Eğitim sisteminin değişen yapısına eleştirel bir bakış.

TÜRKİYE'DE EĞİTİMİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI
Giriş:
Gelişmiş kapitalist ülkelerde yaşanan sermaye birikim krizlerinin aşılması çabaları, bu ülkeleri; üretim sisteminin farklılaşması, idari reformların uygulanması, az gelişmiş ülkelerin kendi sermayeleri için pazar haline getirilmesi gibi bir dizi yeniliklere götürmüştür. Devletin rolü yeniden tanımlanırken, az gelişmiş ülkelerle kurulan ilişkiler ise farklı bir boyut kazanmıştır. Ekonomiden, siyasete, eğitimden, kültür sanata dek pek çok alanda yaşanan bu yeniden yapılandırma süreci, yeni altüst oluşları da beraberinde getirirken hiçbirşeyin eskisi gibi olmayacağını her yeni uygulama ile göstermektedir. Bu yeniden yapılandırma sürecinin eğitimi ilgilendiren kısmı ise, tek başına eğitimin finansması, planlanması vb. açısından değil, bizzat onun içeriği ve rolü (neoliberal eğitim felsefesi) açısından da yaşanmaktadır. Bu makalede, tüm dünyada yaşanan yapısal değişikliklerin Türkiye'deki yansımasına bakarak, özelde eğitim alanında yaşanan yeniden yapılandırma sürecini ve bu sürecin en önemli aktörü olan Dünya Bankası ile Türkiye arasında yapılan projelerin içeriklerini inceleyeceğiz.
Uluslararası Entegrasyon: Yeniden Yapılandırma
Gelişmiş kapitalist ülkelerde yaşanan aşırı üretim krizleri, sermayenin önceki birikim koşullarının giderek sürdürülemez hale geldiğini; yeni bir birikim sürecine ve bunu sağlayacak politikalara geçmesinin zorunlu olduğunu göstermiştir. Sermaye, artıdeğer sömürüsünü uluslararası ve her düzeyde durmaksızın genişletmek, çeşitlendirmek, derinleştirmek, yoğunlaştırmak, merkezileştirmek, hızlandırmak arayışındadır. Engel haline gelen bir dönemki siyasal, hukuki, ideo-kültürel (sınıflar arası, sınıf kesimleri arası, uluslararası) egemenlik ilişkilerini/mekanizmalarını da bu çerçevede durmaksızın yeniden yeniden yapılandırma çabasındadır. “Neoliberalizm” olarak bilinen bu süreç, sadece ekonominin değil siyasetin de bir bütün olarak yeniden yapılandırılmasını; devletin de kurumsal yapı ve işleyişindeki bir dizi değişiklikle hem bu sürece uyarlanarak hem de bu süreçte daha fazla etkinleşip önünü açacak biçimde yeniden yapılandırılması zorunluluğunu ortaya çıkardı. Tıkanan, yavaşlayan sermaye birikiminin yeni bir temelde örgütlenmesi, neoliberal iktisadi politikaların uygulanabilmesi önceki dönemde oluşan sınıfsal-toplumsal, siyasal ve uluslararası dengelerin sermaye cephesinden zorla çözülmesini ve zorla yeni bir temelde örgütlenmesini zorunlu kılıyor.
(Ufuk Çizgisi, sayı 65)
Yeni kurulan üretim sisteminde sermayenin bunalımını aşmasının olmazsa olmaz koşulu tüm dünyaya açılmaktır. Neoliberal politikaların temeli de tam da burada yatmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş kapitalist ülkeler için pazar olmasının olanaklarının yaratılması. Bu bağlamda kapitalist ülkeler için pazar olacak diğer ülkelerin, idari yapılarının reformu, ulusal ve uluslararası sermayeler arası ağın örülmesi amacıyla kurulan ve
Güler(2005)'in de ifade ettiği gibi sermayeyi risklerden koruyan şemsiye örgütlerin etkisi, yeni kurulan düzen içerisinde artmıştır. Başta Dünya Bankası olmak üzere IMF, DTÖ ile yapılan anlaşmalar yabancı sermaye için teminat sağlarken, serbest pazar yararına uygun koşulların oluşması için gereken siyasal-ekonomik-toplumsal alt ve üst yapı koşullarını hazırlamakla sorumludurlar. 80'lerden günümüze kadar hükümetler tarafından yapılan reformlar bu koşulları hazırlama girişimleridir. Bütçe kanunu, Kamu Personeli Rejimi Yasa Tasarısı gibi yönetimin yeniden tasarlanmasının yanı sıra özellikle 1995 yılında yapılan GATS anlaşması ile hizmet alanlarının tamamına yakını ulusal ve uluslararası sermayeye açılmıştır. Kamusal yönetim baştan aşağıya yeniden yapılandırılken başta sağlık ve eğitim olmak üzere toplumun hemen her kesimini kesen ve kapsayıcılığı ve zorunluluğu ele alındığında, karlılık oranı oldukça yüksek olan hizmet alanları da bir yatırım alanı haline gelmiştir.
Yeniden Yapılandırma Sürecinde Eğitimin İçeriği ve Rolü
AB ve Avrupa’daki şirketler verimliliklerini ve rekabet güçlerini artırmak için eğitime özel önem vermeye başladılar. Çünkü sermayenin toplam döngü hızının artması, tekil sermayelerin kullandıkları teknoloji altyapısını da sürekli yenilemelerine yol açıyor. Teknolojik altyapı yenilendikçe sürekli değişen teknoloji karşısında bu değişime uygun çıktı üretemeyen üniversiteler işlevsizleşiyor. Bu minvalde, bugün sermeyenin üniversitelerden beklentisi; kendi acil pragmatist ihtiyaçlarına uygun bir emek gücünün üretimidir.(Ercan, 2007) Sermaye cephesinden kapitalist rekabet içerisinde var olabilmek için gelişen teknolojiyi kullanabilecek ve geliştirebilecek nitelikli emek gücüne sahip olmak zorunlu hale gelirken işçi ve emekçiler cephesinden de işsiz kalmamak için bu niteliklere sahip olma zorunluluğu ortaya çıkıyor. Dolayısıyla, özellikle üniversite ve liselerde sanayinin ihtiyaçlarına yanıt olacak teknikerlerin yetiştirilebilmesi için eğitimin organizasyonunda da değişikliklere gidilmektedir.
