücretli öğretmenleri fahri üye gibi uydurma üyeliklerle hak alma bilincinden uzak bir şekilde oyalamaları çözümden çok uzaktır. Bugün kendi içinde sürekli bir şekilde içten içe kaynama halinde olan tüm eğitim emekçilerinin ortak örgütlülüğünü sağlayarak fiili meşru mücadele hattını oluşturmak zorunludur.
Bu uygulama devam ettiği sürece kimse kendini güvende sanmasın. Herkese iş herkese çalışma hakkı talebini yükselterek bu geleceksizliği yarabiliriz ancak. Bizler ücretli çalışan eğitim emekçileri olarak hayatlarımızı ertelemek istemiyoruz. İnsanca yaşanacak ücret insanca yaşanacak zaman talebi ile tüm öğretmenleri ortak örgütlenmeye ve mücadeleye çağırıyoruz.
* Eğitim Emekçileri Kurultayı'na katılan ücretli öğretmen arkadaşlarımız tarafından alanlarına dair sunulan tebliğdir.
Bu kategorideki diğer kayıtlarımız