Geleneksel okul yapısı sürekli mesleki eğitim ve sertifika programlarıyla birlikte, sektörler için açılan liseler, MYO ve meslek liselerini bir araya getiren METEB’ler, teknokentler vb. hızla değişiyor. Eğitimin belirli bir yaş aralığına ve belirli kalıplara göre belirlendiği dünkü yapı yavaş yavaş sermayenin şu ya da bu bölgedeki, şu ya da bu düzeydeki ihtiyaçlarını hızla karşılamaya yönelik bir esnekleşme arz ediyor. Bugün kısmen üniversiteler ama özellikle meslek liseleri yalnızca nitelikli işgücünün sağlandığı yerler olarak değil, aynı zamanda kafa ya da kol emeğinin üzerine kurulu esnek üretim organizasyonlarının yapıldığı sanayi kolları olarak da yeniden yapılandırılıyor. Özellikle mesleki eğitimde, üretimin okullara, okulların da üretim havzalarına doğru kaydırılması yönünde bir eğilim varken, işyeri disiplini de farklı biçimlerde okulların içine taşınıyor. Örneğin mesek liseleri daha şimdiden birer KOBi olmuşken meslek liselerinde çalışan öğretenler de ustabaşı konumuna gelmiştir. Üniversitler KOSGEB’ler ve TEKNOKENT’lerde çalışan öğretim üyeleri ve özellikle yüksek lisans öğrencileri sanayiye Ar-Ge hizmeti üreten bilgi ve teknoloji üretme çiftlikeri olarak yeniden yapılanıyor. Eğitim süreci artık sıralar, defterler, kitaplar, kara tahta ve tebeşirden çıkmakta, bilgisayar ve dijital teknolojiler de eğitim sürecine yoğun biçimde (ve onu yapısal bir dönüşüme uğratacak bir biçimde) giriyor. Ve aynı zamanda, egemen sınıf ideolojisinin yeniden üretilmesi ve topluma benimsetilmesinin aracı olarak eğitim; sınıflar arası çelişkileri derinleştiren, kadınların toplumsal rolünü erkeğe göre ikinci sınıf olarak tanımlayan, dini ve ırkçı motiflerle süslenmiş müfredatları ile yeni kuşakların egemen sınıf ideolojisinin tarihsel ve güncel çizgileriyle biçimlendirilmesinin temel taşı olarak kullanılıyor. Bu yeniden yapılandırma süreci içerisinde, geleneksel olan ne varsa değişiyor. Tabi ki öğretmenlere biçilen rol de. O rol; sermayenin ihtiyaç duyduğu çıktıların yetiştirilmesidir. Anaokulundan başlayarak her çocuk için rol model olan öğretmenin kapitalizmdeki fonksiyonu işte bu “çıktılar”ı yaratmaktır! Kapitalist sınıfsal hiyerarşinin eğitim alanına doğrudan taşınarak kast sistemine benzetilmesi, işçi çocuğuna işçi becerileri, burjuva çocuğuna sahip/efendi eğitimi servis edilmesi görevi, öğretmene verilmiştir! Yetkin ve üretken öğretmen emeği öğrencilerin bile farkettiği biçimde vasıfsızlaşırken, yaratılan faydalı sonucun meta olarak öğrencilere satılması, paran kadar eğitilirsin, neoliberal eğitim felsefesinin içiçe geçmiş, birbirini besleyen bileşenleridir. Bu hem öğretmene hem öğrenciye ve veliye düşman felsefenin, üstüne bir de öğretmen tarafından öğrenciye mutlak doğru olarak şırınga ettirilmekte; öğretmenler paralı eğitim tahsilatçıları olarak görevlendirilmektedir.
(Eğitim Emekçileri Kurultayı, 2008)
Bir Koruyucu Şemsiye: Dünya Bankası
Dünya Bankası ile yapılan kredi anlaşmaları, taraf ülkelerde ulusal iktisat politikalarından başlayarak toplumsal bölüşüm ilişkilerine ve kamu yönetiminin yeniden düzenlenmesine uzanan geniş bir etki alanına sahiptir.
(Güler, 2005). Dünya Bankası'nın son on beş yıllık sanayileşme modeli, az gelişmiş ülkelerde sınai iç yapılanma ile ilgilenmemektedir. Süreç, dünya ekonomisinin taleplerine ve ulusaşırı sermayenin hareketine bağlanmıştır. Az gelişmiş ülkelerden istenen bu dinamiklerin ulusal engellerden ve emek maliyeti ödemekten kurtarıldıkları bir rekabet ortamı yaratmalarıdır.
(Güler, 2005) Daha açık bir ifade ile küçük ve orta ölçekli işletmelerin, gelişmiş kapitalist ülke ve ulusal sermayeler için taşeronluk yapabilecek uygun alt yapıya sahip olmalarıdır. Türkiye'de bu işletmeleri geliştirmek amacıyla KOSGEB kurulmuştur. Ancak yeni üretim teknikleri ve gelişen teknoloji düşünüldüğünde Türkiye'de bu niteliğe sahip iş gücü sayısı sınırlıdır. Dolayısıyla Dünya Bankası bu iş gücünü oluşturacak(emeğin toplumsal üretkenliğini artıracak) eğitimin bu düzlemde yeniden yapılandırılması amacıyla proje anlaşmaları yapmıştır. Makalemizin ana eksenini oluşturacak olan Dünya Bankası ile eğitim alanında yapılan projelerin incelenmesine geçmeden önce Dünya Bankası'nın hizmet ettiği yönü görmek açısından nasıl bir işleyişe sahip olduğuna bakmakta fayda var.
Türkiye'nin Dünya Bankası ile son on beş yılda yaptığı anlaşmalar üç kademelidir. İlk kademe anlaşmalar, makro ekonomik politikalar ile bütün sosyo-ekonomik yapıyı dönüştürmeye yönelmiş genel nitelikli anlaşmalardır. Bunlar yapısal uyarlama kredileridir... Türkiye'nin kalkınma politikalarını köklü şekilde değiştiren beş SAL toplam 1.6 milyar dolar tutarındadır. İkinci kademe anlaşmalar bir sektörü dönüştürmeyi hedefleyen anlaşmalardır. Bunlar sektörel uyarlama kredileridir. SECAL'ler tarım, enerji ve mali sektörler için açılmış kredilerdir. Mali sektörede iki olmak üzere dört SECAL'in toplamı ise 1.3 milyar dolardır. Üçüncü kademe anlaşmalar ise konu hedefli proje kredisi anlaşmalarıdır. Proje kredileri, plan-program kredisi niteliği taşıyan SAL ve SECAL'lerin uygulamaya girmesinden bu yana, SAL ve SECAL'leri yaşama geçirme ya da destekleme araçlarına dönüşmüşlerdir.
(Güler, 2005)
Dünya Bankası kredileri hükümet ile veya hükümetin garantörlüğünde kamu kurumları ile yapılabilir. Bakanlar Kurulunca onaylanarak yürürlüğe giren anlaşma metinleri 6 bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerde genel koşullar ve tanımlar, geri ödeme planları, faiz belirlemeleri vs yer alırken dikkat edilmesi gereken üçüncü bölümde, “proje uygulaması” başlığı altında alınan paranın nasıl bir örgütlenme ile, hangi düzenlemeler yapılarak, hangi öncelikler ile kullanılması gerektiği ve Banka'nın uygulama boyunca gözetim, denetim ve müdahale yetkilerinin neler olduğu açıklanmaktadır. Dolayısıyla Banka kredileri, şekil değiştiren kapitalist sistem içerisinde Türkiye vb. ülkelerin pazar için uygun alt ve üst yapının reformizasyonunu sağlamaktadır. Bu reformizasyon içinde eğitim, kuşkusuz önemli bir yere sahiptir.
Neo-liberalizmin devlet reformu adını verdiği kamu hizmeti ve kamu örgütlenmesini tasfiye planı, 1980'den bu yana kararlı ve bilinçli bir şekilde sürdürülmektedir. 1980'li yıllarda parçacı biçimde yürütülen çalışmalar, küresel sermayenin gereksinmelerine uygun sınai işgücü yaratmak amacıyla, ilki 1984 ve ikincisi 1988 yılında "Sınai Eğitim Projesi", 1985 yılında "Endüstriyel Okullar Projesi", 1987 yılında "Yaygın Mesleki Eğitim Projesi" konularında Dünya Bankası kredileri çerçevesinde yürütülmüştür. Milli eğitim sistemine topluca müdahale, 1990'lı yıllarda belirginlik kazanmıştır. Dünya Bankası ile 1990'da imzalanan 90 milyon dolarlık "Milli Eğitimi Geliştirme Projesi Kredisi", 1998 ve 2002 yıllarında imzalanan 300'er milyon dolarlık iki "Temel Eğitim Proje Kredisi" ile gerçekleştirilmiştir. Bu krediler, 1995'te imzalanan GATS Anlaşması ve AB tarafından Katılım Ortaklığı Belgesinde de yer verilmiş olan hizmetlerin serbestleştirilmesi hedefi doğrultusunda, milli eğitim sistemini amaçları ve yapısı bakımından dönüştürmeyi amaçlamaktadır. "Milli" yerine "küresel" eğitim amaçları tesis edilmeye; eğitim sistemi özelleştirilmeye; eğitimin örgütlenmesi hem küreselleşme hem de özelleştirmeye yol vermek üzere yerelleştirilmeye çalışılmaktadır. Eğitimin yerelleşmesi ile hedeflenen, eğitim yönetimine yerel yönetimleri, borsa ve odaları, işveren örgütlerini dahil etmek, böylece finansman sorununu bir ölçüde çözmektir.
(Eğitim Sen, 2003)
Projeler
1971 yılında imzalanan “Eğitim Projesi” (13.5 milyon $)
1971-1981 dönemi için açılan kredi 32 teknik okul ile 12 ticaret okuluna eğitim materyali sağlanması amacı taşımaktadır.
(Keskin, 2003)
1984 yılında imzalanan “Sınai Eğitim Projesi” (36.8 milyon $)
Projenin amacı imalat-ihracat sanayiinde çalışan işçilerin verimliliğini artırmaktır. Bu amaca ulaşmak için Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren bir eğitim kuruluşu olan Sınai Eğitim ve Geliştirme Merkezi ile YÖK’ün kurumsal kapasitesi sınai eğitim verecek şekilde güçlendirilecek, Devlet İstatistik Enstitüsü personeline eğitim bursları sağlanacaktır.
(Keskin, 2003)
1985 yılında imzalanan “Endüstriyel Okullar Projesi” (72.7 Milyon $)
Projenin Başlangıç ve Bitiş Tarihleri: 1985-1994
Projenin Mali Büyüklüğü:
Projenin Amacı: Proje Okullarının donatımını sağlamak, eğitilmiş endüstriyel insan gücünün kapasitesini ve sayısını artırmak.
Projenin Çıktıları
• 74 Endüstri Meslek Lisesi 15 Meslek alanında ekipmanla donatıldı.
• 200 Endüstri Meslek Lisesi Bilgisayar laboratuarı ile donatıldı
• Değişik meslek alanları ile ilgili 42 teknik ders kitabının tercümesi, basım ve dağıtımı gerçekleştirildi.
• 13 Meslek alanında Eğitim Programları yenilendi.
• Proje kapsamında 117 Adam/Ay’lık danışmanlık sağlandı.
• 821 Adam/Ay’lık bursiyerlik sağlandı.
• İşgücü ve öğretmen kalitesi yükseldi.
• Öğrenci sayılarında artış oldu
1987 yılında imzalanan “Yaygın Mesleki Eğitim Projesi” (72.2 milyon $)
Projenin Başlangıç ve Bitiş Tarihleri: 1987- 1995
Projenin Mali Büyüklüğü: 72.2 $ Milyon Dolar
Projenin Amacı: Üretim endüstrisinin ihtiyaç duyduğu eğitilmiş İnsan gücü arzını arttırmak.
Projenin Çıktıları
• 748 Eğitim Merkezi modern teçhizat ve bilgisayar ile donatıldı. Toplam 297.834 kişiye mesleki beceri kazandırıldı.
• Teknik yardım hizmetleri kapsamında 263 kişi 18 meslek alanında yurtdışı eğitimi aldı.
• 6 meslek alanında toplam 66 modül geliştirildi.
• Proje kapsamında 212 Adam/Ay’lık danışmanlık ve 738 Adam/Ay’lık bursiyerlik sağlandı.
• 8 meslek alanında 32 yardımcı teknik ders kitabının tercüme ve dağıtım işlemleri yapıldı.
• Anne-Çocuk Eğitimi Pilot Projesi kapsamında 42 Halk Eğitim Merkezi’nde 1751 anne-çocuk 42 öğretmen tarafından eğitildi.
• METGE projesi altında program geliştirme, kurslar ve hizmet içi eğitim faaliyetleri yapıldı.
Proje kapsamındaki kurumlar
• 168 Halk Eğitim Merkezi
• 79 Çıraklık Eğitim Merkezi
• 73 Olgunlaşma Enstitüsü
• 12 Yetişkinler Eğitim Merkezi
• 302 Ticaret Meslek Lisesi
1987 yılında imzalanan “Milli Eğitimi Geliştirme Projesi” (177.2milyon $)
Projenin Başlangıç ve Bitiş Tarihleri: 1990-1999
Projenin Mali Büyüklüğü: 177.2 Milyon Dolar
Projenin Amacı: İlk ve orta öğretimde kaliteyi yükseltmek
Projenin Çıktıları
• Eğitim Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı (EARGED) tarafından 21 Müfredat geliştirildi, 3 müfredat Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığınca onaylandı.
• 23 İlde 147 İlköğretim, 37 genel Lise, 16 Anadolu Lisesi, ve 8 Anadolu Öğretmen Lisesi olmak üzere 208 MLO Eğitim Materyalleri ile donatıldı.
• 235 Bilgisayar Deneme Okuluna 1’er Bilgisayar Laboratuarı ve Öğretmen odalarına 1’er PC kuruldu.
• Ders kitabı hazırlama standartları geliştirildi.
• Yayımlar Dairesi Başkanlığı, Devlet Kitapları Müdürlüğü ile 21 bölge şefliğinin bağlandığı bir bilgisayar ağı kuruldu. (445.000+300.000 ABD$)
• 6 Araştırma Çalışması tamamlandı ve basıldı;
- Öğretmen Değerlendirmesi,
- Kayıt Tahminleri / Okul Haritaları,
- Eğitim Materyalleri ve Ekipmanları envanteri,
-Terfi İçin Hizmet içi eğitim, Öğretmenlerin Ders Yükü, Gösterim İçin Fen
Laboratuarı.
• Araştırma Planlama Kurulunda 1996 - 2011 yıllarını kapsayan Eğitim Ana Planı hazırlandı.
• YBS Pilot çalışması tamamlandı,
• Bakanlık birimlerine teknolojik ekipman sağlandı.
EPP kapsamında;
• 276 köy okuluna Öğretmen ve öğrenci çalışma kitapları dağıtıldı.
• Öğretmen ve Müfettişler için hizmetiçi eğitim kursları düzenlendi,
• 30 köy okulunda kızların okullaşmasını artırmak için Okul Fonu oluşturuldu.
• İlköğretim Okul Yapıları kitabı hazırlandı.
• 3 ilde 14 köy okulunun yenilenmesi ve donatımı sağlandı.
Ortaöğretim Fizibilite Çalışması ;
• Fizibilite kapsamında çeşitli araştırmalar yapılarak bir proje önerisi geliştirildi,
• Anne Çocuk Gelişimi programı;
• 59 ilde, 35.000 anne ve çocuğa eğitim verildi.
• 300 öğretmene yenileme eğitimi verildi.
• Anne-Çocuk eğitim hakkında 25 kısa metrajlı film hazırlandı ve çeşitli kanallarda gösterime girdi.
Proje kapsamındaki kurumlar
• Okul öncesi
• İlköğretim
• Ortaöğretim
• Mesleki Ortaöğretim
1987 yılında imzalanan “Temel Eğitim Projesi I” ( 2.515.000.000 $)
Projenin Başlangıç ve Bitiş Tarihleri: 1998 -2003
Projenin Mali Büyüklüğü: 2.515.000.000 dolar
Projenin Amacı : 8 yıllık kesintisiz zorunlu ilköğretimi yaygınlaştırarak evrensel bir kapsama ulaştırmak, ilköğretimin kalitesini arttırmak, ilköğretim okullarına ilgiyi çoğaltmak, okullarımızı toplum için birer öğrenme merkezi haline getirmek
Projenin Çıktıları:
• TEP Kapsamında 12.186 yeni derslik ve 6.072 ek derslik yapıldı,
• Ankara’ daki 44 İlköğretim okulunun onarımı ve ek derslik inşaatı tamamlandı,
• 199 kırsal okul ve 124 merkez köy okulunun onarımı ve ek derslik inşaatı tamamlandı,
• 1287 kırsal kesim okul onarımı yapıldı,
• 42 Yatılı İlköğretim Bölge Okulu ve PİO ’nun onarımı yapıldı.
• 405 öğretmene aktif öğrenme ve özel öğrenim metotları eğitimi verildi.
• 3781 aday yöneticiye eğitim verildi.
• 221.000 öğretmen bilgisayar sınıflarının, donanımı ve yazılımının etkin şekilde kullanımı üzerine eğitim aldılar.
• Donanım alınan firmalar 6.665 öğretmene, Yazılım alınan firmalar 9.251 öğretmene eğitim verdi.
• 2.802 ilköğretim okuluna 3.188 bilgi teknolojisi sınıfı kuruldu,
• 22.854 kırsal kesim okulu için 45.000 bilgisayar, donanım, yazılım ve çevre ekipmanları satın alındı,
• 22,287 İlköğretim okulundaki 2.938.149 öğrenciye çanta içi araç temini,
• 18.723 ilköğretim okulundaki 67.306 dersliğe hikaye kitabı temini,
• 3.741 taşıma merkezli ilköğretim okuluna fen laboratuarı malzemeleri temini,
• 3.564 ilköğretim okulu için Atatürk Serisi ve Türkçe Sözlük temini yapıldı.
• 5-6 yaş anne-çocuk eğitimi için materyal dağıtımı tamamlandı.
• İlköğretim müfettişlerine ve mastır formatörlerine 1500 diz üstü bilgisayar ve MEB müfettişlerine130 diz üstü bilgisayar, 1- anabilgisayar alındı.
Proje kapsamındaki kurumlar: İlköğretim
1987 yılında imzalanan “Mesleki ve Teknik Eğitimin Modernizasyonu Projesi (MTEM) ” (18.5 milyon Avro)
Projenin Başlangıç ve Bitiş tarihi: 2003 -2007
Projenin Mali Büyüklüğü: 18,5 Milyon Avro
Projenin Amacı: Meslek dersleri öğretmen eğitiminin niteliğini yükseltmeye yönelik çabaları desteklemek ve meslek dersleri öğretmen eğitim sisteminin Avrupa Birliği’ndeki gelişmelere uyumunu desteklemek.
Projenin Çıktıları:
1- Öncelikli dokuz alanda (Bilgisayar, Elektrik-Elektronik, Otomotiv, Giyim-H.Giyim, Konaklama İşletmeciliği, Yapı, Tesisat-Doğal Gaz, Çocuk Gelişimi ve Pedagoji) meslek dersleri öğretmenlerinin alan yeterlilikleri belirlendi.
2- Belirlenen yeterlilikler doğrultusunda toplam 474 modüler öğretim programları geliştirildi. Geliştirilen programlar 2004–2005 öğretim yılından itibaren 14 Mesleki ve Teknik Eğitim Fakültesinde uygulanmaktadır.
3- Modüler Öğretim Programlarını uygulayan 14 Meslekî ve Teknik Eğitim Fakültesine ve projenin hizmet içi eğitimi kapsamında Millî Eğitim Bakanlığına bağlı 6 Hizmet İçi Eğitim Merkezine 8.5 Milyon Avro’luk ekipman desteği sağlandı.
4- Meslekî ve Teknik Eğitim Fakültelerinde “Yüksek Öğretimde Kalite Güvencesi ile ilgili Avrupa Ağ Sistemi” koşullarına uygun ortak “Kalite Güvence Sistemi” ne yönelik pilot uygulamalar Gazi Üniversitesi ile Sakarya Üniversitesinde Ekim 2006 tarihinde gerçekleştirildi.
5- MTEM projesi kapsamında bugüne kadar 93 meslek dersi öğretmeni, 715 fakülte öğretim üyesi, 60 sosyal taraf temsilcisi olmak üzere toplam 868 kişiye farklı alanlarda eğitim verildi.
6- Proje amaçları doğrultusunda, Mesleki ve Teknik Eğitimle ilgili politika önerilerini içeren politika ve strateji Raporu “Beyaz Belge” hazırlandı.
1987 yılında imzalanan “Temel Eğitim Projesi II” (281milyon $)
Projenin Başlangıç ve Bitiş tarihi: 2002-2007
Projenin Mali Büyüklüğü: 281 milyon Dolar
Projenin Amacı: Temel Eğitim politikasını desteklemek üzere, eğitim kalitesini yükseltmek, kapasitesini yaygınlaştırmak ve eğitime erişimi arttırmak.
Projenin Çıktıları:
1- 3000 ilköğretim okulunun 4002 sınıfına bilgisayar laboratuarları kuruldu, kırsal ve gecekondu bölgelerindeki 4000 ilköğretim okuluna eğitim materyalleri alındı.
2- Halk Eğitim Merkezlerinde eğitim alan anneler için 141.860 adet “anne çocuk eğitim seti” dağıtıldı ve 800 anasınıfı için oyun setleri, oyuncaklar satın alındı.
3- 166 anasınıfı, 109 okul binası, 322 ilk ve özel öğretim okuluna ait 1000 eğitim binası depreme karşı güçlendirildi ve onarıldı.
4- 1340 özel eğitime ihtiyaç duyan zihinsel engelliler sınıfına öğrenmeyi kolaylaştırıcı ekipmanlar, görme engelli öğrenciler için 1035 brail daktilo, 48 işitme engelliler ilköğretim okuluna 75 işitme cihazı seti, İşitme ve görme engelli öğrenciler için 70 bilgisayar laboratuarı kuruldu.
1987 yılında imzalanan “Temel Eğitime Destek Programı” (100milyon $)
Projenin Başlangıç ve Bitiş tarihi: 2002-2007
Projenin Mali Büyüklüğü:100 milyon Avro
Projenin Amacı: Türkiye'de yoksulluktan en fazla etkilenen kırsal alanlar ile kentlerin gecekondu bölgelerinde temel eğitimin dışında kalmış kız çocukları, yetişkinler ile risk altındaki çocukları eğitime kazandırmak.
Projenin Çıktıları:
1- Risk altındaki çocukları belirleme ve önlem alma konusunda öğretmen ve velilerden oluşan 40 binden fazla katılımcıya bilgilendirme toplantıları yapıldı.
2- İlköğretim programları; Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı koordinasyonunda, İlköğretim Genel Müdürlüğü ve EARGED işbirliği ile, öğrenci merkezli ve yapılandırıcı yaklaşım göz önüne alınarak yenilendi, 9 il 120 okulda pilot uygulaması ve değerlendirilmesi yapıldı. Proje kapsamındaki 24 ilde 20 binden fazla öğretmen ve okul yöneticilerine yeni ilköğretim programı tanıtıldı.
3- Yeni Programlara uygun olarak Öğretmen kitabı, öğrenci kitabı ve çalışma kitabı üçlü set halinde tüm dersler için hazırlandı ve basımına katkı vermek için 1 milyon Avroluk kâğıt satın alındı.
4- Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü işbirliği ile yetişkinlere yönelik I. ve II. kademe okuma yazma programları geliştirildi, pilot uygulaması yapıldı, programlara uygun kitaplar üçlü set olarak hazırlandı ve dağıtımı yapıldı. Ayrıca 207 halk eğitim merkezi programı modüler sisteme göre hazırlandı, basımı ve dağıtımı proje kapsamında gerçekleştirildi.
5- Öğretmen Yetiştirme ve Eğitimi Genel Müdürlüğü işbirliği içinde genel ve özel alan öğretmen yeterlilikleri geliştirildi ve 6 ilde pilot uygulaması yapıldı.
6- Öğretmen, yönetici, velilerden oluşan yaklaşık 100.000 kişiye eğitim verildi.
7- Köy/kent arasındaki eğitim farkının azaltılması için eğitim tesislerinin fiziksel kapasitesi artırılarak 16 ilde eğitim binaları, yeni ve modern derslikler, halk eğitim merkezleri, lojmanlar, spor salonları, gezici eğitim araçları temin edilerek yıllardır arzulanan eğitim de fırsat eşitliği için önemli çalışmalar yapıldı.
8- 81 okul, 775 derslik,11 Halk Eğitim Merkezi,37 Lojman, 20 Yurt, 1 Spor Salonu, 3 Yemekhane inşa edildi.
1987 yılında imzalanan “Mesleki Eğitim ve Öğretim Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi (MEGEP) ” (51 milyon Avro)
Başlangıç ve Bitiş tarihi: 2002-2007
Projenin Mali Büyüklüğü: 51 milyon Avro
Projenin Amacı: Türkiye’deki mesleki ve teknik eğitim sistemini sosyo-ekonomik gereksinimler ve yaşam boyu öğrenme ilkeleri doğrultusunda bütünlüklü olarak güçlendirmek.
Projenin Çıktıları:
1- 31 ilde yapılan İş Piyasası ve Beceri İhtiyaç Analizi ile Türk İş Piyasasının yapısıhakkında bilgi edinildi, yapılan sektör ve iş analizi çalışmaları ile de toplam 576 mesleğe ilişkin analiz yapıldı.
2- Meslek standartları ve meslek analizlerinden hareket edilerek 42 alanda 192 mesleğin eğitim standardı hazırlanarak yeterliliğe dayalı modüler öğretim programları geliştirildi. Bu programların yürütülmesine yardımcı olacak 5189 adet modül hazırlandı.
3- Türkiye genelinde 2005-2006 eğitim-öğretim yılından itibaren genel ve mesleki ortaöğretim kurumlarının öğretim süresi 4 yıla çıkarıldı, MEGEP kapsamında geliştirilen yeterliliğe dayalı modüler öğretim programları tüm mesleki eğitim kurumlarında uygulanmaya başlandı. Bu kapsamda 9. Sınıf ortak sınıf olarak tüm genel lise ve meslek liselerinde okutulmaya başlandı. 9. sınıfta yer alan Tanıtım ve yönlendirme dersi ile de öğrencilerin meslek alanlarını tanımaları, ilgi, istek, yetenek ve bölgesel ihtiyaçlara göre tercih yapmaları sağlandı.
4- Klasik program yapısından modüler esnek bir yapıya geçilerek yatay ve dikey geçişlere elverişli yapı oluşturuldu, 10.sınıf sonunda da geçiş yapma şansı veren, alan ve dal eğitimi esas alındı.
5- Öğrenci; eğitim süresinin sonunda, öğrenim gördüğü mesleki alanda diploma, seçmiş olduğu dalda sertifika ve işyeri açma belgesi alacaktır.
6- Sistemden ayrılan öğrenci tasdikname değil, öğrenim hayatı boyunca kazandığı yeterliliklerine karşılık gelen sertifika alabilecektir.
7- Örgün ve yaygın meslekî ve teknik eğitim kurumlarında verilen diploma ve sertifika programları için geliştirilen öğretim programları ve modüller ortak olarak kullanılmaktadır.
8- Her yaşta ve düzeydeki bireye yönelik hayat boyu öğrenme esas alındı.
9- 1991 yılından beri üzerinde çalışılan Meslekî Yeterlilik Kurumu(MYK) 07 Ekim 2006 tarihinde 5544 Sayılı Kanunla MEGEP ın katkılarıyla kuruldu. MYK meslek standartlarını temel alan meslekî ve teknik eğitim alanlarında ulusal yeterliliklerin esaslarını belirleyen bu yeterlilikleri kazandıracak eğitim kurumlarını ve programlarını akredite eden, değerlendirme ve belgelendirmeye ilişkin faaliyetleri yürütecek bir kurumdur. Böylece MEB kendi mezunlarının MYK tarafından ölçme ve değerlendirmeye tabi tutulmasına imkan vererek bir anlamda dış denetim sistemine açtı.
10- MEGEP, 100 pilot kurumuna uluslararası ortaklık kurmak üzere Avrupa’daki eşdeğer bir okul/kuruma ‘bilgi alışverişinin sağlanması amacıyla 100 okuldan yaklaşık 1500 Yönetici, Öğretmen, Öğrenci ve Sosyal taraf temsilcilerinden oluşan gruplara eşleştirme ziyaretleri’ yapma imkânı sundu.
11- Proje kapsamında, sosyal ortakların kapasitelerinin güçlendirilmesi amacıyla yaklaşık 4 milyon Avro’luk 34 pilot proje desteklendi, pilot projeler başarıyla tamamlandı.
12- Mesleki eğitim ve öğretimle ilgili bilgi toplamak, üretmek ve yaymak amacıyla; hedef kitlesine hem sanal hem de fiziki olarak ulaşacak olan 2 Mesleki Eğitim Bilgi Merkezi İstanbul ve Trabzon’da açıldı.
13- Proje kapsamında mesleki eğitimin yeniden yapılandırılması konusunda önemli kriter ve basamak oluşturulacak bir dizi politika belgesi hazırlandı. 30 pilot ilimizde mesleki eğitim ve öğretiminin SWOT analizleri gerçekleştirildi.
14- 145 Pilot kurumumuza toplamda 26.000.000 Avro değerinde ekipman desteği sağlandı.
Proje Kapsamındaki Kurumlar: Mesleki ve Teknik Eğitim Kurumları
(MEB)
GATS Anlaşması
GATS (The General Agreement on Trade in Services) Hizmet Ticareti Genel Anlaşması’dır. 1947 yılında imzalanan GATT-Tarifeler ve Ticaret Genel Anlaşması kapsamında 1986-1994 yıllarında yapılan Uruguay Görüşme Turunda GATT’a dahil edilmiş ve 1.01.1995 tarihinde resmi olarak faaliyete geçirilen Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) bünyesine aktarılmış olan hizmet ticaretini düzenleyen ilk çok taraflı anlaşmadır. Dünya Ticaret Örgütünün 1995 yılı başında resmi olarak kuruluşundan önce de, hedefleri gümrük uygulamalarını aşamalı olarak kaldırma ve ticareti tüm dünyada serbestleştirmek olarak tarif edilen GATT anlaşması çerçevesinde bir araya gelen devletler, ticaretin liberalizasyonu yönünde görüşmelerini, çeşitli görüşme turları çerçevesinde sürdürmekteydiler. Bunlar arasında yer alan Uruguay görüşmeler turu, 1986-1993 yılları arasında gerçekleştirilmiş olan önemli aşamaların katedildiği bir görüşmeler turuydu. GATS anlaşması da bu görüşmeler turunun sonlanması öncesinde müzakere edilerek görüşüldü ve imzalandı. Türkiye Cumhuriyeti de 1994 GATS anlaşmasına DTÖ kurucu üyesi olarak imza attı ve anlaşma TBMM’de 25 Şubat 1995’te onaylandı. (Erol, 2002)
Türkiye 1994 yılında GATS anlaşması kapsamında aşağıda sayılan hizmet sektörlerinde taahhütte bulunmuştur.
1.Mesleki hizmetler
a.Uzmanlık gerektiren hizmetler
b.Bilgisayar ve ilgili hizmetler
c.Diğer mesleki hizmetler
2.Haberleşme hizmetleri
a.Posta hizmetleri
b.Kurye hizmetleri
c.Telekominikasyon hizmetleri
3.Müteahhitlik ve ilgili Mühendislik-Mimarlık hizmetleri
4.Eğitim hizmetleri
a.İlk orta ve diğer öğretim hizmetleri
b.Yüksek öğretim hizmetleri
5.Çevre hizmetleri
a.Kanalizasyon hizmetleri
b.Çöplerin kaldırılması hizmetleri
c.Sağlık çevre ve benzeri hizmetler
6.Mali hizmetler
a.Sigortacılık ve sigortacılık ile ilgili hizmetler
b.Bankacılık ve diğer mali hizmetler
7.Sağlık ile ilgili ve sosyal hizmetler, hastane hizmetleri
8.Turizm ve Seyahat ile ilgili hizmetler
a.Oteller ve lokantalar
b.Seyahat acentaları ve tur operatör hizmetleri
9.Ulaştırma hizmetleri (deniz, hava, demiryolu ve kara taşımacılığı)
Dünya Ticaret Örgütü eski Başkanı Renato Roggerio anlaşma ile ilgili düşüncelerini şöyle özetliyor: “GATS ile, daha önce ticaret politikası içinde tanımlamadığınız alanları bile piyasa ekonomisine açabiliyorsunuz ve yabancı hizmet tacirlerine yerlilere tanıdığınız hakların aynısını tanıyıp; objektif kriterler uygulanacağını garanti ediyorsunuz. Korkarım şu anda ne Hükümetler neyin altına imza attıklarının, ne de şirketler neler kazandığının farkında değiller.”
(Erol, 2002)
Başta GATS anlaşması olmak üzere uluslar arası kurumlarla imzalanan anlaşmalarla, tamamlanmış, devam eden ya da hazırlanan projelerle, özelde eğitim kurumları, (şimdilik) kantin, otopark, taşıma, temizlik işleri vb işler üzerinden döner sermayelerle para kazanılabilecek birer ticarethaneye dönüştürülerek özelliştirmenin yolu açılırken diğer taraftan da özellikle meslek liseleri ve MYO'ları ile sanayinin ihtiyaç duyduğu kalifiye işgücü sayısını artırmak hedeflenmektedir. Bu bağlamda ilk ve ortaöğretime bütçenin kesilmesiyle müdür ve yapısal değişiklik geçireren Okul Aile Birlikleri okula para bulma zorunluluğu ile karşı karşıya kalmışlardır. Bunun için sermaye sahiplerine okulun çeşitli bölümleri açılmış, öğrencilerden aidat adı altında paralar toplanmaya başlamıştır. Yine aynı şekilde yerelleştirme yönelimi içerisinde eğitim emekçilerinin işgüvencesiz çalıştırılması söz konusu olmuş ve 2005'ten bugüne sözleşmeli öğretmen alımı ile bunun adımları atılmıştır. Performans değerlendirme, Kariyer basamakları gibi uygulamalarla yine öğretmenler arasına rekabeti sokmaya çalışarak tek tip öğretmen yapısını ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. 1990 sonrası 208 okulda pilot uygulama ile başlatılan Müfredat Laboratuar Okulları uygulaması ile;
-1990'lı yılların sonlarında her okulda karar sürecini yörenin sermaye temsilcilerine açan OGYE (Okul Gelişimi Yönetim Ekipleri) kurumlaşmasıyla;
- Ülkenin 1889 eğitim bölgesine ayrılarak bölge yönetimlerinde karar yapısını yine sermaye temsilcilerine açan Bölge Danışma Kurulları kurulmasıyla;
- Öğretmenlerin istihdamını okul tanımlı olmaktan çıkaran ve sözleşmeli istihdam sisteminin bir tür "zemin etüdü" olan norm-kadro uygulamasıyla;
Her okul ve her eğitim bölgesinde temel amaçlar ile görevleri piyasa ilişkilerine göre tanımlamayı zorunlu hale getiren toplam kalite yönetimi uygulamasıyla.
(Eğitim Sen, 2003)
Eğitim kitapları, materyalleri vizyon, misyon, rekabet, girişimcilik, vs piyasa kavramları ve öğrencilere verilen propje ödevleri ile müfredat yeniden yapılandırılarak daha ilköğretimden başlamak üzere toplum, piyasa koşullarına uyum sağlama ve dahası piyasa koşullarını geliştirmek için çalışmalar yürütmek zorunda bırakılmaktadır.
Sonuç Yerine
Neo-liberalizmin kıskacında kalan ülkelerin devlet yapılarını “devlet reformu” adıyla yeniden yapılandırdığı bir süreçten geçiyoruz. Kamusal alanın ve dolayısıyla kamu hizmetlerinin tasfiye edildiği bu dönemde eğitime düşen görevler ise egemen ideolojinin yeniden üretilmesi, toplumun değişen dünya düzenine entegrasyonu ve gerek ulusal gerekse uluslararası sermayenin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünü yetiştirmesi olarak değişiyor.
Eğitim, nasıl tanımlanırsa tanımlansın, özünde, insan için, insan tarafından, insana göre ve insanca yürütülen/yürütülmesi gereken bir etkinliktir. Eğitim, kapitalist sistemin tüm insansızlaştırma (dehümanizasyon) girişimlerine karşın, hem öznesi hem de nesnesi insan olan bir etkinliktir. Eğitimin hak oluşunun kökeninde, insanların kendilerini içinden çıktıkları hayvanlar dünyasından özgürleştirmek için verdiği mücadele yatar. İnsanın daha fazla insan olma süreci olan eğitim, elbette hayvanlar âleminde geçerli olan doğal ayıklanma yasalarına (Gücü gücü yetene!) göre düzenlenemezdi.
(Özsoy, 2008) Eğitimin parasız ve zorunlu olması anayasa ile belirtilmiş olmasına rağmen okullarda alınan kayıt paralarından hemen hemen her bir üst kademeye geçişin sınava endekslenmesine kadar pek çok etmen sayesinde bu yasal güvence fiili bir şekilde ortadan kaldırılmıştır. Hem IMF, DTÖ, OECD, DB gibi uluslar arası örgütlerle yapılan anlaşmalar hem hükümetler aracılığıyla eğitim sisteminin ticarethanelere dönüştürülmesinin önü açılmıştır. Eğitim, artık parası olanın alabildiği olmayanın ise ucuz işgücü olarak yedeklenen milyonlarca işsizler ordusu içerisine itildiği bir sistem haline gelmiştir. İşçi sınıfı mücadelesinin zayıf olduğu ülkelerde bu süreç çok daha hızlı ve dolayımsız işlerken başta Fransa ve Yunanistan olmak üzere mücadelenin daha gelişkin olduğu Avrupa ülkelerinde ise daha yavaş ilermektedir.
Eğitim emekçileri, savaşımlarının bu yeni evresinde tarihsel mücadele geleneklerinin de bilinciyle insanın insan tarafından sömürüsünün, sınıfsal, ulusal, cinsel baskı ve zorbalığın her türüne ve bugün onun somutlaşmış ifadesi olarak neoliberal eğitim sistemine karşı işçi sınıfının toplumsal-kültürel-siyasal savaşımında yer almalı ve bir kez daha ileri çıkmalıdırlar.
Kaynakça:
Güler, B. Ayman, (2005), Yeni Sağ ve Devletin Değişimi, Ankara, İmge Kitapevi.
Özsoy, Seçkin, (2008), “Eğitim Niçin Bir Haktır?”. 18 Ocak 2008. Ankara. [http://www.halkinhaklari.com/yazi_oku.asp? sayfa_no=222&b=egitim_nicin_bir_haktir_2__drseckin_ozsoy] (İndirilme Tarihi 08.05.2009)
Eğitim Emekçileri Derneği, (2008), “Öğretmen ve Sermaye”, Eğitim Emekçileri Kurultayı Kitabı, Ankara, Mattek.
Keskin, Nuray E. “Eğitimde Reform,” Kamu Yönetimi 1. Ulusal Kurultayı . 18,19 Aralık 2003. Malatya. [http://www.antimai.org/gd/nurayegitref.htm ] (İndirilme Tarihi 25.04.2009)
Ercan, Fuat, (2007), “Kapitalizm ve Küreselleşmenin Eğitimle Bağlantıları”. Refleks Dergisi’nin (Sayı 2)Üniversiteler Dosyası için Yapılan Söyleşi.16 Ocak 2007. [http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=9305] (İndirilme Tarihi 27.04.2009)
Erol, Pınar, (2002), “Hizmet Ticareti Genel Anlaşması GATS ve Tüm Hizmetlerin Kapitalist Çevrime Dahil Edilmesi”, Uluslar arası Konferans.3-5 Temmuz 2002. [http://www.antimai.org/gr/peodtu.htm] (İndirilme Tarihi 27.04.2009)
Ufuk Çizgisi Dergisi, (2007), “Devletin Yeniden Yapılandırılması”, Ufuk Çizgisi Dergisi [http://www.ufukcizgisi.org/index.php?in=65&p=1894] (İndirilme Tarihi 04.05.2009)
Eğitim Sen, (2003), “Kapitalizmin “Yenilenmesi” ve Eğitim Politikaları”. 1-2 Şubat 2003. Ankara. [http://www.egitimsen.org.tr/index.php?yazi=80] (İndirilme Tarihi 02.05.2009)
MEB, [http://projeler.meb.gov.tr (İndirilme Tarihi 29.04.2009)
Sefa Akdemir YÜCEL
12.05.2009
Yorum Ekle